<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724</id><updated>2011-11-27T15:29:44.711-08:00</updated><category term='Güzelleşelim'/><category term='Kültür ve Sanat'/><category term='Moda'/><category term='Sağlıklı Yaşam'/><category term='Benim Yuvam'/><category term='Kadınca çok Özel...'/><category term='Resimler / Pictures'/><category term='Gerekli Bilgiler'/><category term='Magazin Hayatı'/><category term='Kadın Haberleri'/><category term='Yaşama Dair'/><category term='Evlilik'/><category term='Cinsel Komik Kadınca Sorular'/><category term='Cinsel Sağlık'/><category term='Türkçe Şiirler'/><category term='Romantik Sinema'/><category term='Ah Şu Erkekler'/><category term='Özel Günlerimiz'/><category term='Diyet / Egzersiz'/><category term='English Poems'/><category term='Bebeğim'/><category term='Sanatci Kadınlar'/><category term='Din Ahlak Bilgisi'/><category term='Yemek Tarifleri'/><category term='Astroloji'/><category term='Açaba Nerede Ne Var'/><category term='Aşk'/><title type='text'>welcome</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>82</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2155864786643812847</id><published>2009-03-03T06:33:00.001-08:00</published><updated>2009-03-03T06:39:32.777-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ah Şu Erkekler'/><title type='text'>Erkeklerin Romantizmi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/Sa0_49nB4aI/AAAAAAAACtA/IPENl7Oorko/s1600-h/4548.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308969783583170978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 290px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/Sa0_49nB4aI/AAAAAAAACtA/IPENl7Oorko/s400/4548.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Sonbahar Mevsiminde :)&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308969995957410690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 404px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/Sa1AFUw_m4I/AAAAAAAACtI/D8s3IdT7mpw/s400/111111.jpg" border="0" /&gt;Evlilik Hayatında :)&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308970373487907426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 407px; CURSOR: hand; HEIGHT: 344px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/Sa1AbTLR0mI/AAAAAAAACtQ/QlbFcnyf2L0/s400/3221.jpg" border="0" /&gt;Araba Fuarında :)&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308970608011723554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 392px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/Sa1Ao82HQyI/AAAAAAAACtY/TNuO-Mq7I9w/s400/444884.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;Stadyumda ki Abazalık anlarında :)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2155864786643812847?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2155864786643812847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2155864786643812847' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2155864786643812847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2155864786643812847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/03/erkeklerin-romantizmi.html' title='Erkeklerin Romantizmi'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/Sa0_49nB4aI/AAAAAAAACtA/IPENl7Oorko/s72-c/4548.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4389937197804902871</id><published>2009-02-14T06:00:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T06:21:51.448-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Haberleri'/><title type='text'>Başörtülü Kızlarla Kim Evlenecek?</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbSBnJO_wI/AAAAAAAACpw/G31ERXToZyU/s1600-h/gggg.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302656536404754178" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 261px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbSBnJO_wI/AAAAAAAACpw/G31ERXToZyU/s400/gggg.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son zamanlarda İslamcı erkekler arasında moda haline gelen bir sosyolojik durum var: Örtünmeyen kızlarla evlenmek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz iki yılda hem yakın çevremde, hem de daha geniş bir sosyal tabanda gördüğüm örnekler beni bu meseleye kafa yormaya itmişti zaten; ama son bir yıldır şahit olduklarım beni sıkı bir umutsuzluğun içine yuvarladı. Soru şu: İslamcı erkekler, örtünmeyen kızlarla evlenecekse; başörtülü kızlarla kim evlenecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce fıkra anlatalım. Salamon, hidayete erip Müslüman olduğu günün akşamında ölmüş. Annesi de oğlunun başına gelip feryadı basmış. “Oğlum, cenazene Yahudiler gelmez, Müslümanlar da seni bilmez, ortada kaldın gitti.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız, başörtülü kızların “ortada kaldın gittin” durumu; hadi adını cesurca koyalım “örtünüyorlar diye cezalandırılma” durumları bugün ortaya çıkmış bir sorun değil. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Hadi zihninizi yoklayın. 80’li yılların “inanç ve ideoloji dolu havası” 90’larda yerini “inanç ve zenginlik dolu havaya” bırakınca neler olduğunu hatırlayacaksınız. Hatırlayınca da sinirlenecekseniz muhtemelen. İslamcı patronlar, zaten kamusal alanda köşeye sıkıştırılmış başörtülü kızları şirketlerine hangi şartlarda almaya başlamıştılar? “Sen burada -örtün nedeniyle- çalışmak zorundasın. Buraya mahkumsun. Dolayısıyla sana vereceğim gubidik maaşa talim etmelisin. Eşek gibi çalışmalısın.” Buna itiraz eden kızlara verecekleri cevap da çekmecelerinde duruyordu her daim: “Beğenmiyorsan Koç’ta çalış.” Üstelik bu patronlar; başörtülü personellerini şirketlerinin “görünür” alanlarından uzak tutuyorlardı. Hak etmelerine rağmen müdür yapmıyorlardı mesela onları.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbSRkopo4I/AAAAAAAACp4/C1hKBPiUzlc/s1600-h/xaDGtQXC.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302656810609124226" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 249px; CURSOR: hand; HEIGHT: 185px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbSRkopo4I/AAAAAAAACp4/C1hKBPiUzlc/s400/xaDGtQXC.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kendimden bir örnek vereyim. Eşimin, 4 yıl çalıştığı işinden ayrılmasının en önemli gerekçelerinden biri şudur. “Pazarlama şefi” olarak örtüsüyle ulaşabileceği son noktaya ulaşmıştır. Ve patronunun kendisine hak ettiği “yöneticilik” koltuğunu vermeyeceğini bildiği için istifa etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim çok yakından bildiğim bir örnek var. Boğaziçi’ni hem lisans, hem de yüksek lisans düzeyinde birincilikle bitirmiş bir arkadaşımız (hadi adına “Ayşe” diyelim); sırf başörtülü olduğu için sınıfının tembelleri bilmemne bankalarında “uzman yardımcısı” göreviyle 3 milyar net maaşla işe başlarken Ayşe, meşhur bir patronumuzun gıda firmasında 600 milyon lira maaşla raportör olarak iş başı yapmıştı. Aynı grup şirketlere bağlı bir giyim firmasının Kıbrıs’ta parasıyla okumuş frapan pazarlama müdürü (hadi onun adı da “Alev” olsun) ise 3 milyar maaş alıyordu ve altında kendisine şirket imkanlarıyla tahsis edilmiş arabası vardı. Yani anlı şanlı patronumuz; Ayşe ile Alev’in arasındaki farkı “örtünmemek” olarak belirlemişti. Aslında işin daha da vahim yanı “patronumuz” Alev’e örneğin “saçlarını nerde kestirdin kız” diye sorduğunda Alev cilvelenerek “caddede Miracle’da” diye cevap verebiliyor; bu da patronumuzun hoşuna gidiyordu. Oysa Ayşe’ye bunu soramazdı ki! &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Tabii, şu meşhur; “sana vereceğim iş yok; ama istersen ikinci eşim olarak alırım seni” zırvalıklarına hiç girmeyeyim. Ben o mevzua girersem mideme kramp gireceği kesin gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bana kızacaksınız; ama bu, gene de bir noktaya kadar kabul edilebilir bir durumdu. Çünkü vahşi kapitalizme teslim olmuş “İslamcı patron” gene de inançlarını büsbütün yitirmemiş olduğundan şirketlerinin bayan personel kontenjanlarının hatırı sayılır kısmını başörtülü hanımlara ayırıyordu. Fakat 90’lı yılların sonunda başlayan meşum süreç; bunun da üstesinden geldi. İslamcı patronlar artık şirketlerinde başörtülü personel çalıştırmaya tahammül edemez oldular. Bilmemne finanslarda, felankeş tekstilde, falanca hastanede “sahibi hacı personeli askılı” durumlar ortaya çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbSjbrnS1I/AAAAAAAACqA/KCT1BUBRF6s/s1600-h/010320080253133266505_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302657117443279698" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 289px; CURSOR: hand; HEIGHT: 228px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbSjbrnS1I/AAAAAAAACqA/KCT1BUBRF6s/s400/010320080253133266505_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;En yakın arkadaşlarım, İslamcılıklarından emin olduğum arkadaşlarım, firmalarına alacakları yegane bayan personel için “başörtülü” bir kızı tercih etmediler/edemediler. Kime ne anlatıyoruz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahtan akşama Kanal 7’de, Samanyolu’nda reklamları dönen “cemaat hastaneleri”ne gidin bir bakın. Bankolarında rıza-ı bari için bir tek “örtülü” sekreter bulamayacaksınız. Doktorlarının içinde “tesettürlü” birini bulmakta zorlanacaksınız. En iyi ihtimalle 3-5 hastabakıcı kızla iktifa edeceksiniz. Ama merak etmeyin. Onların da oralardan uzaklaş(tırıl)maları yakındır. Ne de olsa devir “erkek ve fakat fazlasıyla ürkek” İslamcıların “imaj yapıp iktidara yürüdükleri” devirdir. Baksanıza Ömer Çelik’e. Ayşe Arman’ı Harley Davidson’ının arkasına atıp şöyle bir turlamayı hayal ediyor. Turlasın tabii. Ünlü siyaset bilimcimizin en doğal hakkıdır. Ne de olsa bu işleri düzeltirler diye meclise göndermedik onları. Harley Davidson fetişlerini tatmin etsinler diye gönderdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelelim başlıktaki soruya: “Başörtülü kızlarla kimler evlenecek?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün “feminist” tepkileri göze alarak ve ne söylediğimin gayetle farkında olarak söylüyorum bunu. Başörtülü kızlarımız için durum bu kadar kötüyken; gene de bir teselli cümlemiz vardı: “Helal süt emmiş bir Müslüman gençle yuva kurup evlerinin hanımı olurlar.” Fakat şimdi bu teselli de ortadan kalkmış durumda. İslamcı erkekler yanında bir “zenci” taşımak istemiyorlar işte. Sosyal ortamlarda, iş hayatında, alışveriş merkezlerinde, hatta sokakta kendisine “ayakbağı” olacak bir başörtülü kız istemiyorlar. Bunun yerine “görenlerin her defasında üzerinde iyi duruyor” diyecekleri süper comfartable hatunları tercih ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtülü kızların sığındıkları (ya da sığınabilecekleri) son tesellileri de ellerinden kayıp gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu köylülük, bu iptidailik, bu lanetli korkaklık üzerimize her gün biraz daha sıvanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimse, her gün biraz daha Can Yücel, her gün biraz daha Nihat Genç olasım geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle kuvvetlice bir “s.tir” çekmek istiyorum. Hani şiir gecelerinde o ön sırada oturan patates suratlı belediye ve vakıf takımının suratlarına bakarak yaptığım gibi. Zaten o gün bugündür de şiir gecelerine çağrılmıyorum. Tıpkı başörtülü kızlar gibi rengim giderek kararıyor çünkü. Zencileşiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4389937197804902871?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4389937197804902871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4389937197804902871' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4389937197804902871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4389937197804902871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/basortulu-kzlarla-kim-evlenecek.html' title='Başörtülü Kızlarla Kim Evlenecek?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbSBnJO_wI/AAAAAAAACpw/G31ERXToZyU/s72-c/gggg.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-7281975714354527475</id><published>2009-02-14T05:55:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T06:37:08.534-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeğim'/><title type='text'>Bebeğiniz ağlarken sakinleştirmenin püf noktaları</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbUy6Eu2uI/AAAAAAAACqY/-EfB4h4qGcc/s1600-h/www_yeniresim_com_-_Bebek_Resimleri_-_Alayan_Bebek_Resimleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302659582322989794" style="WIDTH: 352px; CURSOR: hand; HEIGHT: 252px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbUy6Eu2uI/AAAAAAAACqY/-EfB4h4qGcc/s400/www_yeniresim_com_-_Bebek_Resimleri_-_Alayan_Bebek_Resimleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eğer bebeğinizin ağlama nedenini bulamıyorsanız, aklınızda kendinize bir kontrol listesi hazırlayın. Önce en son ne zaman karnını doyurduğunuzu düşünün, üç saat kadar önce doyurdunuzsa yemek yedirmeyi deneyin. Eğer daha yeni yediyse, bezini kontrol edin. Bezi temizse o an içinde bulunduğu ortamdan uzaklaştırmayı deneyin. Bu şekilde ağlama nedenlerini eleyerek neden ağladığını bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğinizi Sakinleştirmenin Püf Noktaları:&lt;br /&gt;Ona emmesi için bir şey verin! Bebeğinizi emzirebilirsiniz, biberon, emzik ya da diş kaşıyıcı verebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bebeğinizi hareket ettirin! Bebeğinizi sallamak, onu rahatlatacaktır. Kucağınızda sallayabilir, sallanan koltuğa oturarak birlikte sallanabilirsiniz. Bebek arabasıyla ya da otomobille yolculuk da ona iyi gelebilir. Bebeğinizle birlikte dans etmeyi de deneyebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;.&lt;br /&gt;Bebeğinize masaj yapın! Bebeğinizin karnını ovabilir ya da karnını üzerine yatırarak sırtını sıvazlayabilirsiniz. Eğer gaz sancısı varsa bu masaj onu rahatlatacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbV_Wt5sHI/AAAAAAAACqo/3evr1ToeFas/s1600-h/GulenBebekResimleri_aglayan_bebek_resimleri_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302660895681917042" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 259px; CURSOR: hand; HEIGHT: 301px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbV_Wt5sHI/AAAAAAAACqo/3evr1ToeFas/s400/GulenBebekResimleri_aglayan_bebek_resimleri_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bebeğinize yakın olun! Bazı durumlarda ona sarılmanız, tek ihtiyacı olan şeydir. Kanguruyla bebeğinizi kendinize yakın tutmak, iyi bir çözüm olabilir. Bebeğiniz çok ağladığı zaman, ona sarılarak karanlık bir odaya gidip ona masal anlatarak ya da bir ninni söyleyerek onu sakinleştirebilirsiniz. Kalp atışlarınızı duymak, yeni doğanlar için oldukça sakinleştiricidir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;.&lt;br /&gt;Bebeğinizi yalnız bırakmayı deneyin! Eğer yukarıdaki çözümler işe yaramamışsa, bebeğiniz içinde bulunduğu ortamı çok gürültülü, çok kalabalık ya da çok ışıklı bulmuş olabilir. Bu durumda onu karyolasına ya da portbebesine yatırıp ışığı kapatarak başında bekleyebilir ve sakinleşip uyumasına tanık olabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-7281975714354527475?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/7281975714354527475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=7281975714354527475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7281975714354527475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7281975714354527475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/bebeginiz-aglarken-sakinlestirmenin-puf.html' title='Bebeğiniz ağlarken sakinleştirmenin püf noktaları'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbUy6Eu2uI/AAAAAAAACqY/-EfB4h4qGcc/s72-c/www_yeniresim_com_-_Bebek_Resimleri_-_Alayan_Bebek_Resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5471325742843584374</id><published>2009-02-14T05:17:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T07:18:46.698-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın Haberleri'/><title type='text'>Kadına karşı şiddete son verin</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbcWesuCgI/AAAAAAAACqw/QHjQrFFkdZc/s1600-h/black_logo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302667890031200770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 323px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbcWesuCgI/AAAAAAAACqw/QHjQrFFkdZc/s400/black_logo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dikkat! : Bu yazıda bahse konu olaylar tamamıyla gerçektir. Konusu ve içeriğindeki şiddet tasvirleri nedeniyle 18 yaşından küçükler tarafında okunması sakıncalı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz 25 Kasım Pazar günü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” idi. Bu gün hasebiyle çeşitli etkinlik ve gösteriler düzenlenerek insanların dikkat ve ilgisi bu konu üzerine toplanmaya çalışıldı. Yürütülen kampanyalarla da ilginin devem etmesi amaçlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece ülkemizde değil bütün dünyada pek çok kadına fiziksel ve psikolojik şiddet uygulanmakta. Bu “gün”den haberli, habersiz yüzlerce, binlerce kadın aynı günde şiddetin çeşitli şekillerine maruz kaldılar ve kalmaya da devam ediyorlar. Sebepleri ne olursa olsun dünya genelinde her 3 kadından 1′i eşinden, erkek arkadaşından ya da aile bireylerinden kötü muamele görüyor, fiziksel ya da duygusal şiddetin kurbanı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya çapında istatistikî veriler gerçeği yansıtmıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbd80-aK0I/AAAAAAAACrQ/PQ4UsywP0SM/s1600-h/avrupali-kadina-siddet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302669648357632834" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 303px; CURSOR: hand; HEIGHT: 229px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbd80-aK0I/AAAAAAAACrQ/PQ4UsywP0SM/s400/avrupali-kadina-siddet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uluslararası Af Örgütü’nün 2004 yılında yaptığı açıklamada belirtildiği gibi kadına yönelik şiddetin dünya çapında çok yaygın olmasına karşın bu konuda sağlıklı istatistikî veriler ortaya çıkarılamamıştır. Verilen rakamların gerçek boyutu yansıtmadığı da aynı açıklamada dile getirilmiştir. Bu durumun nedenin ise toplumlarda kadına yönelik şiddetin sistematik biçimde araştırılmamasının olduğu ifade edilmiştir. Daha da önemlisi kadınların yaşadıklarından utanmaları, toplum tarafından maruz bırakılacakları diğer olumsuzluklardan çekinmeleri, şikâyetlerinin sonrasında daha da fazla şiddet görecekleri korkusu ile yasal makamlara şikâyette bulunma, korunma ve sığınma talepleri olmaması nedeniyle istatistikî bilgi oluşmamaktadır. Bu konuda kimi ülkelerde hiçbir veriye rastlanamadığı gibi bazı ülkelerde ise verilerin gerçeği yansıtacak nitelikte olmadığı aynı raporda dile getirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının sırtından sopa hiç eksik olmuyor ama kadınlar hep susuyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda belirtilen durumların benzerleri ülkemizde de yeterli ve detaylı araştırmaların yapılamamasına neden teşkil etmektedir. Dahası kimi yörelerimizde kadınların kendilerine uygulanan duygusal ve fiziksel şiddeti olağan sayacak şekilde yetiştirilmeleri söz konusu olduğundan içinde bulunulan ve maruz kalınan şiddeti hayatlarının bir parçası olarak değerlendirmektedirler. Hal böyle olunca kadınlarımızın pek çoğu kötü muamele ve şiddet karşısında bırakın resmi makamlara şikâyette bulunmayı, kendi ailelerinden dahi yardım talep etmemektedirler. Darp, yaralanma, zor kullanarak cinsel ilişkiye maruz kalma, diğer fiziki acılar ve psikolojik şiddet karşısında çocuklarına ve canlarına kast edilmedikçe çoğunlukla sessiz kalmakta ve yaşadıklarını saklamaktadırlar. Yaşadıkları korku ve endişe onların sessizliklerini arttırmaktadır. Hala pek çok yöremizde kızlarımız bir “bedel” karşılığında küçük yaşlarda evlendirilmekte, namus ve töre cinayetlerine kurban verilmekte, pek çok nedenden dolayı da değişik biçimlerde şiddet görmekte ve buna boyun eğmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzücü olan diğer bir nokta ise kadınlarımızın ve yetkililerin karşılaşılan şiddet olaylarında korumaya yönelik kanunların varlığından (Örneğin 4320 sayılı kanun. Söz konusu kanun, aile üyelerine ailenin diğer bir üyesi tarafından şiddet uygulanması halinde bir takım özel tedbirler alınmasını içermektedir.) ve bunlardan yararlanılmasından, korunma talebinde bulunmadan, profesyonel yardım istemeden, sığınma evlerinden istifade etme gibi destek ve yasal imkânlardan habersiz olmalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna kim dur diyecek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı’nın hazırladığı 2006 Yılı Faaliyet Raporu’nda verilen rakamlar ise kadınların yaşadıkları şiddetin korkunç boyutlarını ortay çıkarmaktadır. Raporda verilen rakamlar, 2006 yılında kadına yönelik şiddet olaylarında bir önceki yıla oranla %76 artış olduğunu göstermektedir. 2005 yılında 41.081 kadın şiddete maruz kalırken, 2006 yılında bu rakam 72.643 olmuştur. Geçen yıl, 842 kadın cinayet kurbanı olmuş, 9.037’si yaralanmış, 22.884′ü darp edilmiş, 5.972’si kaçırılmış, 9.675′i tehdit edilmiş, 14.989′u aile içi şiddete maruz kalmış, 1.113′ü tecavüze uğramış, 872’si taciz kurbanı olmuş, 380′nine zorla fuhuş yaptırılmış, 466’sı intihar etmiş, 5.852 kadın ise intihara teşebbüs etmiştir. 2006 yılında şiddete maruz kalan kadınların 11.002’sinin ise 18 yaşından küçük olduğu belirlenmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbdPwVa6KI/AAAAAAAACrA/0fKz2DnqAvA/s1600-h/r_4uyihkbdgmbp44ud1w0y.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302668874017859746" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbdPwVa6KI/AAAAAAAACrA/0fKz2DnqAvA/s400/r_4uyihkbdgmbp44ud1w0y.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mor Bakışlar[8], ürküten rakamlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de 640.000 kız çocuğu okula gönderilmiyor.&lt;br /&gt;Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda kadınların %45,7’sine kocalarının seçiminde danışılmıyor, %50,8′inin rızaları alınmıyor.&lt;br /&gt;Acil yardım hattını arayan kadınların%57’sini fiziksel şiddet, % 46,9′unu cinsel şiddet, %14,6’sını ensest ilişkiye, %8,6’sını tecavüze maruz kalanlar oluşturuyor.&lt;br /&gt;Ankara’da gecekondularda yaşayan kadınların %97’si kocalarının saldırısına uğruyor.&lt;br /&gt;Orta ve yüksek gelir grubundaki kadınların %71′inin kocası şiddet kullanıyor.&lt;br /&gt;Orta ve yüksek gelir grubundaki kadınların %63,5′i cinsel tacizin bir türüne maruz kalıyor.&lt;br /&gt;Aile içinde barışı sağlamak gibi yanlış bir inanca sahip polis, kadınların şikâyetlerini araştırmıyor.&lt;br /&gt;1990 yılından buyana, Türkiye’de töre ve şiddet kıskacındaki kadınlara kucak açacak sadece 30 sığınma evi var.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Nüfusu yaklaşık 70 milyon olan Türkiye’de şiddet mağduru kadınlar için kurulmuş kadın sığınma evlerinin toplam kapasitesi 496 kişiliktir. Ve bu güne kadar 5.512 kadına hizmet verdiği belirtilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbcmnw-DyI/AAAAAAAACq4/rZWBxwqCmsI/s1600-h/kadinasiddet3gq7.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbfP4ayV7I/AAAAAAAACrY/PNq1yf5xLEA/s1600-h/3824.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302671075211106226" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 305px; CURSOR: hand; HEIGHT: 217px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbfP4ayV7I/AAAAAAAACrY/PNq1yf5xLEA/s400/3824.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçek hayattan kesitler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik sıkışık, kavşakta ikinci kez ışık kırmızıya dönüyor. Görünen o ki böyle giderse iki ışık daha beklenecek. Kilit olmuş araç kümesi içindeki arabaların birinde olağandışı bir hareketlilik yaşanıyor. Araçta bir adam ve bir kadın var. Direksiyondaki adam olduğu yerde bir öne, bir yana doğru hızlı ve sinirli hareketler yapıyor. Belli ki bir şeylere fena halde kızmış, hiddetini beden diliyle de konuşturuyor. Adamın iki kolu birden havaya kalkarken yan koltukta oturan kadın irkilerek olduğu yere siniyor. Adam gövdesini kadına doğru çeviriyor ve hiddetine devam ediyor. Belli ki ağzından dökülenler hiç de hoş sözler değil, kadının başı önüne eğiliyor. Saniyeler geçtikçe hareketler daha da sertleşiyor. Kadın bu gidişin sonunu biliyor gibi endişe ile etrafına bakıyor. Adamın yüzünden etrafa yayılan öfke çok net görülebiliyor. Alnının ortasından geçen damar kabarmış, kaşlar çatılmış, yüz iyice gerilmiş, gözler ateş saçıyor. Son sinir dalgasının harareti ile havaya kalkan sağ el yumruk olmuş. Artık direnmenin faydası yok, o yumruk bir balyoz gibi kadının kafasına iniyor. Darbenin şiddetinden savrulan kafa yan cama çarpıp yumruğa geri dönüyor. Adamın hırsı geçememiş, üstelik daha da iştahlanmış. Havada hazır bekleyen yumruk çözülüyor ve bu kez adamın avuç içi kadının yüzüne yapışıyor. Adam hiç tereddüt etmeden bir yumruk ve iki tokatla kadını iyice sindirip, hareketsiz bırakıyor. Yan arabada bulunanlar dehşete kapılmış bir halde bu durumu seyrediyorlar. Sözle başlayan eylem fiziksel aktivite ile devam ederken ışık yeşili bulmuş ve araçlar hareketlenmiş. Tıkanan trafik aksın diye sabırsızlanan araçların kornaları kulakları kaplıyor. Kadın koltuğunda iyice büzülüyor, yüzünü avuçlarının içinde saklayarak hıçkırıyor. Kornalar sanki şimdi daha da gürültü ile ötüyor, kadının hıçkırıklarıysa duyulmuyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenha, loş bir sokak, tek tük gelip geçenden başka kimse yok. Gecenin lacivertliğinin yeni yeni yayıldığı dakikalarda sokak lambaları da olmasa etraf hepten karanlık olacak. Henüz çiselemeye başlamış yağmurla birlikte havaya toprak kokusu sinmiş. Acele ile gelip geçenlerin ayak seslerinden başka, arka caddeden gelen trafik gürültüsü dışında, ortama yabancı, kedi miyavlamasını andıran bir inleme sesi duyuluyor. Ardından bir şaklama sesi, bir daha, bir daha… Sonra bir feryat çınlıyor sokakta, bir kadının yalvaran, çaresiz ve güçsüz feryadı “yapma! Kurbanın olayım yapma!”. Bir adam sesi yüksek tondan karşılık veriyor o cılız, ince, titrek sese. Adamın sesi gürlüyor adeta. Köpürmüş, kabarmış bir denizin kıyıya patlaması gibi kabaran hiddeti ile ses patlıyor, binalara çarpıp kadına geri dönüyor. “sus k…ak, onu önce düşünecektin”. Sokağı aydınlatan ışığın altında iri cüsseli bir adam kendi boyunca fakat kendinden hayli zayıf bir kadını hırpalıyor. Bir eliyle kadının bileğini tutarken diğer eliyle kadını tokatlıyor göbekli iri adam. Havaya kalkan, bir devin eline benzeyen o büyük avuç olanca kuvveti ile kadının zayıf ve uzun çenesinde nihayetlenerek hareketini tamamlıyor. Sonra tekrar aynı kuvvet ile el yeniden hava kalkıp yerini buluyor. Sendeleyip, sendeleyip bir türlü yere düşmeyen kadın son darbeye dayanamayıp asfalta kapaklanıyor. Yalvarması, inlemesi tıpkı üstüne gelen tekmeler gibi hiç kesilmiyor. Adam hırslandıkça hırslanıyor, ne attığı onca tokat ne de savurduğu tekmelerden tatmin olmamış. Tekmesini savururken, ön dişleri arasında ısırdığı dili dışarıda hırlıyor kadına “sus be kadın, sus dedim sana, sus yoksa gebereceksin…”. Sokaktan geçen üç beş kişi sanki bu gösterinin özel izleyicileriymiş gibi öylece durup bakıyorlar. Adam neden sonra aynı gürleyen sesi ile etrafındakilere dönüp “sizin işiniz yok mu? Ne bakıyorsunuz” diyor ve o üç beş kişi de sessizce dağılıyor. Kadın yerde sessizce kıvranıyor…&lt;br /&gt;……&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbcmnw-DyI/AAAAAAAACq4/rZWBxwqCmsI/s1600-h/kadinasiddet3gq7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302668167342853922" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 394px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbcmnw-DyI/AAAAAAAACq4/rZWBxwqCmsI/s400/kadinasiddet3gq7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yıkılırcasına yumruklanan kapının arkasından gecenin sessizliğini yırtarcasına çığlıklar yükseliyordu. Akşamın ilerleyen saatlerine rağmen henüz yatmamış olan ev sahibi korku ve panikle kapıya yöneldi. Gözetleme deliğinden gördüğü manzara kanını dondurmaya yetmişti. Kapıyı yumruklayan kapı komşusuydu ve panik halindeydi. Kapı açıldığında karşılaştığı manzara daha da korkunçtu. Pijaması yırtılmış, dudağının kenarından ve burnundan süzülen kan yanağına ve çenesine doğru yayılmış, dehşet ve korku ile yardım dilenen gözleri ağlamaktan şişmiş bir halde kapı komşusu kapısında tir tir titriyordu. Aniden kadının arkasında beliren kocasındaki hal çok daha korkutucu idi. Adamın iri gözleri sanki daha da pörtlemişti. Hiddetten kızarmış yüzündeki kasların hepsi dondurulmuşçasına kasılmış, kaşlar gözlerle birleşecek kadar çatılmış vaziyette yan kapıda kadının arkasında bitivermişti. Yedi aylık hamile olan kapı komşusu daha yardım çağrısı için ağzını açamamıştı ki adam karısını saçlarından yakalayıp evlerine doğru sürüklemişti. Kadın sadece “yalvarırım” diyebilmişti kapısına sığınmaya çalıştığı komşusuna, “yalvarırım…”&lt;br /&gt;……&lt;br /&gt;Son olarak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet gören insanlardan bu şartlar altında hayatlarını sürdürmelerini beklemek, ortamdaki şiddeti desteklemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşlerine, ailelerine ya da çevrelerine şiddet uygulayan insanların hasta olmadığını vurgulayan uzmanlar, şiddet uygulayanlara yönelik cezaların caydırıcılığının bulunmadığına dikkat çekmektedirler.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5471325742843584374?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5471325742843584374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5471325742843584374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5471325742843584374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5471325742843584374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/kadna-kars-siddete-son-verin.html' title='Kadına karşı şiddete son verin'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbcWesuCgI/AAAAAAAACqw/QHjQrFFkdZc/s72-c/black_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4644939658455869337</id><published>2009-02-14T04:48:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T07:30:21.119-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Ahlak Bilgisi'/><title type='text'>İbadet Çeşitleri (Beden ile, Mal ile ve Hem Beden, Hem Mal ile yapılan ibadetler)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbjVHI_CGI/AAAAAAAACrg/KOxiONaY8l4/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302675563108829282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 462px; CURSOR: hand; HEIGHT: 330px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbjVHI_CGI/AAAAAAAACrg/KOxiONaY8l4/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İbadetler üç çeşittir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1– Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden ile yapılan ibadetleri her müslümanın kendisi yapması gerekir. Başkasını vekil etmesi caiz değildir. Bir kimse başkasının yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2– Mal İle Yapılan İbadetler: Zekât vermek ve kurban kesmek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kimse mal ile yapılan ibadetlerde başkasını vekil edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3– Hem Mal, Hem de Beden İle Yapılan İbadet: Hac vazifesi böyle bir ibadettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parası olduğu halde hacca gidemiyecek derecede sakat, hasta ve çok yaşlı kimseler, kendi yerine bir başkasını bedel olarak hacca gönderebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Diyanet &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4644939658455869337?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4644939658455869337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4644939658455869337' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4644939658455869337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4644939658455869337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/ibadet-cesitleri-beden-ile-mal-ile-ve.html' title='İbadet Çeşitleri (Beden ile, Mal ile ve Hem Beden, Hem Mal ile yapılan ibadetler)'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SZbjVHI_CGI/AAAAAAAACrg/KOxiONaY8l4/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4323424908993676030</id><published>2009-02-14T04:30:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T04:46:01.502-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam'/><title type='text'>Göz - Şeker hastalığı gözü nasıl etkiler? (Diabetik Retinopati)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Şeker hastalığı gözü nasıl etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker hastalığı,pankreas dokusundan salgılanan insülin hormonunun eksikliğine veya etkisizliğine bağlı kan şekerinin yükselmesine sebebiyet verdiği gibi, aynı zamanda bir küçük damar hastalığıdır.Tip1 diabet genelde 30 yaşından önce başlar insülin eksikliği mevcuttur.İnsülin enjeksiyonları gerekir.Tip2 diabet genelde 40 yaşından sonra görülür,vücutta insülin eksik veya kullanımında bozukluk vardır.Diet,ağızdan alınan antidiabetik ilaçlar ve bazı hastalarda insülin enjeksiyonları gerektirir.Diabetik retinopati, şekere hastalığına bağlı olarak gözün arka bölümünde ışığa hassas bir doku olan retina tabakasının(ağ tabaka) damarlarının etkilenmesi ile ortaya çıkan ve körlüğe sebebiyet veren bir durum olup, diabetin tek tedavi edilebilir komplikasyonudur.Genelde iki göz de etkilenir.Hastalığın başlangıcında hastanın hiç şikayeti olmayabilir, bulgular zamanla ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif veya ağır, ancak muayene edilen diabetli bir hastada retinopatinin görülme oranı %40-45 civarındadır.Bu oran hastalığın süresi ile artış gösterebilir. Erken safhada yakalanan hastaların tedavileri mümkündür. Bu sebeple hastaların hiç bir şikayeti olmasa da yılda 1 kez retina muayeneleri olması gerekir. Buluğ çağı,gebelik,katarakt ameliyatı,insüline yeni geçiş gibi dönemlerde muayene sıklaştırılmalıdır.Diabetin sıkı kontrolü, gerektiğinde insüline geçiş, kan lipid ve kolesterolünün ve diğer dahili problemlerin kontrol altına alınması,sigarayı bırakmak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır,ancak durdurmaz.Bu sebeple kan şeker düzeyleri çok iyi kontrol edilse bile,retina muayeneleri ihmal edilmemelidir.Şeker hastalarında kan şekerinin hızlı değişiklikleri ile geçici görme bulanıklıkları da gelişebilir.Katarakt oluşumu da normal topluma göre daha sıktır.Görme sinirinin küçük damarlarının tıkanması nadir görülen bir durum olup,optik nöropati adını alır.Bu yazıda diabetik retinopati üzerinde durulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diabetik retinopatinin evreleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Zemin diabetik retinopati:Ağ tabaka damarlarının tıkanması ve duvarlarının bozulması ile küçük damar genişlemeleri(mikroanevrizma),kan elemanlarının retinaya sızması ile küçük retina içi kanamalar,sert eksuda adı verilen sarı birikintiler görülür.Retinanın makula adı verilen en hassas bölgesi etkilenmedikçe görme yakınması olmaz(Resim1)&lt;br /&gt;2-Makulopati:Zamanla makula bölgesi damarları etkilenince,bu bölgedeki damarların zedelenmesi ile, beslenme bozukluğu(iskemi),sıvı sızması(ödem),ve bu bölgeye yerleşen kanama ve eksudalar görmeyi etkiler.Hasta bulanık ve az görmeden yakınmaya başlar.&lt;br /&gt;3-Proliferatif diabetik retinopati:Diğer bulgulardan daha az görülür.Beslenme bozukluğuna(iskemi) cevap olarak retina bazı sinyaller ve kimyasal maddeler oluşturur ve istenmeyen yerlerde yeni damarlar gelişir.Bu yeni damarlar göz içine yoğun kanamaya(vitreus hemorajisi),etraflarında gelişen ve gözün içini dolduran yumurta akı kıvamındaki jele(vitreus) doğru uzanan bantların yaptığı çekinti ile retinanın yerinden kabarmasına(dekolman),göz tansiyonunun yükselmesine(glokom) sebebiyet verir.Bu gelişmeler ise körlükle sonuçlanır.(Resim2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Retina anjiografisi nedir,nasıl uygulanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Retina anjiografisi,flöresein adı verilen bir boyanın 5cc kadar kol toplardamarlarından birine verilmesi, 8-10 saniye içinde göze ulaşan boyanın gösterdiği retina damarsal sisteminin fotoğraflanması esasına dayanır.Retina hastalıklarının tanısı ve tedavi edilecek bölgelerin gösterilmesinde kullanılmaktadır.Damarları açma özelliği yoktur.Radyoopak madde kullanılmaz.İşlem sırasında bazı hastalarda geçici bulantı olabilir.İşlemden sonra 2 gün kadar hastanın cilt rengi sararır, idrar rengi koyulaşır.Çok nadir olarak boya allerji yapabilir.Ağır karaciğer ve böbrek hastalarında, hamilelerde kullanımı önerilmez.(Resim3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl tedavi ediyoruz?Laser ışık koagülasyonu nasıl uygulanır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastanın yakınması olmadan göz hekimine başvurması çok önemlidir.Erken evrede LASER ışık koagülasyonu ile,tedavi edilen hastaların %80-90 civarındaki bir gurubunda körlüğü engellemek mümkündür.Tedavinin etkinliği ve yöntemleri, yaklaşık 40 yıllık çalışmalarla ortaya konulmuştur.Tedavide, artık yerleşmiş olan bu prensipleri uyguluyoruz.Tedavi için gözün üzerine bir kontakt lens yerleştirilir.Laser ışığı bu lens vasıtası ile tedavi edilecek bölgelere ulaştırılarak yanıklar oluşturur.İşlem genelde tolere edilebilir,ancak bazı durumlarda ağrı duyulabilir.Bu sebeple ağrı kesici bir tablet alınması uygundur.LASER tedavisinin amacı, görmeyi hastanın başvurduğu düzeyde tutmaya çalışmaktır.Ancak işlemden sonra bir miktar görme azalması olabilirse de,ileride görülecek daha şiddetli görme azlığının engellenmesi açısından bu kabul edilebilir.İşlemden hemen sonra görme yakınmaları artabilir, ancak bir süre sonra eski düzeye döner.Laserin uygulandığı bölgeye göre merkezi veyaçevresel görme,karanlık-aydınlık uyumunda,renk görmede etkilenmeler gelişebilir.Laser tedavisi tıkanmış olan küçük damarları açamaz, sadece sızıntı(ödem) bölgelerine ve yeni gelişen damarlara etki edebilir.&lt;br /&gt;Laserin başarısı,hastanın erken başvurusu ile doğru orantılıdır.(Resim4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitrektomi ameliyatı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi için geç kalmış ve bazen laser tedavisine rağmen ilerleme gösteren hastalarda,gözün içine 1 mm den ince özel alelerle girilerek uygulanan bir cerrahidir.Çoğunlukla proliferatif safhanın komplikasyonları sebebi ile uygulanır.Göz içi sıvısı(vitreus) içindeki kanamaların ve çekinti yapan bantların temizlenmesi ve retinanın tekrar eski anatomik yapısına kavuşması hedeflenir.Temizlenen göz içi sıvısı yerine seum fizyolojik veya başka bir sıvı ile göz içi doldurulur.Bu tedavi için de bir süre olup, başarısı yine zamanlamaya bağlıdır.Ameliyatın anatomik başarısı,belirlenen bu hedeflere ulaşmaktır,fonksiyonel başarıya,yani erişilecek görme düzeyine gelince bir sinir dokusu olan ve yenilenmeyen retinada elde edilebilecek görme düzeyi ancak ameliyattan sonra belirlenebilir.Ameliyat sırasında gözün içine hava,gaz,silikon gibi TAMPON MADDELER verilmesi gerekebilir.Bu maddeler içinde silikonun tekrar geri alınması söz konusudur.Diğerleri kendiliklerinden emilir.Ameliyatın en sık görülen yan etkisi katarakt gelişimini hızlandırmasıdır.yeniden kanama da gelişebilir.Bu gibi durumlarda yeniden cerrahi gerekebilir.(Resim5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni gelişmeler :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usulüne uygun ve doğru zamanlanmış yukarıda bahsedilen tedaviler ve hastanın dahili problemlerinin kontrole alınması ile, diabetik retinopati sebebi ile gelişen körlük oranları %5 e düşmüştür.Ancak en keskin gören nokta olan makula bölgesindeki sıvı birikimi(ödem) ve eksudalarda görmeyi daha iyi korumak için çalışmalara devam edilmektedir.Bu amaçla, tartışmalı olmakla beraber, göz içine dışarıdan kortikosteroid enjeksiyonları denenmektedir.Bu tedavilerin bir süresi olduğundan enjeksiyonların tekrarı gerekebilir.Yan etkileri en sık göz içi basıncının yükselebilmesi(her hastada yükselmez),katarakt,nadiren enfeksiyondur.Retinanın yeni damar oluşturan sinyalleri ortaya çıkarmaması ve damar sağlamlığını koruması için de, bu işlemde rolü olan bir faktöre karşı geliştirilen anti VEGF adını alan bir gurup yeni ilacın göz içine verilmesi ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır.Ayrıca ağızdan alınan bazı ilaçlarla bu sinyalleri engellemek için yapılan çalışmalar da vardır.Tüm bu çalışmaların amacı, görmeyi daha iyi hale getirmektir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4323424908993676030?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4323424908993676030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4323424908993676030' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4323424908993676030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4323424908993676030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/goz-seker-hastalg-gozu-nasl-etkiler.html' title='Göz - Şeker hastalığı gözü nasıl etkiler? (Diabetik Retinopati)'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8247539490393246756</id><published>2009-02-14T03:33:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T03:37:21.569-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam'/><title type='text'>Hipertansiyon nun göz bulguları nelerdir ?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;HİPERTANSİF RETİNOPATİ NEDİR?&lt;br /&gt;Hipertansif Retinopati, gözün iç ve arkasında yer alan ve görme işlevini oluşturarak görüntü uyaranlarını beyne ileten retinada (ağ tabaka ya da sinir tabakası), hipertansiyon ve arterioskleroz nedeniyle hasara yol açan damarsal bir hastalıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİPERTANSİYON NEDİR?&lt;br /&gt;Hipertansiyon, kan basıncının patolojik yükselmesi olarak tanımlanabilir. Sınırı Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre sistolik (maksimal veya büyük tansiyon) 140 mmHg, diastolik (minimal veya küçük tansiyon) 95 mmHg. dır.Toplumun yaklaşık yarısını etkiler. Tekrarlanan kan basıncı ölçümleri, benzer ırk ve çevresel alt yapıdan gelen insanlarla karşılaştırıldığında anormal bulunursa hipertansiyon olarak kabul edilir. Tanı ve tedavideki gelişmelerle hipertansiyona bağlı hastalık ve ölüm hızı oranlarındaki azalmaya rağmen hastalığın komplikasyonlarının tedavisi hekimler için problem olmaya devam etmektedir.&lt;br /&gt;Damarsal hastalığın ilerlemesinde kan basıncı yüksekliğinin rolü tartışmalıdır. Hipertansiyon kan basıncının yükseldiği dönem olarak kabul edilir. Daha farklı bir durum olan hipertansif hastalıkta ise beyin, kalb, böbrek ve gözlerdeki damarsal lezyonlarla birlikte atardamar basıncında devamlı patolojik yükselme ve çevresel damar direncinde artış vardır. Hipertansif hastalık toplumun yaklaşık %5 inde ortaya çıkar. Sistolik basıncın yükselmesi primer olarak kalbin dışa atımına bağlı olmasına rağmen diastolik basıncın yükselmesi sistolden sonra artan çevresel damar direncine, dolayısıyla hipertansif hastalığa ait klinik anomalilerin göstergesidir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;.&lt;br /&gt;‘Esansiyel Hipertansiyon’ hastaların yaklaşık % 90 ını oluşturur ve özgün bir nedeni yoktur. Iyi huylu tipi yaygındır, sinsi başlar, kadınlarda erkeklerden daha fazladır, güçlü ailesel yatkınlık ve dominant geçiş gösterir ve komplikasyonları hastalığın ortaya çıkmasından 10-15 yıl sonra gelişebilir. Kötü huylu tipi ise genellikle genç yetişkinlerde, sıklıkla 30’lu yaşlarda görülür, doğrudan veya hipertansif hastalıklarda hızlı kan basıncı yükselmesine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Daha çok böbrek kaynaklıdır ve diastolik basıncın 120 mmHg’nın üzerine çıkması ile kendini gösterir. Baş ağrısı, kusma, kovülsiyonlar ve koma ile beraber ensefalopati sık görülür. Göz bulguları da ciddidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARTERİOSKLEROZ NEDİR?&lt;br /&gt;Arterioskleroz atardamarlarda sertleşme ve kalınlaşmayı ifade eden genel bir terimdir. Arteriosklerozda hipertansiyon daha çok sistolik basıncın yükselmesine bağlıdır. ‘Ateroskleroz’ (intima katında değişiklikler), ‘Medial skleroz’ (media katında değişiklikler) ve ‘Arterioloskleroz’ (intima ve mediada değişiklikler) olarak sınıflanabilir. Ateroskleroz ve arterioloskleroz retina damarlarını etkileyen en sık arterioskleroz tipleridir. Çok karıştırılır ve birbirlerinin yerine kullanılırlar.&lt;br /&gt;*Aterosklerozun karakteristik lezyonu olan aterom plağı, daha çok büyük atardamar duvarlarının katmanları arasında birikmiş lipid (yağlı madde) yüklü hücrelerden gelişmiştir. Genellikle kalsifikasyon (kireçleşme) ve fibrozis (lifli bağ doku oluşumu) ile birlikte olur ve lümeni tıkayarak damar tıkanıklığına yol açabilir.&lt;br /&gt;*Arteriolosklerozda ise atardamar dalcıklarının duvarları, katmanlarındaki ilerleyici değişiklik ve kalınlaşmalar sonucu ‘soğan kabuğu’ görünümü almasıyla karakterizedir.&lt;br /&gt;Arterioskleroz, atardamar ve dallarını etkileyen bir yaşlanma sürecidir. Yüksek kan basıncına bağlı değildir fakat bundan etkilenebilir. 60’lı yaşlardan sonra ve öncelikli olarak büyük damarları etkiler. Gözdibi muayenesinde görece olarak düzgün ve yaygın daralmış atardamar dalları, keskin köşeli dallanmalar ve damar duvarının saydamlığı değişmeksizin kan sütunundaki renk değişikliği görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİPERTANSİYONDA RETİNA-GÖZDİBİ DEĞİŞİKLİKLERİ NELERDİR?&lt;br /&gt;Richard Bright böbrek hastalıklarıyla görme bozuklukları arasındaki ilişkiyi tanımlayan ilk kişi olmasına rağmen, von Helmholtz 1851 de oftalmoskopu bulana kadar retina damarları incelenememiştir. Bu alandaki en saygın oftalmolog ise retina damarlarındaki sklerotik değişiklikler ve retina, merkezi sinir sistemi ve boşaltım sistemindeki damar değişikliklerinin ilişkileri hakkındaki gözlemleri hala klasik kabul edilen Marcus Gunn’dır.&lt;br /&gt;Sistemik kan basıncının yükselmesi, otoregülasyon yoluyla retina atardamar dallarının lokal ve genel olarak daralmasına neden olur. Damarlarda çeper, yansıma ve çaprazlaşma değişiklikleri meydana gelir. Yüksek basıncın süresindeki uzama nedeniyle ‘iç kan-retina bariyerinin yıkılması’ sonucu plazma ve kırmızı kan hücreleri damar dışına sızar. Retinanın oftalmoskola muayenesinde retina kanamaları, atılmış pamuk tarzında eksudalar (retinanın iç tabakalarındaki sinir lifi aksonlarının dejeneratif değişikliklerinin yol açtığı bir grup hücresel cisimcik), retina içi lipid ( yağlı madde), ciddi hipertansiyonda yağlı maddelerin makula yıldızı şeklinde yerleşmesi ve retina damar uç-dalcıklarının tıkanması görülebilir.&lt;br /&gt;Retina kanamaları çoğunlukla yüzeyel sinir lifi katına uyan mum alevi şeklinde olurlar. Daha derin katlardaki sık yerleşimli yuvarlak ve mürekkep lekesi şeklinde kanamalar ve bunlara eşlik eden sarı-beyaz renkli retina içi yağlı maddelerin varlığı hipertansiyonun ciddiyetini gösterir. Atılmış pamuk tarzı eksudalar, gri-beyaz renkte tüysü görünümdedirler ve daha çok arka kutupta yerleşirler, birkaç haftada kaybolurlar, çevrelerine saçılmış küçük damar baloncukları görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir nedenle olan akut hipertansiyon, görme siniri başında ödemle kendini gösteren hızlanmış veya malin bir evreye girebilir. Retinadaki iç kan-retina bariyerinin yıkılması mikrokistik tipte bir retina ödemine yol açabilir. Akut hipertansiyondaki yüksek kan basıncı esas olarak retina pigment epitelini ve koroidi yani retinanın altındaki damar katını etkiler. Koroid damarlarının etkilenmesi ile dış kan-retina bariyeri de yıkılır ve koridin uç dalcıklarında tıkanma meydana gelebilir. Retinadaki damar değişiklikleri, iskemik değişiklikler ve retina pigment epiteli değişiklikleri fundus floresein anjiogreafisi (FFA) yapılarak izlenebilir.&lt;br /&gt;Hızlanmış veya akut bir hipertansiyonda optik sinir başının şişmesi ve optik sinir damar dalcıklarının genişlemesi tartışmalı bir konu olmakla birlikte, bunun nedeni muhtemelen atar damar dallarındaki tıkanıklığa bağlı iskemi ve genişlemiş uç dalcıklardan serum sızmasıdır. Bazı olgularda muhtemelen iskemik ve mekanik faktölere bağlı artmış kafa içi basıncının eşlik ettiği hipertansif ensefalopatinin rolü de olabilir.&lt;br /&gt;Kronik hipertansiyonda koroid atardamarları üzerinde gelişen koyu pigmentli çizgi (Siegrist çizgileri) nadir bir bulgu olup, sklerotik koroid damarları üzerinde uzanan retina pigment epitelinin hiperplazisi ve bu bölgedeki koroid uç dalcıklarının incelmesine bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİPERTANSİYON VE ARTERİOSKLEROZDA DAMAR DEĞİŞİKLİKLERİ NELERDİR?&lt;br /&gt;Kural olarak arteriosklerotik değişiklikler damar duvarının kalınlaşmasından dolayı olmakla birlikte, hipertansiyonun esas olarak damar spazmına bağlı olduğu düşünülmektedir. Hipertansiyonun arteriosklerotik değişikliklerin gelişmesinde çok önemli bir etkiye sahip olması nedeniyle onları tamamen ayrı düşünmek olası değildir.&lt;br /&gt;Arterisklerozun şiddeti diastolik basıncın yüksekliği ile daha fazla ilgilidir. Retina damarlarında karakteristik değişiklikler genellikle bütün vücut atardamar dallarında uniform olarak dağılır ve oftalmoskopik görünüm hemen hemen genel dolaşımın durumunu yansıtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atardamar daralması:&lt;br /&gt;Yaygın atardamar daralması hipertansif retinopatinin tipik bir belirtisidir. Akut hipertansiyonda akut bir damar spazmı yanıtı olarak görülmekle birlikte daha sık olarak kronik hipertansiyonda görülmektedir. Damar çapındaki bu azalma, hipertansiyonda retina atardamar çap / toplardamar çapı oranının azalmasına neden olur. Normalde bu oran 2/3 tür. Değerlendirme, normal orana veya aynı yaştaki normal tansiyonlu kişinin ortalama damar çapına kıyaslayarak yapılır. Bölgesel atardamar daralmaları, damar duvarının bir alandaki spazmına bağlıdır ve geri dönüşümlü olabilir. Derecelendirilmesi, spazmın şiddetini yansıtır. Görme siniri başına yakın çap değişiklikleri fizyolojik olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Damarsal ışık yansıması:&lt;br /&gt;Damar duvarındaki kalınlık artışı ışığın yansımasında ilerleyici bir değişikliğe neden olur. Normalde damar duvarı görülemez, sadece lümendeki kırmızı kan hücreleri kolonu bizim damar olarak kabul ettiğimiz kırmızı bir çizgi şeklinde görülebilir. Damar duvarının dış bükey yüzeyinden giren ışığın yansıması kan kolonunun ortasında gözüken ikinci bir ışık çizgisine neden olur ki bu normal ışık yansımasıdır. Duvar kalınlaşınca ışık yansımasının parlaklığı kaybolarak daha kaba, donuk ve dağınık bir hal alır ki bu görünüm arterilosklerozun en erken belirtisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Damarsal lümen değişiklikleri:&lt;br /&gt;Atardamar dallarındaki duvar kalınlığının artması ve lümeninin daralmasına ek olarak ışığın difüzyonu damara kırmızımsı kahverengi bir ‘bakır tel’ görünümü verir. Hipertansiyonun iyi kontrolü ile bu bulgu görece olarak azalır. Arteriolosklerotik süreç devam ederse lümendeki daralmayla birlikte duvardaki kalınlaşma sürer ve kan kolonunun ince bir çizgi olarak görülemediği ‘gümüş tel’ görünümü ortaya çıkar. Bu dönemde damarlar kanı taşıyabilir gibi görünmemekle birlikte floresein anjiografik muayeneyle perfüzyonun çoğunlukla devam ettiği anlaşılır. Bu durum, kontrollü hipertansiyonda sık olmayan bir bulgudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atardamar / toplardamar çaprazlaşma değişiklikleri:&lt;br /&gt;Retina atar ve toplardamarları, genellikle toplardamarın öne doğru uzandığı çaprazlaşma yerinde ortak bir dış kılıfa girerler. Damar duvarındaki değişiklikler, bu bölgede toplardamarda bası ve lümenin daralmasına yol açan bir ‘çentiklenme’ meydana getirir, damarın yön değiştirmesine de neden olabilir. Bu durum kan kolonunun hafifçe incelmesinden ciddi incelmesine ve görünen kan kolonunun kesilmesine kadar giden derecelerde olabilir. Çaprazlaşma değişiklikleri kronik hipertansif hastalığın karakteridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Retina Anevrizmaları:&lt;br /&gt;Mikroanevrizmalar yani uç dalcıklardaki genişlemeler damar hastalıklarının geniş bir bölümünde görülen, hipertansiyona özgü olmayan bir bulgudur, damar duvarının zayıf alanlarında lokalize baloncuklar şeklinde olurlar.&lt;br /&gt;Makroanevrizmalar yani damarsal dal baloncukları ise hipertansiyonda görülebilen damar değişiklileridir. Retinal makroanevrizmalı 120 hastalık bir çalışmada, olguların %75 inin kadın ve %67 sinin hipertansiyonlu olduğu gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKİNCİL HİPERTANSİYON (HİPERTANSİF HASTALIK) RETİNAYI NASIL ETKİLER?&lt;br /&gt;İkincil yani sistemik hastalıklara bağlı olarak gelişen hipertansiyon genellikle retinada akut damarsal spazm ile karakterizedir. İkincil hipertansiyonda arterioloskleroz, hipertansiyonun kronikleşmesi ve eşlik eden arteriolar hastalık dışında seyrek görülür. Retina değişikliklerinin daha çok atardamarlardaki büzüşmeden kaynaklandığı ve benzer değişikliklerin hem böbreklerde hem de gözlerde olabileceği gösterilmiştir. Retinada yaygın ve bölgesel damar daralması, kanamalar ve eksudalar, muhtemel nöroretinal ödem ve kronik retinal arteriolosklerozun yokluğu dikkati çeker.&lt;br /&gt;Hipertansif hastalık akut glomerulonefrit ve gebelik toksemisinde, kollajen hastalıklar, böbreküstü bezi tümörleri, böbrek parenkim hastalıkları, aort koarktasyonu, damarsal anomali ve tıkanmalar, salgı sistemi hastalıkları ve menapozda görülebilir.&lt;br /&gt;Hipertansif hastalığın şiddeti ile oftalmoskopik bulguların ilişkisi, birçok sınıflandırmaya neden olmuştur. 1947 de Amerikan Oftalmoloji Birliği tarafından bir rapor halinde bastırılarak damarsal değişikliklerin dereceledirilmesinde kullanımı sağlanmıştır. Evrelendirme tanı ve takipte, özellikle tedavinin etkinliğini izlemede önemli olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİPERTANSİYON NASIL TEDAVİ EDİLİR?&lt;br /&gt;Hipertansiyonun ve hipertansif hastalığın ilaçla tedavisi, ilaçlardaki yeniliklerle önemli gelişmeler göstermiştir. Komplikasyon ve ölüm oranı giderek azalmaktadır. Hipertansiyonun tedavisi genel hijyenik önlemler ve ilaç tedavisini içerir. Genel önlemler eğitim, kilo kontrolü, sodyum tuzu kısıtlaması, egzersiz ve hayat tarzının kontrolüdür. İlaç tedavisi ise diüretikler (idrar söktürücüler), sedatifler (sakinleştiriciler), adrenerjik inhibitörler (Beta blokerler, Alfa reseptör blokerleri), ACE inhibitörleri, kalsiyum antagonistleri ve vazodilatatörler ( damar genişleticiler) olarak sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HİPERTANSİF RETİNOPATİNİN HASTA AÇISINDAN ÖNEMİ NEDİR?&lt;br /&gt;Hipertansif retinopatinin tespiti ve evrelendirilmesi, genel hastalığın tanı ve takibinde, tedavi etkinliğini izlemede ciddi bir öneme sahiptir. Hipertansiyondaki retina değişiklikleri basit, pratik ve komplikasyonlu veya komplikasyonsuz hipertansiyondaki prognozu ( hastalığın nihai tablosunu) belirleyen önemli bir rehberdir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8247539490393246756?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8247539490393246756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8247539490393246756' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8247539490393246756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8247539490393246756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/hipertansiyon-nun-goz-bulgular-nelerdir.html' title='Hipertansiyon nun göz bulguları nelerdir ?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5449300300180126756</id><published>2009-02-14T03:25:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T03:31:05.070-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeğim'/><title type='text'>Yaramaz bebegin bakımının püf noktaları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Çocuğa hangi davranışlarının iyi, hangi davranışları yapmaması gerektiğini öğretmek ebeveynlerin görevidir. Bunların çocuğa öğretilmesi aslında sanıldığı kadar zor değildir, ancak biraz sabır gerektirir. Özellikle küçük çocukların öğrenmesi zaman aldığından, hatalı bir davranışı değiştirmek genellikle birkaç haftalık bir çalışmayı gerektirir. Bunun için acele edip hemen ümitsizliğe kapılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk eğitiminde cezanın yeri :&lt;br /&gt;Terbiye etmek denilince pek çok kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. "Dayak cennetten çıkmadır" ya da " Kızını dövmeyen dizini döver" gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası olarak asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde yer etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden çok farklı kavramlardır. Terbiye, çocuğa olumlu davranışların, kendini nasıl kontrol etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de yer aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun yaptığı ya da yapmadığı bir davranışın arkasından gelen bir sonuçtur. "Terbiye etmek" bizim geleneklerimizde genellikle cezayı çağrıştırdığından, "eğitmek" kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk yalnızca yanlış yaptığı zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. Hatalı davrandıkları zaman çocuklara kızma ve azarlama yerine, olumlu davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların yanlış davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine değer verildiğini gördükçe kendilerini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha fazla dinlemeye gayret edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi davranışların takdir edilmesi :&lt;br /&gt;Çocuğun ilerideki davranışlarının temeli daha doğumdan itibaren biçimlenmeye başlar. Örneğin, bebek altını kirlettiği ya da acıktığı zaman ağlayarak isteklerini belirtir. Anne hemen onun yanına gidip isteğini karşıladığında, bebek annesinin yanında olduğunu bilerek ona güven duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek iki aylık olduğu zaman, kendi kendine uykuya dalmasına izin verilmelidir. Bu aydan itibaren, bebeğin uyku, beslenme ve oyun zamanları aileye uyum sağlayacak biçimde belirli bir düzene konulmaya çalışılmalıdır. Bebek emeklemeye ve yürümeye başladıktan sonra gereken güvenlik önlemleri alınmalı, onun için tehlikeli olabilecek cisimler ortalıkta bırakılmamalıdır. Çocuk için tehlikeli olmayacak eşyalar ise, merakını gidermesi açısından onun ulaşabileceği yerlere konulmalıdır. Örneğin, ağır tencere ve çaydanlık gibi çocuğun yaralanmasına neden olabilecek eşyalar dolapta kilitli tutulurken, daha hafif olan tabaklar ve plastik eşyaların konulduğu dolaplar açık tutulabilir. Çocuğun hareketlenmeye başladığı bu dönem, ona en fazla dikkat gösterilmesi gereken dönemdir. Örneğin, bebek soba ya da elektrik ocağı gibi sıcak bir eşyaya yaklaştığında, "hayır, sıcak!" gibi ifadelerle oradan uzaklaştırılmaya çalışılmalı ve oynaması için eline bir oyuncak verilmelidir. Başlangıçta bebek bunun bir oyun olduğunu zannedip gülse bile, birkaç hafta sonra onun zararlı bir şey olduğunu öğrenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk 18 aylık olduğunda çocuğun kontrol edilmesi biraz daha zorlaşır. Bu yaşlarda çocuk kendi gücünün sınırlarını öğrenmek ister. Bu dönemde, anne, baba birlikte, onun hangi davranışlarına izin verip hangilerine vermeyeceklerini kararlaştırmalıdırlar. Böylece çocuk da bir ikileme düşmemiş olur. Ebeveynin nasıl davranması gerektiği konusunda aşağıda bazı ipuçları verilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a. Çocuğa değişik seçenekler sunmak :&lt;br /&gt;Belirli sınırlamalar getirirken, aynı zamanda belirli bir serbestlik de tanınmış olur. Örneğin "Oyuncaklarını kendin mi toplamak istersin, yoksa sana yardım edeyim mi?" denilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b. Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek :&lt;br /&gt;Eğer çocuktan istenen davranış ilginç bir hale getirilirse çocuk bundan zevk alacaktır. Örneğin, ona "Hadi bakalım yarış yapalım, hangimiz daha çabuk elbisesini giyecek?" denilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c. İleriye dönük plan yapmak :&lt;br /&gt;Çocuk hep aynı olumsuz davranışları yineliyorsa, örneğin, bakkala gidildiği zaman sürekli bir şeyler istiyor, tatsızlık çıkarıyorsa, başka bir zamanda bunun doğru olmadığı ona öğretilmelidir. Bunun için, çocuğun karnının tok olduğu bir zaman bakkala götürülerek alıştırılmaya çalışılmalıdır. Sıkılmaması için de çocuğun yanında oyuncak ya da kitap vb. götürülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d. Olumlu davranışını takdir etmek :&lt;br /&gt;Çocuk olumlu bir davranış gösterdiğinde bu davranışı nedeniyle onurlandırılmalıdır. Bu, her zaman çocuğa hediye alınması anlamına gelmez; ona sarılıp "Bugünkü güzel davranışından dolayı çok mutlu oldum, teşekkür ederim" demek de onu çok mutlu edecek, ilerideki davranışları için yüreklendirecektir. Ama bazen işler yolunda gitmeyebilir. Eninde sonunda, çocuk anne ya da babasını dinlemediğinde, onların nasıl davranacağını, gerçekten söylediklerini yapıp yapmayacaklarını sınamak isteyecektir. Eğer çocuk ebeveynleri dinlemiyor ise, bu durumda başvurulacak bazı yöntemler vardır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Doğal sonuçlar :&lt;br /&gt;Çocuk yaptığı hareketin doğal sonuçlarına katlanmasını öğrenmelidir. Ancak bu sonuçlar çocuk için herhangi bir tehlike yaratmamalıdır. Örneğin, çocuk sütünü kasıtlı olarak dökmüşse, o öğünde yeniden süt içemeyecek ya da eğer oyuncağını kırmışsa artık o oyuncakla oynayamayacaktır.Bu kendisinin yaptığı davranışların bir sonucu olduğu için de anne ya da babayı suçlamayacaktır (kendi düşen ağlamaz kuralı). Böylece çocuk sütünü bir daha dökmemesini, oyuncağı ile daha dikkatli oynamasını kısa zamanda öğrenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Mantıklı sonuçlar :&lt;br /&gt;Çocuğun doğal sonuçlarla öğrenmesi en iyisidir. Ancak bu her zaman işe yaramayabilir. Örneğin, anne çocuğa oyuncaklarını toplamasını söylemişse ve çocuk da bunu yapmıyorsa ne yapılabilir? İşte bu durumda, çocuğun hareketiyle ilgili bir sonuç yaratılabilir. Anne, eğer çocuk oyuncaklarını toplamazsa onları kaldıracağını ve akşama kadar oyuncaklarla oynayamayacağını ona söyleyebilir. Bunu söylerken annenin söylediği şeyi gerçekten yaparak ciddi olduğunu çocuğa göstermesi gerekir. Fakat bunu bağırarak değil, yumuşak bir ses tonu ile söylemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak :&lt;br /&gt;Mantıklı bir sonuç çıkarmak her zaman mümkün olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa çok istediği başka bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Ancak bu yöntem uygulanırken bazı noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan şeyler kısıtlanmamalıdır. Bu yöntemin etkili olabilmesi için kısıtlanacak şey çocuğun gerçekten çok istediği bir şey olmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. Örneğin, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, fakat herhangi olumlu bir gelişme olmadığı halde, anne ya da baba onun gönlünü almak için biraz sonra dondurma almışsa, bu yöntem doğaldır ki işlemeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Belli bir süre bir yerde bekleme cezası :&lt;br /&gt;Bu ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında en son çare olarak kullanılabilir. Bu yöntem, çocuk diğer çocukları ısırdığında, vurduğunda ya da buna benzer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir kez ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, genellikle de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi söylenir. Eğer oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın neden verildiği birkaç cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda ya da yer çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun orada bekleme süresi kabaca her yaş için 1 dakika olarak belirlenir (Örneğin, 4 yaşında bir çocuk için 4 dakika gibi). Eğer ceza süresi çok uzun tutulursa, çocuk neden oraya konulduğunu bir süre sonra unutacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir biçimde tamamlarsa, sevecen bir biçimde kucaklanır ve "Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak zorundaydın" gibi sözler söylenir ve olay orada kapanır. Bu durumu çocuk ile tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir. Eğer ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse, saat yeniden kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, genellikle 2 hafta içinde çocuk uyum sağlamayı öğrenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkili bir eğitim için bazı öneriler :&lt;br /&gt;Çocuğun neler yapıp neler yapamayacağına karar verilmelidir. Her çocuk aynı hızda büyüme ve gelişme göstermez. Ebeveyn çocuğa bir şey söylediğinde çocuk yapmıyor ise, bu kasıtlı olabileceği gibi çocuk onu anlamadığından ya da yapamadığından da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebeveynler konuşmadan önce iyice düşünmelidir. Daha önce çocuğa herhangi bir uyarıda bulunmuş ya da bir kural koymuşlarsa ona uymaları gerekir. Bununla birlikte, çocuktan beklenen davranış ya da konulan kurallar gerçekçi olmak zorundadır. Bir diğer önemli nokta da, ebeveynin her zaman aynı biçimde davranması, bir gün farklı diğer gün farklı kurallar koymamasıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranacaklarını çabuk öğrenirler. Bunun için de zaman zaman ebeveynin koyduğu kuralları sınarlar ve onun sınırlarını öğrenmeye çalışırlar. Örneğin, bakkalda huysuzluk yapan bir çocuğu sakinleştirmek için anne ona sakız, şeker gibi şeyler alırsa, bir daha bakkala gittiğinde çocuk yine aynı biçimde davranacaktır.Bunu önlemek için ebeveyn her zaman aynı biçimde davranmalı ve kendi koyduğu kuralları çiğnememelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk huysuzlandığında onun duyguları da dikkate alınmalı ve onun neden öyle davrandığını anlamaya çalışmalıdır. Eğer davranışın nedeni bulunursa çözüm arkasından gelecektir. Ebeveyn onu anladığını çocuğa söylemelidir. Örneğin, "Arkadaşın gittiği için üzülüyorsun, biliyorum, ama yine de oyuncaklarını toplamalısın" gibi onu anladıklarını ifade etmek oldukça yararlı olacaktır.Anne ve babalar da yaptığı hatalardan ders almasını öğrenmelidir. Herhangi bir biçimde yanlış davrandıkları zaman önce sakinleşmeli, gerekirse çocuktan özür dilenmeli, bundan sonra nasıl davranacağını ona söylemelidir. Çocuğa doğru davranışları öğretmek çocuk eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk kendini kontrol etmesini ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha çok öğrenir. Onun için ebeveynlerin söyledikleri ile yaptıklarının tutarlı olması zorunludur. Büyükler gibi (!) çocuklar da zaman zaman bazı hatalar yaparlar. Önemli olan, bu yanlış davranışlardan yola çıkarak, doğruların ona sevecen bir biçimde öğretilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk eğitiminde tokatın yeri var mı?&lt;br /&gt;Eskiden ebeveynlerden tokat yemek çocuk terbiyesinin neredeyse ayrılmaz bir parçasıydı. Bu yüzden, şimdiki erişkinler arasında tokat yemeyen birini bulmak oldukça zordur. Günümüzde de özellikle kırsal kesimde ve büyük şehirlerin varoşlarında çocuklar hala büyüklerinden tokat yemektedir. Hatta okullarda bile zaman zaman öğretmenlerin dayağa başvurduğu bilinen bir gerçektir. Peki bu "cennetten çıkma (!)" olduğu tabir edilen dayağın çocuk eğitiminde yeri var mı? Amerikan Pediatri Akademisi tokatın çocuk eğitiminde kullanılmaması gerektiğini, eğer çocuğun cezalandırılması gerekiyorsa ona alternatif diğer yöntemlerin kullanılmasını önermektedir. Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri yoktur, çünkü: O an için işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını değiştirmede aslında daha önce söz edilen bir sandalyede bekleme cezasından daha etkili değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokat atmak çocuğa sorumluluk öğretmez, tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur. Ebeveynlerin çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık duymaktadırlar. Sürekli tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık işe yaramaz olacaktır. Tokat atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir. Sürekli dövülen çocuklarda depresyon, alkol kullanımı, diğer çocuklara saldırganlık daha sık görülür, hatta erişkin olduklarında kendi eş ve çocuklarını dövme ve suç işleme oranları diğer kişilere göre daha fazla olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalar, dayak yiyen çocukların, erişkin olduklarında diğer kişileri –onları sevseler bile- daha çok cezalandırma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur. Onun için, hekimler olarak bizler, çocuk eğitimi konusunda ebeveynlere doğru yolu göstermeli, sağlıklı bir nesil yetiştirmek için her türlü şiddetten kaçınmaları gerektiğini onlara olabildiğince öğretmeye çalışmalıyız. Son söz olarak, Dorothy Law Nolte'un aşağıdaki satırları bu konuda söylenmesi gerekenleri çok güzel bir biçimde dile getirmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk yaşadıklarından öğrenir...&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk eleştiriyle yaşarsa,kınamayı öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk düşmanlıkla yaşarsa, savaşmayı öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk utançla yaşarsa, suçlu hissetmeyi öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk hoşgörü ile yaşarsa, sabırlı olmayı öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk övgüyle yaşarsa, değer vermeyi öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk alayla yaşarsa, utanmayı öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk adil yaşarsa, adaleti öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk güvenceyle yaşarsa, inanmayı öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk dürüstlükle yaşarsa, doğruyu öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk yüreklendirmeyle yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk arkadaşlıkla yaşarsa, dünyada sevgiyi bulmayı öğrenir.&lt;br /&gt;Eğer bir çocuk onaylamayla yaşarsa, kendinden hoşlanmayı öğrenir.&lt;br /&gt;Dorothy Law Nolte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel Kaynak : Hazırlayan: Doç. Dr. Sadi Akşit&lt;br /&gt;Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatri Anabilim Dalı &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5449300300180126756?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5449300300180126756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5449300300180126756' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5449300300180126756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5449300300180126756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/yaramaz-bebeklere-karssnda-neler.html' title='Yaramaz bebegin bakımının püf noktaları'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4973783545769462182</id><published>2009-02-14T03:19:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T03:23:36.935-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Din Ahlak Bilgisi'/><title type='text'>İbadet Yerleri (Cami,mescid nedir ve caminin bölümleri hakkında)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Câmi: Müslümanların topluca ibadet ettikleri yapılara câmi denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Açıklama: Müslümanların kutsal ibadet mekanıdır. Arapça'dan gelen bir sözcüktür. Cem’ (Toplanma, bir araya gelme) kökünden gelen cami "toplayan, bir araya getiren yer, toplanma yeri" demektir. Her kıtada ve ülkede değişik göz alıcı mimari tarzlar ve süslemelerle yapılır. Mescit (Mescid) sözcüğü ise yine Arapça'daki secd(e)’den türeyip secdeye varılan yer, ibadet yeri demektir. İspanya'da yaşayan İslam Uygarlığı Endülüsler'den miras kalan ve cami demek olan ‘mezquita’ sözüğünün ‘mescid’den geldiği çok açık olup, İngilizce'de de bundan dolayı camiye ‘mosque’ denmektedir. Zaman içinde bu dini mimarilerde küçüklere mescit, büyüklere cami denilmiştir. Büyük camilere selatin camileri denir. Üstü açık yerlere namazgah denilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bazı dinî törenlerin yapıldığı, Cuma ve Bayram namazlarının kılınabildiği büyük Müslüman tapınağı. İçinde "mimber"i bulunmadığı ve "hutbe" okunmadığı için Cuma ve Bayram namazlarının kılınmadığı tapınaklara mescit denir. Doğrudan doğruya cami olarak yapılmış ya da sonradan cami haline getirilmiş bütün Müslüman tapınaklarının içinde mutlak surette birer mihrap, Cuma namazının kılındığı mimber, büyük ya da küçük müezzin mahfili, maksuresi, son cemaat yeri, dışarda geniş ya da dar avlusu, çoğu şadırvan şeklinde olan abdest alacak yeri, tek ya da çok şerefeli minaresi bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camiler, ilk yapılış devirlerinde, özellikle Peygamber Muhammet ve Dört Halife devrinde yalnız namaz kılınan yer olarak bırakılmamış, savaş ve barış kararlarının verildiği, din konusu ile çeşitli tartışmaların yapıldığı, itibarlı konukların ağırlandığı, yabancı ülkelerden gelen elçilerin kabul edildiği davacı ve davalıların dinlendiği yer olarak kullanılan yerler olmuştur. Fakat toplumun din işleri ile devlet işleri, ayrı ayrı düzenler halinde teşkilâtlandıktan sonra, camiler yalnız ibadet ve ibadetle ilgili hususlar için kullanılmıştır. Bugün camiler, namaz, mukabele (Kur’ an dinlemek) gibi ibadet, vaız ve cami dersleri dinlemek gibi bilgi işleri dışında bir de mevlit törenleri için kullanılmaktadır. Camide namaz safhası ve vaaz, imam, hatip, müezzinler ve vaizlar tarafından düzenlenir. Böylece ferdin dünya selâmetine ve ahiret saadetine ulaştırılması amacı etrafında çalışılmış olunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün İslâm ülkelerinin büyük şehirlerinden köylerine kadar yaygın olan camiler belli bir yöre halkı tarafından, bir hükümdar ya da bir devlet ileri geleni tarafından, özel kişiler tarafından yaptırıldığı gibi dinî özellik taşıyan kurumlar tarafından da yaptırılmıştır. Cami, hükümdarlardan ya da devlet büyüklerinden biri tarafından yaptırılmışsa, cami avlusunun uygun bir yerinde çok defa kendilerinin ve yakınlarının mezarları, türbeleri de bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camilerin büyük olanlarının başlıcalarında, halkın "Sakal-ı Şerif" dediği, Peygamber Muhammet’in traş sırasında ashabın (Peygamber görmüş ve yanında bulunmuş olanlar) birer hatıra olarak alıp sakladıkları sakallarından zamanımıza kadar gelenler bulunur. Sakal’ı Şerif, özellikle mevlit kandillerinde, Ramazan ayının Kadir günü ve gecesinde halk tarafından ziyaret edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camilerde bulunan eşyalar, sadelik, temizlik ve işe elverişlilikleri ile önem kazanan her boydan ve cinsten yaygılarla, seyyar ve sabit kürsülerden,kuran’ın konulmasına yarayan rahlelerden, vaızların oturacakları mimberlerden ibarettir. Bu eşyalar içindeki işçilik sanatının birbirlerine benzeyen tarafları kadar, birer şaheserleri sayılacak değerde olanları çoktur. Camilerin içleri genel olarak özentili ve gösterişli süslerden uzaktır. Fakat bu sadelik, türlü çinililerle oyma işleriyle, ünlü hattatların yazılarıyla, İslâm - Türk sanat dehâsının paha biçilmez eserlerinin meydana gelmesini sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cami avlularında, üstlerine, namazları kılınacak tabutların konulacağı bir ya da bir kaç musalla taşı bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllar boyunca Müslümanların sosyal hayatında çok önemli yer tutan dini bir müessese olan camiler, ülkemizde, bugün köylerimizin yarısından fazlasında, bucaklarımızın çoğunda, şehir ve kasabalarımızın hepsinde çok sayıda bulunmaktadır. Çoğu birer anıt değeri taşıyan bu tapınakların en ünlüleri İstanbul’da bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapı: Türkiye’de camiler genel olarak büyük ve boş bir alan ortasında yapılmış, böylece diğer binalardan ve evlerden ayrılmıştır. Bu camide başlıca üç kısım ayırdedilir: 1 - Dış avlu (harîm), 2 - İç avlu (harem), 3 - Cami içi (kubbe altı ya da şahın).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış avlunun çevresi, pencereli duvarlarla çevrilmiştir. Bu pencerelerde demir parmaklıklar bulunur. Duvarlara, çeşitli yerlerinden bir kaç kapı yapılmıştır. Büyük camilerin dış avlularında çoklukla birkaç ağaç dikilmiştir. Avlunun zemini topraktır ve kaldırım döşeli ince yollar vardır. Dış avlunun ortasında cami binası bulunur. Bu bölüm, biri iç avlu, ikincisi üstü örtülü asıl cami binası olmak üzere iki kısımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç avlu, cami binasına bitişik, etrafı yüksek duvarlarla çevrili ve mermer döşelidir. İç tarafında üstleri küçük kubbelerle örtülü küçük revaklar vardır. Avlunun ortasında abdest almaya yarayan bir şadırvan bulunur. Avlunun sağ ve sol taraflarında birer yan kapı, asıl cami binasına girilen bir "cümle kapısı" vardır. Bu kapının dış tarafında sağlı sollu birer mihrap vardır. Buraya "son cemaat" yeri denir. Cami duvarının dışında, binaya ve iç avlu duvarlarına bitişik bir, iki, dört ya da daha fazla yüksek ve ince kule şeklinde minareler yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caminin bütün binası Mekke’ye yani Kabe’ye bakacak şekilde yapılmıştır. Cami kapısından mihraba çekilecek bir doğrunun yönü Kâbeyi gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caminin içinde bir büyük orta kısımla yan kısımlar vardır. Üstü büyük bir kubbe ile örtülü olan bu orta kısma "merkez sahnı" yanlardakine "yan şahın" denir. Sahınların zemini mermer döşelidir. Halkın namaz kılabilmesi için buralara hasır ya da halı serilir. Merkez sahnının Kâbeye yönelen kısmının ortasında ve caminin en ileri gelen duvarında namaz kıldıran imamın bulunduğu "mihrap" vardır. Mihrabın sağ tarafında "minber" denilen yüksek bir yer bulunur. Caminin en süslü bölümü olan minberde Cuma günleri hutbe okunur. Bundan başka vaizler için kürsüler ve müezzinler için yüksekçe bir "mahvil" bulunur; buna "Mezin mahvili" de denir. Bazı büyük camilerde, ayrı bir kapıdan girilen ve yüksekçe olan "Hünkâr mahvili" de bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namaz kılınan yer anlamındadır. Bazen câmi yerine mescid kelimesi de kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Câmiler müslüman toplumların ayrılmaz parçası, müslümanlar arasında kardeşlik duygularının pekiştiği, birlik ve beraberliğin güçlendiği önemli yerlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cami ve mescid ayrımı sadece Türkiyede vardır. Diğer islam ülkelerinde mescid kelimesi Türkiyedeki cami sözcüğünün karşılığı olarak kullanılır. Arapçanın dışındaki dillere cami kelimesi mescid sözcüğünün değişik dillerdeki okunuş şekli olarak girmiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Câminin Bölümleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camilerde genellikle şu bölümler bulunur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihrab:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Câmilerde kıble yönünde bulunan ve imamın namaz kıldırırken durduğu girintili bölümdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Açıklama : Oda, köşk, baş köşe, yüksek yer, savaş âleti. Câmide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu, kıble tarafındaki duvarın ortasında bulunan, oyuk, girintili yer anlamında bir terim. Çoğulu "mehârîb"tir. Bu bölüm, savaş âletine benzetilerek mihrab denilmesi, şeytan ve kötü düşünce ve arzularla savaş yeri kabul edilmesindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran-ı Kerim'de Mihrap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'ân-ı Kerîm'de mihrab sözcüğü ve çoğulu şu âyetlerde geçmektedir. Kudüs'te Mescid-i Aksa bünyesinde, Meryem'in barındığı bir bölme anlamında şöyle kullanılmıştır: "Rabbi onu, güzel bir şekilde kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Onu Zekeriyya'nın himayesine bıraktı. Zekeriyya meryem'in bulunduğu mihrâba her girdiğinde onun yanında yiyecek, rızık buldu. "Bu,.sana nereden geldi ey Meryem?" dedi". Meryem; "O, Allah tarafındandır. Şüphesiz Allah, dilediğini hesapsız bir şekilde rızıklandırır" (Ali İmrân, 3/37).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namaz kılınan yer ve mabed anlamında olmak üzere şöyle buyurulur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zekeriyya mabedde (Mihrâb) namaz kılarken, melekler ona şöyle seslendiler": Allah sana, kendi sözüyle meydana gelen İsa'yı tasdik eden, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olan Yahya'yı müjdeliyor" (Ali İmrân, 3/39). "Zekeriyya mabedden (mihrâb) kavminin önüne çıktı" (Meryem, 19/11). "Ey Muhammed! Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvardan Davud'un ibadet yeri olan "mihrâba" tırmanmışlardı" (es-Sâd, 38/21). Çoğulu köşk ve saray anlamında kullanılır: "Cinler, Süleyman'ın istediği gibi saraylar (mehârib), heykeller, havuzlar kadar büyük çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı" (Sebe; 34/13).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihrabın Mimarisi ve Tarihçesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihrâb, günümüzde genellikle caminin kıble duvarı oyuk şekilde inşa edilerek ve çevresi de yazı veya diğer süs unsurları ile süslenerek yapılır. Çini, mermer veya ahşaptan yapılan ve sanat değeri oldukça yüksek mihrâplar vardır. Cami zemininden 15-20 cm. yüksek yapılanlarına da rastlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihrâbın camilere günümüzdeki şekliyle girmesi Emeviler devrine kadar dayanmaktadır. İlk zamanlarda, yani; Peygamber döneminde kıble, mihrâb ile değil, renkli bir çizgi veya üzerinde belirli işaretler bulunan bir taş levha gibi herhangi bir işaret ile gösterilmekteydi. Emeviler devrinde camilerin ayrılmaz bir unsuru olarak dini hayata giren mihrâblar, Selçuklular ve özellikle Osmanlılar zamanında yapılan taş ve çini çeşitleriyle diğer İslâm ülkelerinin hiç birinde görülmeyen bir değişiklik arzetmiştir. Bilhassa Bursa'daki Yeşil Camii'nin mihrâbı, Selçuklular devrinde bile rastlanmayan bir zenginlik ve ve ihtişam gösterir. Ayrıca bu caminin çinili mihrabı kendi cinsleri arasında en büyük ölçüde yapılmış olanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihrâb süslemelerinde değişik renk ve stillerde şekillerin yanı sıra, nefis hatlarla "Âyetül-Kürsî" olarak bilinen Bakara sûresinin 255. âyetinin yazıldığı da olur. Mihrabın hemen üzerine "Zekeriyya, Meryem'in bulunduğu mihrâba her girdiğinde" anlamına gelen "Küllemâ dehule aleyhâ Zekeriyyal Mihrabe" (Ali İmran, 3/37) âyetinin yazılması alışkanlık haline gelmiştir. İslâmî bakımdan mihrabın çevresine böyle bir âyet veya hadis yazımı şart değilse de, cemaatin okuyarak yararlanması için mihrâbla ilgili bir âyetin yazılmasında bir sakınca bulunmaz. Ancak yukarıdaki âyetin yerine, namazın şartlarından birisi olan "kıbleye yönelme"yi hatırlatan; "Ey Muhammed! Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir"anlamındaki, "Fevelli vecheke şatral-Mescidi'l-Haram" âyetinin (bk. Bakara, 2/114,149, 150) yazıldığı da görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan mihrâbın sağ üst kısmına "Allah", sol üst kısmına "Muhammed" veya üst kısma yalnız "İhlâs" sûresinin yazıldığı da görülür. Osmanlılarda geceleri imamın namazda görülebilmesi için mihrabın iki tarafına büyük ve yüksek bir şamdan konulmakta ve bunlara dikilen kalın mumlar geceleri yakılmaktaydı. Günümüzde petrol lambalarının veya elektriğin aydınlatmada kullanılmasıyla bu şamdanlar bazı büyük camilerde süs ve hatıra olarak korunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minber:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Câmilerde imamın cuma ve bayram hutbelerini okuduğu yüksekçe merdivenli yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Açıklama : Camide hatibin hutbe okumasına mahsus kürsü. Arapça, yüksek olmak, anlamındaki "nebr" kökünden ism-i âlettir. Minber, Cuma veya bayram hutbelerini okumak üzere çıkılan, genellikle mihrâbın hemen sağında bulunan merdivenli yapının adıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber'in Medine'de inşa ettirdiği Mescid-i Nebevi'de, önceleri bir minber bulunmuyordu. Cemaatin çoğalması nedeniyle Hz. Peygamber (s.a.s)'in ders ve hutbelerinin daha rahat duyulabilmesi için, Hicretten yedi yıl kadar sonra ilk minber yapıldı. Hz. Peygamber o zamana kadar bir hurma kütüğüne yaslanarak ve kerpiçten yapılmış bir set üzerine çıkararak hitap ediyordu (Semhûdî, Vefâü'l Vefâ, Mısır 1326, I, 281-282).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk minber Hz. Peygamber'in ashabıyla istişaresinden sonra isteği üzerine bir kadının marangoz olan kölesi tarafından yapılmıştır. Ustanın adıyla ilgili farklı rivayetlerden, minber yapımıyla bir kaç kişinin ilgilendiği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahşap olan ilk minber, Medine'den Şam tarafına doğru dokuz millik bir mesafede bulunan ormandan kesilen ılgın ağacından yapıldı (Buhârî, Cum'a, 26). Minber iki basamak ve üst tarafında bir oturma yerinden ibaretti. Mescidde yerine konulup, Allah Rasulünün üzerine ilk çıkışında, daha önce yaslanarak hitap ettiği hurma kütüğünden bazı inilti sesleri duyuldu. Hz. Peygamber, hurma kütüğünü eliyle okşayınca inleme sesi kesildi. Bu olay, Ashabın huzurunda cereyan ettiği için pek çok kimse tarafından rivayet edilmiştir. Hatta bu konu ile ilgili hadislerin tevatür derecesine ulaştığı öne sürülmüştür (bk.ez-Zebîdî, Tecrîd-i Sarih Trc, Ahmed Naim, III, 73-79).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber vefat edince ilk halife Hz. Ebu Bekir (r.a.) edebinden dolayı minberin ikinci basamağında, Hz. Ömer (r.a.) de ilk basamağında hutbe okumuşlardır. Hz Osman (r.a) ise üçüncü basamağa kadar çıktı. Çünkü o da bir basamak inseydi yerde hitap etmesi gerekecekti. Bu ise sünnete aykırı olurdu (Semhudî, I, 282). Minber'in kapısına ilk perde astıranın da o olduğu rivayet edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber'in minberi hicrî kırk dokuz tarihine kadar daha önceki hâli üzere kalmıştır. Muaviye b. Ebî Süfyan Sultan olunca siyasi nüfuz ve gücünü arttırmak için minberi Şam'a nakletmek istedi. Bunun için Medine valisi Mervan b. el-Hakem'e mektup gönderdi. Ancak minber sökülmeye teşebbüs edildiği sırada güneş tutuldu. Medine ufuklarının kararmasını manevi bir işaret olarak kabul eden Mervan, düşüncesinden vazgeçti. Minberin alt kısmına altı basamak daha ilave ettirerek, basamak sayısını dokuza çıkardı. Mervan, cemaat çoğaldığı için bu yola başvurmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minber bu şekliyle 654/1256 yılındaki yangına kadar devam etti (Abdü'l-Hay el-Kettânî, Terâtibü'l-İdâriye, I, 67). Mermerden olan Mescid-i Nebevi'nin son minberi Osmanlı Sultanı III. Murad tarafından yaptırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid-i Nebevi'de müslümanların en fazla rağbet ettikleri yer Minber'le Hz. Peygamber'in kabri arasıdır. Çünkü Hz. Peygamber burasını Cennet'ten bir bahçe olarak nitelendirmiştir (İbn Sa'd, I, 253). Bazı hadislerde ise minberin Havz'ın üzerinde olduğu ve cennet kapılarından biri bulunduğu bildirilmektedir (Bağavî, Şerhü's-Sünne, II, 340).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber'in hayatında bir ilim kürsüsü, bir idare makamı özelliği olan minber, ondan sonra hutbeler dışında halifelerin üzerinde bey'at aldıkları ve göreve başlarken çıkmayı mutad hale getirdikleri bir yer olarak fonksiyonunu sürdürmüştür. Hakimiyetin sembolü haline gelen minber, valilerin göreve başlarken ve ondan ayrılırken çıktıkları hükümdarın temsilcisi olarak oturdukları bir makamdı. İlk asırlarda valiler ellerinde asa ile ayakta hutbe okurlardı. Mescidlerin kazâi fonksiyonları da, genellikle minber yanında gerçekleşiyordu. Hz. Peygamber (s.a.s)'in minberi yanında yalan söylenemeyeceği ve bunu yapanın Cehenneme gireceğini belirten sözleri sebebiyle olmalı, genellikle zanlılara minberinin yanıbaşında yemin ettirilirdi (Hadis için bk. İbn Sa'd, I, 254).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid-i Nebevî'den sonra ilk minber Mısır'da Amr Camiî'ne konuldu. Ancak başlangıçtaki hükümranlıkla ilgili fonksiyonu sebebiyle olmalıdır ki Hz. Ömer (r.a.)'ın emriyle bu minber kaldırıldı. Hicri 132 yılından itibâren Mısır'da eyâlet camilerine minberin konulmasıyla minber, bütün cuma camilerine yayıldı. Ahşap ve mermer işçiliğinin en güzel örneklerini teşkil edecek minberler yapıldı. Ahşap minberlerin en eski örneği Keyravan Camiî minberidir. Kurtuba'daki Hakem II minberi kaynakların verdiği bilgilere göre çok değerliydi. Tekerlekler üzerinde yürütülebilen minberde Hz.Ömer'e ait bir Kur'an nüshası da bulunmaktaydı. Anadolu'da en eski minber Konya Alaaddin Camii'nin ahşap minberidir. Kendisinden sonrakilere örnek teşkil etmiştir. Selçuklu taş minberleri ise kötü tamirler sonucu özelliklerini yitirmişlerdir. Osmanlılar döneminde mermerden yapılan minberler yaygındır. Bitki motifleri ve geometrik şekillerle süslenen minberler camiîn iç süslemesi ve mimari üslubuyla bir bütünlük arzetmektedir (bk. Oktay Aslanapa, Minber mad. İA.).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde minberler beş, yedi, dokuz veya daha fazla basamaklı olur. İmam, genellikle yedinci basamakta durur. Ancak bu durum, câmiîn ve dolayısıyla minberin büyüklüğüne göre değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürsü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Câmilerde vaaz verilen yüksekçe oturma yeridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Açıklama: Camide hatibin hutbe okumasına mahsus kürsü. Arapça, yüksek olmak, anlamındaki "nebr" kökünden ism-i âlettir. Minber, Cuma veya bayram hutbelerini okumak üzere çıkılan, genellikle mihrâbın hemen sağında bulunan merdivenli yapının adıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber'in Medine'de inşa ettirdiği Mescid-i Nebevi'de, önceleri bir minber bulunmuyordu. Cemaatin çoğalması nedeniyle Hz. Peygamber (s.a.s)'in ders ve hutbelerinin daha rahat duyulabilmesi için, Hicretten yedi yıl kadar sonra ilk minber yapıldı. Hz. Peygamber o zamana kadar bir hurma kütüğüne yaslanarak ve kerpiçten yapılmış bir set üzerine çıkararak hitap ediyordu (Semhûdî, Vefâü'l Vefâ, Mısır 1326, I, 281-282).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk minber Hz. Peygamber'in ashabıyla istişaresinden sonra isteği üzerine bir kadının marangoz olan kölesi tarafından yapılmıştır. Ustanın adıyla ilgili farklı rivayetlerden, minber yapımıyla bir kaç kişinin ilgilendiği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahşap olan ilk minber, Medine'den Şam tarafına doğru dokuz millik bir mesafede bulunan ormandan kesilen ılgın ağacından yapıldı (Buhârî, Cum'a, 26). Minber iki basamak ve üst tarafında bir oturma yerinden ibaretti. Mescidde yerine konulup, Allah Rasulünün üzerine ilk çıkışında, daha önce yaslanarak hitap ettiği hurma kütüğünden bazı inilti sesleri duyuldu. Hz. Peygamber, hurma kütüğünü eliyle okşayınca inleme sesi kesildi. Bu olay, Ashabın huzurunda cereyan ettiği için pek çok kimse tarafından rivayet edilmiştir. Hatta bu konu ile ilgili hadislerin tevatür derecesine ulaştığı öne sürülmüştür (bk.ez-Zebîdî, Tecrîd-i Sarih Trc, Ahmed Naim, III, 73-79).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber vefat edince ilk halife Hz. Ebu Bekir (r.a.) edebinden dolayı minberin ikinci basamağında, Hz. Ömer (r.a.) de ilk basamağında hutbe okumuşlardır. Hz Osman (r.a) ise üçüncü basamağa kadar çıktı. Çünkü o da bir basamak inseydi yerde hitap etmesi gerekecekti. Bu ise sünnete aykırı olurdu (Semhudî, I, 282). Minber'in kapısına ilk perde astıranın da o olduğu rivayet edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber'in minberi hicrî kırk dokuz tarihine kadar daha önceki hâli üzere kalmıştır. Muaviye b. Ebî Süfyan Sultan olunca siyasi nüfuz ve gücünü arttırmak için minberi Şam'a nakletmek istedi. Bunun için Medine valisi Mervan b. el-Hakem'e mektup gönderdi. Ancak minber sökülmeye teşebbüs edildiği sırada güneş tutuldu. Medine ufuklarının kararmasını manevi bir işaret olarak kabul eden Mervan, düşüncesinden vazgeçti. Minberin alt kısmına altı basamak daha ilave ettirerek, basamak sayısını dokuza çıkardı. Mervan, cemaat çoğaldığı için bu yola başvurmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minber bu şekliyle 654/1256 yılındaki yangına kadar devam etti (Abdü'l-Hay el-Kettânî, Terâtibü'l-İdâriye, I, 67). Mermerden olan Mescid-i Nebevi'nin son minberi Osmanlı Sultanı III. Murad tarafından yaptırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid-i Nebevi'de müslümanların en fazla rağbet ettikleri yer Minber'le Hz. Peygamber'in kabri arasıdır. Çünkü Hz. Peygamber burasını Cennet'ten bir bahçe olarak nitelendirmiştir (İbn Sa'd, I, 253). Bazı hadislerde ise minberin Havz'ın üzerinde olduğu ve cennet kapılarından biri bulunduğu bildirilmektedir (Bağavî, Şerhü's-Sünne, II, 340).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Peygamber'in hayatında bir ilim kürsüsü, bir idare makamı özelliği olan minber, ondan sonra hutbeler dışında halifelerin üzerinde bey'at aldıkları ve göreve başlarken çıkmayı mutad hale getirdikleri bir yer olarak fonksiyonunu sürdürmüştür. Hakimiyetin sembolü haline gelen minber, valilerin göreve başlarken ve ondan ayrılırken çıktıkları hükümdarın temsilcisi olarak oturdukları bir makamdı. İlk asırlarda valiler ellerinde asa ile ayakta hutbe okurlardı. Mescidlerin kazâi fonksiyonları da, genellikle minber yanında gerçekleşiyordu. Hz. Peygamber (s.a.s)'in minberi yanında yalan söylenemeyeceği ve bunu yapanın Cehenneme gireceğini belirten sözleri sebebiyle olmalı, genellikle zanlılara minberinin yanıbaşında yemin ettirilirdi (Hadis için bk. İbn Sa'd, I, 254).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mescid-i Nebevî'den sonra ilk minber Mısır'da Amr Camiî'ne konuldu. Ancak başlangıçtaki hükümranlıkla ilgili fonksiyonu sebebiyle olmalıdır ki Hz. Ömer (r.a.)'ın emriyle bu minber kaldırıldı. Hicri 132 yılından itibâren Mısır'da eyâlet camilerine minberin konulmasıyla minber, bütün cuma camilerine yayıldı. Ahşap ve mermer işçiliğinin en güzel örneklerini teşkil edecek minberler yapıldı. Ahşap minberlerin en eski örneği Keyravan Camiî minberidir. Kurtuba'daki Hakem II minberi kaynakların verdiği bilgilere göre çok değerliydi. Tekerlekler üzerinde yürütülebilen minberde Hz.Ömer'e ait bir Kur'an nüshası da bulunmaktaydı. Anadolu'da en eski minber Konya Alaaddin Camii'nin ahşap minberidir. Kendisinden sonrakilere örnek teşkil etmiştir. Selçuklu taş minberleri ise kötü tamirler sonucu özelliklerini yitirmişlerdir. Osmanlılar döneminde mermerden yapılan minberler yaygındır. Bitki motifleri ve geometrik şekillerle süslenen minberler camiîn iç süslemesi ve mimari üslubuyla bir bütünlük arzetmektedir (bk. Oktay Aslanapa, Minber mad. İA.).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde minberler beş, yedi, dokuz veya daha fazla basamaklı olur. İmam, genellikle yedinci basamakta durur. Ancak bu durum, câmiîn ve dolayısıyla minberin büyüklüğüne göre değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minare:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Câmilerin bitişiğinde ezan okumak için yapılan kule şeklinde yüksek yapıya denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Açıklama : Minareler İslam dininde ibadet yerleri olan camilerde namaza çağrıyı bildirmek ve sala okumak için inşa edilmiş ana yapıdan yüksek tasarlanan yapılardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camilerde minare ihtiyacı teknolojinin henüz olmadığı İslamiyetin ilk dönemlerinden 20. yy.'ın ilk yarısına kadar, ezanın uzak yerlerden duyulmasına imkan sağlamak için yapılmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski devirde müezzin, caminin balkonuna yani þerefeye çıkar, istinare denilen şekilde dönerek ezan okurdu, modern çağda artık minareye çıkmadan cami içindeki mikrofondan okumaktadır. Mamafih bazı Nakşibendi tarikatlarında hoparlörle okumak yerine yine eski usul kullanılmaktadır ki, onlar teknolojinin bir kısmını bidat olarak görmektedirler. Camilerde minare zorunlu bir yapı parçası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslamiyette ilk minare Mısır'n başkenti Fustat/Yeni Kahire'deki Amr İbn Al As camisinde inşa edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şerefe:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minarelerde çepeçevre ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma yeridir. Buraya minarenin içindeki basamaklarla çıkılır. Minarelerde genellikle bir şerefe bulunur. Birden fazla şerefeli minareler de vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Açıklama : Minare balkonu. Farsça şarafa, eşik gibi, teras demektir (Nişanyan etimolojik sözlüğü). Ahşap, tuğla, taştan ve oyma sanatlıdır.&lt;br /&gt;Şerefe gövde, döşeme, korkuluk şeklinde üç bölümdür. Mimar Sinan'da şerefeler beş tiptir: 1. Püskülsüzler, 2. Dört kollu püsküllü, 3. Beş kollu püsküllü, 4. Altı kollu püsküllü, 5. Dört ve altı kollu çift sıra püsküllü.&lt;br /&gt;Şehzade ve Süleymaniye camileri şerefelerinde 1., Edirne Selimiye Camii'nde 2., Şehzade, Sinan Paşa, Mesih Paşa camilerinde 3., Kılıç Ali Paşa, Kadırga Sokollu camilerinde 4. ve 5. tipler görülür. Büyük camiler üç şerefeli minarelere sahiptir. Sultanahmet Camii minarelerinin toplam 16 şerefesi vardır ve bu sayı 16. padişah Ahmet'e işarettir.&lt;br /&gt;Bu şerefeler minare boyutlarını cami kütlesi ve kubbe ile uyumlu tutar. Mimar Sinan'ın Selimiye uygulamasında stalaktitler şerefeden şerefeye küçülür ve minare boyunu daha uzun gösterir. Her şerefeye ayrı merdivenden çıkılır. Ramazan ayında şerefeler (kandille eskiden)ışıklandırılır ve mahya kurulur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alem:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minarenin tepesine yerleştirilen hilâl (ay) şeklindeki tepeliğe denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş Açıklama : bayrak Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk islam sanatında cami, medrese, türbe gibi kubbeli yapıların, minare külahlarının, sancakların üzerine yerleştirilen tepelikler. Ayrıca bayrak, sancak, alamet ve bir kavim veya topluluğun tanınmış ve şöhretli kişileri için kullanılan bir tabirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araplarda sancak manasınadır. Umumiyetle altında toplulukların birleştiği alamet ve sancaklara, bu hususta kullanılan timsali işaretlere denir. En eski zamanlardan beri ordu ve asker topluluklarının bir işareti olmak üzere alemler kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler önceleri alem olarak at kuyruğundan tuğlar, boynuz, kurt sureti ve hilal şekillerini kullanmışlardır Osmanlılarda alem, aynı zamanda silah olarak kullanılan bir nevi balta teber dır. Muhtelif şekilleri olur. Uçları dar yüzlü bir kama veya dört köşe bir süngü şeklinde mızrak gibi uzunca saplı bir silah olup, mızrak vazifesini de görür. Bunların bazılarının üzerinde altın kakmalı yazılar ve süslemelere rastlanır. Yeniçeri ordusunda sancak alemi olarak da kullanılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlılarda beyaz, kırmızı, yeşil ve sarı olmak üzere muhtelif renkte bayrak yapılmış ve kullanılmıştır. Sancak karşılığı olarak da alem tabirini kullanmışlar ve sancağı taşıyanlara da alemdar demişlerdir. ilk Osmanlı bayrağı, Selçuklu Sultanı Alaeddin tarafından Osman Gaziye gönderilen Alemin beyaz renkte olmasından dolayı beyaz idi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu beyaz sancak, Osman ve Orhan Gazi zamanlarında kırmızı harb bayrağı kullanılmasına rağmen, Yavuz Sultan Selim devrine kadar muhafaza edilmiştir. Yeşil sancak ise, Fatih devrinde padişahın gemiye bindiği zaman geminin arkasına takılmak üzere kullanılırdı. Osmanlı bayraklarına hilal konması Orhan Gazi devrinde başlamıştır. Üç hilal ise, Fatih’in ilk sikkelerinde ve bundan sonraki yeşil sancaklarda kullanılmıştır. Ay yıldızın bayrağa konulması Sultan Üçüncü Selim zamanında olması kuvvetle muhtemeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı tekke bayraklarının Alemlerinde o tekkenin mensub olduğu tarikat pirinin ismi yazılıdır. Bu yazılar umumiyetle Bakır veya pirinçten kesme veya gümüş kakma usulüyle yazılmış ve yaldızlanmıştır. Alem tabiri daha ziyade dini, içtimai ve resmi mahiyetli olan işaretler için kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alem, aynı zamanda cami, türbe, medrese, çarşı, imaret ve bunlara benzer dini ve içtimai binaların kubbeleri tepesine ve minare külahlarıyla, minberler ve şadırvanlar gibi mimari kısımlarının ahşap çatıları üstüne bazan süs bazan da mimari bir eleman olarak konulan tepeliklerdir. Bunlar düşey bir eksene geçirilmiş boncuk gibi yuvarlak şekilde bir kaç parçadan ve onların tepesine takılmış ay veya iki uçları dışarıya doğru kıvrılmış bir boynuz ve bunlara benzer şekillerle son bulan elemanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Türkler umumiyetle çadır ve binaların tepesine gerek süs olarak ve gerekse nazara karşı moncuk veya boncuk denen tepelikler koyarlardı. Öteden beri devam eden bu geleneğe diğer inşai ve bedii sebeplerin katılması, Alemlerin bugüne kadar devam etmesine sebeb olmuştur. Türkler islamiyetle şereflendikten sonra, moncuk tabiri yerine daha islami buldukları alem sözünü almışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alemler, güzel görünmenin yanısıra mimari bir mecburiyetin neticesi olup, kurşun levhaların tepedeki birleşme noktasını örterler. estetik açıdan da dikkati tepede toplayıp, sanki kubbe veya minare semaya yükseliyormuş gibi bir his verirler. Kubbe ve minarelerin Alemleri binanın büyüklüğüne uygun bir şekilde yapılır. Alemi meydana getiren parçalar aşağıdan yukarıya doğru küp, alt bilezik, armut, boyun, üst bilezik ve ay gibi isimler alırlar. Alemlerin, en çok dikkat çeken yeri ay kısmıdır. Bunların boynuz, hilal, nal, zombah, yaprak ve Mevlevi sarığı şeklinde olanları vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek sancak, gerek kubbe ve gerekse minare külahları tepelerine takılan alemler çeşitli zaman ve memleketlere göre çok çeşitli şekiller almıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caminin Diger Bilinmeyen Bölümleri :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muvakkithane: Dış avlu kapısı yanındaki vakit tayini binası. Muvakkit, güneş saatiyle ezan saatini ayarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hünkar Mahfeli: Selatin camilerinde padişahların namaz kıldığı yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son Cemaat Yeri: Namazın ilk vaktine gelemeyenler için ayrılmış yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahya: İki minare arasına asılan ışıklı yazı levhası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahfil: Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazire: Camiyi yaptıranın, ailesinin, devlet erkanının lahitlerinin bulunduğu yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam odası: İmam ve müezzinin odası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şadırvan: Elbise askılıkları ve oturma sehpaları, içinde su bulunan hazne, musluklar, takunyaları bulunan avlu ortasındaki abdest yeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gasilhane: Cenaze yıkamak için ayrılan yer. Ortasında teneşir tahtası, su araçları, yıkayıcı elbisesi, çizmesi, önlüğü, tabut, tabut yeşil örtüsü bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuvalet: Avluda yer alan eski taşlı veya yeni taşlı, tek veya birçok bölümlü ayakyolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakkabılık: Cami kapısı girişinde dışta veya içte, yanlarda bulunan raflı, dolaplı sistem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabe: Cami ana kapısı üzerinde, Arap harfleriyle, caminin tarihi ve mimarına ait bilgiler ihtiva eden levha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hat: Cami tavanında, tavan katında bulunan bant halinde yahut levha halindeki yazılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbe: Genellikle kubbeli, camiye bitişik, etrafı açık mezarlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurs odaları: Külliyelerde imamların öğrencilere ders verdiği yerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer örtüsü: Hemen her camide halı. Son cemaat yerinde hasır, muşamba örtüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapı örtüsü: Kenarları işlemeli kalın muşamba örtü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avize: Yüzlerce tek kandil veya ortada büyük bir avize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaiz: İbadethanelerde, genellikle camilerde güzel nasihatler veren, kürsüde oturarak her gün veya cuma namazı öncesinde ayet ve hadislerle cemaate dersler veren hoca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kubbe: Camiler başta olmak üzere yapılarda yarım küre şeklindeki dam. Kasnak, kemer, tavan ve pencereleri vardır. En büyük kubbe Selimiye Camii kubbesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musalla taşı: Camilerde cenzelerin üzerine konulup cenaze namazının imam tarafından önünde kıldırıldığı taş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşhur camiler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam devletlerinden başta Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar olmak üzere, Müslümanların oturmakta olduğu bütün şehir ve beldeleri, baştan başa camilerle süslemişlerdir. Cami inşası başlı başına bir mimari tarz vücuda getirmiştir. Bunların bir kısmı çeşitli harplerde, yangın ve sel felaketlerinde yıkılmasına rağmen, hala pek çoğu ayakta durmaktadır. Hele Osmanlılar Bursa, Edirne ve İstanbul gibi payitaht şehirlerinde sayılamayacak kadar camiler yaptırmıştır. Edirne’de Selimiye Cami, Bursa’da Kebir ( Ulucami), İstanbul’da Bayezid Cami, Süleymaniye Cami, Fatih Cami, Sultan Ahmed Cami vs. camileri en büyükleri ve en muhteşemleridir. Bundan başka dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan başlıca meşhur camilerden bir kısmı şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cami-i Emevi, Cezayir Paşa Camii, Samarra Camii, Kuba Mescidi, Fustat, Amr Camii, Kahire İbni Tulun Camii, Kayravan Sidi Ukba Camii, İsfehan Camii, Kahire Kayıtbay Camii, Buhara Kaliyan Camii, Semerkand Şirdar Camii, Lahor Bedşahi Camii, Kurtuba Camiidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cami adabı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camiye hürmet onun kıymetini anlamakla olur. Müslümanların toplandığı ibadet yeri olan camiye abdestsiz girilmez. Herkesi rahatsız eden kokan elbise ile içerde bulunmak uygun değildir. Camilere necaset, yani pislik sokulmaz, yol haline getirilip geçilmez. Pislik bulaştıracak deli ve küçük çocuk camiye sokulmaz. Camilerde pazar kurmak, yüksek sesle konuşmak, nutuk söylemek, konferans vermek uygun değildir. Camilerde sarkıntılık ederek dilenilemeyeceği gibi böyle birine sadaka da verilmez. Misafir olanın haricindeki kimseler camide yemek yiyemezler. Camide alış veriş yapılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk camiler&lt;br /&gt;Yeryüzünde yapılan ilk ibadet yeri, Mekke şehrinde bulunan Kabe’dir. Buraya "Mescid-i Haram" da denir. İslam inancına göre: Kabe ilk defa hazret-i Âdem tarafından yapılmıştı. Nûh aleyhisselam tûfanında yıkıldı. Böylece Kabe’nin yeri, hazret-i Nûh’dan hazret-i İbrahim’e kadar boş durdu. Bugünkü Kabe’yi İbrahim aleyhisselam oğlu hazret-i İsmail ile birlikte bina etmiştir. Zamanla çeşitli tarihlerde tamir edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanların önemli mabedi olan "Mescid-i Aksa" Hz. Süleyman’ın hükümdarlığı zamanında M. Ö. 965-926 yıllarında onun tarafından Finikeli mimarlara yaptırılmıştır. Yapımı 7 sene sürmüştü. Çok muhteşem bir şekilde inşa ettirilen Mescid-i Aksa, Kudüs’ü zapteden Buhtunnasar tarafından yaktırıldı. Daha sonra Sultan Keyhüsrev tarafından tamir ettirildi. 70 senesinde Romalılar yaktı ise de bina yeniden tamir edildi. Binanın arsası Kudüs Müslümanlarının eline geçince, yeni bir İslam mabedi yapmak için kallanıldı. Altıncı Emevi halifesi olan Velid bin Abdülmelik, 715 senelerinde buraya, yine "Mescid-i Aksa" denilen camiyi yaptırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanlar için değeri çok yüksek olan camilerden biri de, Medine’deki "Mescid-i Nebi"dir. Medine-i münevvere’nin en büyük camisidir. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Medine’ye hicret ettiği zaman, devesinin ilk çöktüğü yerde inşa edilmiştir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Medine’de önce Halid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensari hazretlerinin evinde 7 ay misafir kaldı. Hazret-i Ebû Bekir’den ödünç aldığı 10 altın ile bu arsayı satın alıp, düzelttiler. Hicretin ikinci senesinin Safer ayında mescit tamam oldu. Üzeri hurma dal ve yapraklarıyle örtüldü. Üç kapısı vardı. Mihrabı, şimdiki Bab-ı Tevessül yerindeydi. Şimdi mihrabın yerinde olan kapısından cemaat girer çıkardı. Temelin derinliği ve duvarların kalınlığı iki buçuk metre (üç arşın) idi. Temeli taşdan, duvarları kerpiçtendi. Eni boyu yaklaşık sekiz buçuk metre (10 arşın), yüksekliği de yaklaşık 6 metre (7 arşın) idi. Medine’deyken, Peygamberimiz vefat edinceye kadar, bütün namazlarını hep bu camide cemaatla kıldı. Bu mescit, daha sonraları büyük tamiratlar yapılarak genişletildi. Şimdiki şekline ve ebadına yakın olarak inşası Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik zamanına rastlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Muhammed (SAV) ve Eshab-ı kiram zamanında daha birçok camiler yapılmıştır. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Mekke’den Medine’ye hicret ederken, önce Kuba köyüne uğradı. Burada 10 günden fazla kaldı. Kuba Mescidi denilen camiyi yaptırdı. İlk Cuma namazının kılındığı cami, Ranuna Vadisindeki "Mescid-i Cuma"dır. Mescid-i Fadih, Mescid-i beni Kureyza, Mescid-i Ümm-i İbrahim, Mescid-i Beni Zafer, Mescid-ül-İcabe, Mescid-ül-Fetih, Mescid-ül-Kıbleteyn, Mescid-i Zühabe, Mescid-i Cebel-i Ayniyye, Mescid-ül-Baki vs. bunlardan başlıcalarıydı. Mescid-i Dırar, Kuba köyünde bulunan münafıklardan ileri gelenleri tarafından, kötü maksatla yaptırılan toplantı yeridir. Resûlullah efendimiz burada namaz kılmamış ve yıktırmıştır. Yeri belli değildir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4973783545769462182?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4973783545769462182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4973783545769462182' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4973783545769462182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4973783545769462182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/ibadet-yerleri-camimescid-nedir-ve.html' title='İbadet Yerleri (Cami,mescid nedir ve caminin bölümleri hakkında)'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-3182103463324046196</id><published>2009-02-14T03:10:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T03:11:10.597-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Sağlık'/><title type='text'>Vajinal Enfeksiyonlar</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Vajinanın akıntı, koku, tahriş ve kaşıntı ile ortaya çıkan iltihabi durumudur.Enfeksiyonlar vajinal duş, sprey, kondom gibi kimyasal madde içeren ürünlerin kullanılması ve östrojen eksikliği vajinite neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı vajina nasıl olmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir kadında vajina, vajinal florayı oluşturan birçok mikroorganizma içerir. Normal vajinal salgılar kokusuz ve renksizdir. Cinsel aktivite, yaş, menstrual siklusun dönemi, genel sağlık durumu ve beslenme vajinal salgıda değişikliğe yol açabilir.&lt;br /&gt;Östrojen vajinanın üst tabakasındaki hücrelerin kalınlaşmasını sağlayarak kadınları vajinal enfeksiyonlardan korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinal enfeksiyon nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinal florada yer alan mikroorganizmalar arasındaki denge bozulduğunda bu mikroorganizmalar arasındaki denge bozulduğunda bu mikroorganizmalardan biri veya birkaçı fazla çoğalarak enfeksiyonlara yol açar. Vajinal enfeksiyonlarda vajinal salgının miktarı, rengi ve kokusu değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinal enfeksiyonlar hangi yakınmalara yol açar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajiniti olan kadınların en önemli yakınmaları kaşıntı, hassasiyet, koyu renkli ve kötü kokulu akıntı, idrar yaparken yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinal mantar enfeksiyonlarının bulguları ve tedavisi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinitlerin en sık görülen nedeni mantar enfeksiyonlarıdır.Kadınların %75′i yaşamları boyunca en az bir defa mantar enfeksiyonu geçirir.Candida albicans olarak adlandırılan mantar vajinal florada yer alan mikroorganizmalardan biridir.Bu mantarlar kontrolsüz olarak çoğaldıklarında vajinal enfeksiyon ve yakınmalara yol açar.En sık görülen yakınma genital bölgede şiddetli kaşıntı ve yanmadır.Beyaz peynirimsi bir akıntıya neden olan bu enfeksiyonun tanısı akıntı örneğinde mantarların görülmesi ile olur.Bu enfeksiyonlar antifungal krem, tablet veya vajinal ovüller ile tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi durumlarda mantar enfeksiyonları daha sık görülür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik, antibiyotik tedavisi, adet kanaması, cinsel ilişki, şeker hastalığı, çok dar ve sıkı iç çamaşırları giymek, vajinal duşlar bu enfeksiyonların görülme sıklığını arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vajinal mantar enfeksiyonları nasıl önlenir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pamuklu ve emici iç çamaşırları giyilmesi&lt;br /&gt;* Hijyenik kurallara dikkat edilerek genital bölgenin temizliğinin önden arkaya doğru yapılması&lt;br /&gt;* Havalanmayı engelleyen dar, sıkı çamaşır ve pantolonlar giyilmemesi&lt;br /&gt;* Genital bölgenin nemli ve ıslak bırakılmaması&lt;br /&gt;* Cinsel ilişkiden sonra genital bölgenin temizlenmesi&lt;br /&gt;* Kokulu tuvalet kağıtları, vajinal duş ve sprey gibi kimyasal maddeler içeren ürünlerin kullanımından kaçınılması&lt;br /&gt;* Antibiyotik kullanıldığı süre içinde bol yoğurt yenmesi ve günde iki kez vajinaya bir çay kaşığı yoğurt sürülmesi(yoğurt vajinal floranın düzelmesine yardımcı olur)&lt;br /&gt;* Karbonhidratların, özellikle şekerli gıdaların tüketiminin azaltılması &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-3182103463324046196?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/3182103463324046196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=3182103463324046196' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/3182103463324046196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/3182103463324046196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/vajinal-enfeksiyonlar.html' title='Vajinal Enfeksiyonlar'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4896273969174350150</id><published>2009-02-14T03:06:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T03:09:05.021-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam'/><title type='text'>Doğum Kontrol Hapları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;1. Doğum Kontrol Hapları Vücudumuzda doğal olarak bulunan, yapılması ile adetlerinizin düzenini kontrol eden hormonların, sentetik şekillerini içerirler. Bu hormonlar östrojen ve progesteron hormonlarıdır. Bir çok doğum kontrol hapları, kadın yumurtalıklarından, yumurtanın serbestlenmesini önler, yumurtlamayı engellerler. Yumurta olamayınca da spermler tek başlarına döllenmeyi gerçekleştiremezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Ne Kadar Güvenlidir? Doğum kontrol haplarının kullanılması %97-99 oranında koruyuculuk sağlar. Ancak cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara karşı bir koruyuculuğu yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Nasıl Kullanılır? Her gün aynı saatte bir hap yutulmalıdır. Tek bir gün içilen hapın hiç bir etkinliği yoktur. İlaçların prospektüslerinde yazıldığı gibi başlanması ve devamı gerekir. Kullanımın ilk 6 ayında ve daha sonra da, yılda en az bir kez jinekolojik muayene önerilir. Herhangi bir neden ile de bir doktora başvurduğunuzda Doğum Kontrol Hapı kullanmakta olduğunuzu belirtiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Avantajları Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebeliğin önlenmesinde çok etkindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolay kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilişki öncesinde yapılacak herhangi bir hazırlığı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adet aralıkları kısalabilir, daha hafif geçebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az adet öncesi gerginlik, akne, demir eksikliği, kansızlık ve Romatoid Artirit görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yumurtalık ve rahim duvarı kanserlerine ve pelvik enfeksiyon hastalığı denen bir hastalık grubuna karşı, bir miktar koruma sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az dış gebelik görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Kimler Kullanmamalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 yaş üzerinde iseniz ve günde 15 ten fazla sigara içiyorsanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün aynı saatte ilaç alamayacaksanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebi anlaşılamayan vaginal kanamalarınız varsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan pıhtılaşma anormalliği varsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaciğer hastalığı olanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp hastalığı olanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme veya rahim kanseri olanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Olası Sorunlar Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün aynı saatte hap almak unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;Emzirme dönemlerinde kullanılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yan Etkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Geçici düzensiz adet kanaması gibi kanamalar,&lt;br /&gt;* Kilo alma olasılığı,&lt;br /&gt;* Baş ağrısı,&lt;br /&gt;* Bulantı,&lt;br /&gt;* Göğüslerde hassasiyet,&lt;br /&gt;* Ruhsal değişimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yan etkiler genelde 2-3 ayda kaybolur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Mutlaka Okuyunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlanan ilaca devam etmek ve o ay sonunda bırakarak tekrar hamile kalmak için hazır olabilirsiniz. Eğer aşağıdaki şikayetler sizde görülür ise bunlar ciddi olayların işaretleri olabileceğinden DERHAL HEKİMİNİZE BAŞVURUNUZ. Kendiliğinden geçmesini beklemeyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ciddi karın ağrısı&lt;br /&gt;* Nefes darlığı ve ciddi göğüs ağrısı&lt;br /&gt;* Ciddi baş ağrısı ve baş dönmesi&lt;br /&gt;* Görüş bulanması, gözde şimşekler çkıyor gibi olması veya körlük&lt;br /&gt;* Ciddi bacak ağrıları ve şişmesi&lt;br /&gt;* Gözlerin beyaz kısmındaki ve ciltteki sarı rengin ortaya çıkması, sarılık&lt;br /&gt;* Ciddi depresyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu istenmeyen durumlar çok az görülen durumlardır. Dünyada çok sayıda kadın tarafından kullanılmaktadır, siz de hekim kontrolünde güvenle kullanabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4896273969174350150?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4896273969174350150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4896273969174350150' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4896273969174350150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4896273969174350150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/dogum-kontrol-haplar.html' title='Doğum Kontrol Hapları'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-695523643537179505</id><published>2009-02-14T02:54:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T03:20:42.474-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet / Egzersiz'/><title type='text'>Zayıflama ve Diyet</title><content type='html'>Taylight Diyeti :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk günleri geride bıraktık ve nihayet yaza girdik. Malum yaza girerken herkesin en büyük derdi kiloları oluyor. Giyilecek kıyafetlerin içine girememe gibi bir problem ortaya çıkıyor. Bu hafta sizlerle geçen gün okuduğum bir diyeti paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere diyete başladığınızda unutmamamız gereken en önemli şey asla ama asla öğün atlamamanız. Yemeklerinizi küçük lokmalar halinde alın ama hızlı yemeyin. Günde en az 3 ile 18 bardak su için ve fazla hareket etmeye çalışın. Hareket etmek derken, zamanım yok, işlerim çok yoğun, spor yapamıyorum diye bahaneler uydurmayın. Gerçekten bu denli yoğun bir çalışma sisteminiz olabilir, ama evde, işyerinde asansör yerine merdivenleri bile kullanmanız bir harekettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Taylight diyetine ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah : 1 dilim kepek ekmeği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz veya diğer peynir çeşitleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 domates,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 salatalık ve sivri biber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınırsız çay, kahve ama tatlandırıcı ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de marketlerde kolaylıkla temin edebileceğiniz bitkisel çaylardan 1'er poşet fincana koyup sabah ve akşam yemeklerinden sonra 2 kez içebilirsiniz. Yalnız bağırsak sorununuz varsa asla kullanmayın. Arada grisini ya da 1 dilim kepekli ekmeği yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen : 1 yemek tabağı ıspanak, kabak, semizotu, pazı yada pırasa (tercih sizin)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200 gram light yoğurt ile sebzenizi karıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada 1 adet kepekli grisini ve kibrit kutusu büyüklüğünde peynir ve domates yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam : Yarım marulu, şu seçeneklerden biri ile karıştırıp tüketebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gram ızgara ya da haşlanmış tavuk veya köfte, biftek, tavuk şiş, mantar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki saat sonra ise ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 adet orta boy elma ve istediğiniz kadar limonata içebilirsiniz. Ama bu limonatayı 3 adet limonu sıkıp, 2 adet limon kabuğu rendeleyip, 2 tane de nane yaprağı koyup öyle hazırlarsanız iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet yaparken dikkat etmeniz gereken bazı hususları tekrar hatırlatmak istiyorum. Öğünlerinizi aynı saatlerde yemeye özen gösterin. Akşamları 19:00 den sonra yemek yememeye dikkat edin. Eğer mümkünse bol bol yürüyüş yapın. Bol bol su tüketin. Bitkisel çaylar için. Toksinleri daha kolay vücudunuzdan atarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta da benden bu kadar. Önümüzdeki hafta tekrar buluşmak üzere... Sevgi ve sağlıkla kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harika Avcı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-695523643537179505?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/695523643537179505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=695523643537179505' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/695523643537179505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/695523643537179505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/zayflama-ve-diyet.html' title='Zayıflama ve Diyet'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5412198071485830374</id><published>2009-02-14T02:52:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T02:54:16.566-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Sağlık'/><title type='text'>Kızlık Zarı ve Dikilmesi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kızlık zarının fizyolojik olarak görevi; genelde embryonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini engellemektir. Tıbbi açıdan bakıldığında ise özellikle gelişmiş toplumlarda en sık cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın tarihsel gelişimi süresince pekçok toplum, kızlık zarını, hymeni saflığın ve el değmemişliğin, yani bekaretin sembolü olarak görmüştür. Bu inanışın yansımaları, hala daha, özellikle bizim toplumumuz gibi gelişmekte olan toplumlarda sıklıkla yaşanmaktadır. Günümüzde kızlık zarının anatomik ya da fizyolojikten çok sosyolojik bir fonksiyonu vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı belirli bir yapıda değildir. Anatomik olarak vajinayı oluşturan ve mukoza adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine müsade eder ve çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Kızlık zarı gebeliğe karşı koruma sağlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı tamir edilebilir ve bu işleme himenoplasti (hymenoplasty) ya da hymenorraphy adı verilir. Doğum yapmış kadınlarda bile kızlık zarı tamir edilebilir. Kızlık zarının tamir edildiği ancak jinekolog ya da adli tabip tarafından anlaşılabilir. Ancak kızlık zarı tamirinde kanama olması %100 garanti edilemez. Türkiye”de kızlık zarı dikilmesi için alınan ücretlerin 140-1500 dolar arasında değiştiği belirtilmektedir. İşlem genelde 30 dakika kadar süren, genel ya da lokal anestezi altında yapılabilen nispeten basit bir operasyondur.Kızlık Zarı ve Dikilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişki dışında bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi?Kapanırmı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman tekrar birleşmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masturbasyon yaparken yırtılabilirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız yırtılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görürmü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazılarıda yırtılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk ilişkide çok acı verirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya yırtılmazsa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir şey hissettirilmeden açılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum,ne yapabilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz,o bunu uyuştururarak size hiç bir şey hissettirimeden açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kanarmı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) bir kaç damla kan gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya kanama durmazsa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir,doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı tamir edilir mi ? dikilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet,kızlık zarı dikilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet dikilen bir zar yüzde yüz kanar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı dikilmesi için ilişki sayısının veya ne kadar süredir ilişkiye girildiğinin önemi varmıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır yoktur,çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı dikişi acırmı? ne kadar sürer?nasıl bir ameliyattır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır acımaz, siz uyutularak veya o bölge uyuşturularak yapılır,10 ila 30 dakika arasında sürer,operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir veya çalışabilirsiniz.hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarımı kendim kontrol edebilirmiyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için yorum yapamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim kontrol edebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olacaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kontrol sırasında acırmı? veya zarar gelebilirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi,hiç bir zararda gelmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5412198071485830374?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5412198071485830374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5412198071485830374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5412198071485830374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5412198071485830374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/kzlk-zar-ve-dikilmesi.html' title='Kızlık Zarı ve Dikilmesi'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-7290712512886502003</id><published>2009-02-14T02:49:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T02:50:58.865-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam'/><title type='text'>Herbal Xenicol Zayıflama Kapsül</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Xenicol Hakkında :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol, Kunming Dali Firması ve Çin Bilim Akademisi tarafından geliştirmiş dünyada ilk ve tek 100% bitkisel lipase enzimi içeren kilo kontrolü ve zayıflamada dünyanın en profesyonel ve güvenli bitkisel üründür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol, sadece sindirim sisteminde çalışarak yiyeceklerden alınan yağları bloke ederek dışa atılımı sağlar ki buda vücutta oluşacak yağ kitlelerinin oluşumunu engeller ve mevcut yağ kütlelerini azaltarak istediğiniz forma girmenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol kullanıcıları arasında yapılan araştırmalarda; özellikle bel ve kalça çevresinde dikkate değer bir yağ kütlesi azalımı gözlemlenmiştir; yine aynı Herbal Xenicol kullanıcıları içerisinde Herbal Xenicol kullanımına bağlı hiçbir yan etki gözlenmemiştir. ( Araştırmaya katılan kullanıcı sayısı ve takip edilen kullanıcı sayısı 78600 kişidir. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriği:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol içeriğinde Flos Lonicerae, Cassia Nomame, Mipeiya, Fleeceflower Root, Mignonette, Aloe, Starch maddeleri bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapsül: 350mg/adet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanımı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az kilo vermek isteyenler: Kahvaltıyla beraber 1 kapsül (Günde 1 kapsül)&lt;br /&gt;Çok kilo vermek isteyenler:Yemeklerle birlikte 1 kapsül (Günde 3 kapsül)&lt;br /&gt;Arzu ettiniz kilo ulaştığınızda kullanımı kesebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklama süresi ve şartları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol'un saklama süresi 24 aydır. Serin ve kuru yerde saklayınız. Bu ürünü çocuklardan uzak tutunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürün 100% bitkiseldir, yan etkisi sıfırdır! Dolaşımı düzenler. Kolestrolü düşürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol Zayıflama Kapsülünü Kimler Kullanamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanmakta olduğunuz ilaç varsa muhakkak doktorunuza veya eczacınıza bildiriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 yaşın altındaki kişiler, hamile ve emziren kadınlar kullanmamalıdır. Ürün hızlı yağ yakıcı olup enerji açığa çıkartır. Az uyutmasına rağmen dinçlik verir ve kolay uyanmanızı sağlar. Susatıp ağız kuruluğu yaptıkça bol su içilmelidir. Hızlı kalp atışı, baş dönmesi, şiddetli baş ağrısı, nefes darlığı ve benzeri belirtiler doz aşımı belirtileridir. Böyle durumlarda ürünü kullanmaya 2 gün ara veriniz ve 3. günden itibaren dozu 1 e düşürerek sabah 1 akşam 1 alarak devam ediniz. Beklenmeyen bir etki gördüğünüzde ürünü kullanmayı derhal kesiniz ve doktorunuza başvurunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol Zayıflama Kapsülü Nasıl Bir Etki Yapar ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol, içeriğindeki metabolizma hızlandıran bitkisel hammaddeler vasıtasıyla kısa sürede sağlıklı olarak toksinlerden arınılmasına ve kilo verilmesine yardımcı olan; aynı zamanda formülasyonundaki antioksidanlarla serbest radikallerin oluşmasını engelleyen bir üründür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herbal Xenicol Zayıflama Kapsülü Yan Etkileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünün bilinen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-7290712512886502003?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/7290712512886502003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=7290712512886502003' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7290712512886502003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7290712512886502003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/herbal-xenicol-zayflama-kapsul.html' title='Herbal Xenicol Zayıflama Kapsül'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-6887755272215042207</id><published>2009-02-14T02:34:00.001-08:00</published><updated>2009-02-14T02:48:03.653-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Sağlık'/><title type='text'>Adet Öncesi Hamilelik Belirtileri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Gebelikte çoğu kadın tarafından hissedilen belirtiler ve bulgular vardır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunlardan başlıcaları: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;1. Adetin gelmemesi (amenore) &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2. Bulantı ve kusma &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;3. İdrar şikayetleri &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;4. Yorgunluk &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;5. Fetal hareketlerin algılanması &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;6. Göğüslerde değişiklikler &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;7. Vaginal mukoza renk değişikliği &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;8. Artmış deri pigmentasyonu ve abdominal striaların görülmesidir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;AMENORE: Daha önce düzenli adet gören sağlıklı kadınlarda beklenen adetin görülmemesi gebelik yönünde önemli bulgulardandır. Fakat amenore hiçbir zaman tek başına gebeliğin kesin olduğunu göstermez. Psikolojik ve sosyal şartlar, iklim ve yer değişiklikleri adetin aksamasına neden olabilir. Ayrıca ağır enfeksiyon hastalıkları veya diyabet, ve diğer bazı hormonal hastalıklarda da amenore vardır (Basedow hastalığı, miksödem, akromegali, Addison). Çocuk emziren kadınların %80” inde amenore görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadiren de olsa henüz hiç adet görmemiş puberte çağındaki bir çocukta, bir süredir menopozda olduğu bilinen kadında da gebelik olabileceği unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların aksine gebe olduğu halde adet gören kadınlar da vardır. Halk arasında buna “üste adet görme” denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BULANTI - KUSMA:&lt;br /&gt;Genellikle gebeliğin 2-12. haftalarında gözlenir. Gebelerin yaklaşık % 50-60”ında bulantı-kusma görülür. Sıklıkla bulantı sabah uyanıldığında çok şiddetlidir ve gün ilerledikçe azalır. Gebelik sırasında hastanın değişen metabolizmasının, değişik durumunun, endokrin bezlerin bulantı - kusmada rollerinin olduğu düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelikte ayrıca tükrük salgısında artış (hipersalivasyon) ve ağızda aşırı sulanma (pitiyalismus) mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MESANEDE DUYARLILIK ARTIŞI:&lt;br /&gt;Gebeliğin başında büyüyen uterus mesaneye bası yapar. Mesane duyarlılığı artar. Kapasitesi azalır. Sık idrara çıkılır. Bu belirti gebeliğin 2.devresinde azalır. 3. trimesterde fetal baş pelvise inince yeniden başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YORGUNLUK:&lt;br /&gt;Erken gebeliğin sık rastlanan ve bazen çok şiddetli olan belirtisidir. Yorgunluk, yapılan işle orantısızdır. Genellikle 20. haftadan sonra geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FETAL HAREKETLERİN ALGILANMASI:&lt;br /&gt;Genellikle Multiparlarda 16-18. haftalarda, primiparlarda, 18-20. haftalarda gebe tarafından fetal hareketler hissedilir. Bu batın içindeki kanat çırpılmasını andıran bir duygu olarak algılanır. Bu hareketlerin şiddeti giderek artar. Bu hareketlerin anne tarafından algıladığı ilk ana “CANLANMA” denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEMELERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER:&lt;br /&gt;İlk adet gecikmesinden kısa bir süre sonra memelerde dolgunluk, duyarlılık, karıncalanma hissedilebilir. Gebeliğe eşlik eden meme değişimleri, meme dokusunun hormonal uyarısına bağımlıdır, ama hemen adet öncesinde de aynı belirtiler bulunabilir. Nadiren yüksek prolaktin düzeylerinin varlığında memelerde gebeliktekini andıran değişimler olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memelerde bez, yağ ve bağ dokusunda artış olur ve damarlarda, lenf bezlerinde hipertrofi meydana gelir. Böylece memelerin şekil ve kıvamında karakteristik değişiklikler olur. Areola halkası genişler ve mamilla büyür, uzar. Areolada bulunan rudimenter süt bezlerinden, Montgomery bezleri aşırı belirginleşir. Areola ve mamillanın rengi, artmış pigmentasyon nedeniyle değişir (renk açık kahverengiden, koyu siyaha kadar olabilir). Çoğunlukla 2. gebelik ayından itibaren özellikle pigment bakımından zengin olan hastalarda pigmentasyon areola halkasından taşarak, areola çevresinde daha açık renkte sekonder gebelik areolası meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proliferasyona uğramış süt bezlerinin faaliyete başlamaları gebeliğin 2. ayının sonunda olur ve sekresyon başlar. Memenin tabanından mamilla yerine doğru yapılan basınç sonucunda berrak, daha sonraki aylarda da bulanık bir hal alan beyaz sarımtırak sekret salgılanır. Bu mayi, olgun süt karakterinde olmayıp kolostrum adını alır (Kolostrum, histolojik ve kimyasal bakımdan sütten ayrılır). Fakat kolostrum varlığı kesin gebelik bulgusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce gebelik geçirmişse kolostrum sekresyonu senelerce devam edebilir. Nulliparlarda da kolostrum teşekkülü görülmüştür. Korpus luteum persistansinde, ovarium kistlerinde, myomlarda, tüberkülozda da kolostrum oluşabilir. Hatta bazı kadınlarda menstrüasyon sırasında, pubertede, klimakteriumda, ovariumda oluşan fonksiyonel değişikliklere uygun zamanlarda kolostrum salgısı görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu nedenlerle meme salgısı ancak şüpheli gebelik bulgusu kabul edilebilir. Ama ilk gebeliklerde diğer sebepler de elimine edilebiliyorsa gebelik yönünden değerli bir bulgu kabul edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LİVİDİTE:&lt;br /&gt;Damar genişlemesine bağlı gelişen kan göllenmesi nedeniyle vulva, vagina ve servikste mavimtırak bir renk belirginleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABDOMİNAL STRİALAR VE PİGMENTASYON:&lt;br /&gt;Gebelerin yaklaşık %90”ında, stria gravidarum da denilen gerilme çizgileri ortaya çıkar. Derialtı ve deri ile ilgilidir. Deri dokusunun elastik lifleri birbirinden ayrılır, altında bulunan ve damardan zengin tabaka kolayca görülür. Gebelerin yalnızca %10”unda gözlenmez. Gebelikten sonra da beyaz inci sedef gibi izler bırakırlar. Striaların çokluğu kişinin dokusunun elastikiyeti, derialtı dokusunun yağlanması ve gerilmesi ile ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelikte vücudun belli bölgelerinde ortaya çıkan renk artışı (pigmentasyon) en fazla göğüs uçları, yüz, karın ve dış genital organlarda görülür. Göbekle pubis arasında uzanan çizginin koyulaştığı görülür. Ayrıca vücuttaki diğer operasyon izlerinde de pigmentasyon artışı görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alın-yanak-ağız etrafında kirli kahverengi lekeler kadının yüzüne maskelenmiş bir görünüm kazandırır ve kloazma gravidarum denir (Gebelik maskesi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AŞERME-SİNİRSEL-RUHİ DEĞİŞİKLİKLER:&lt;br /&gt;Gebe kadında yemek yeme arzusuyla ilgili ve gebelikten önceki durumuna uymayan değişiklikler olur. Bazı yemeklere arzusu artar bazı yemeklere karşı isteksizlik olur. Ekşi, tatlı, tuzlu v.s. isteği artabilir. Gebenin iç-dış dünyasındaki olaylara reaksiyonu çocuğu arzu edip etmemesine göre değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat tüm bu anlattıklarımız subjektif belirti ve bulgulardır. Kişiden kişiye çok değişkenlik gösterir. Kesin gebelik tanısı, doktor muayenesindeki objektif bulgular ve laboratuar tetkikleri ile bu subjektif bulguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda konulabilir.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-6887755272215042207?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/6887755272215042207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=6887755272215042207' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6887755272215042207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6887755272215042207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2009/02/adet-oncesi-hamilelik-belirtileri.html' title='Adet Öncesi Hamilelik Belirtileri'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8522597473009300263</id><published>2008-04-14T01:46:00.000-07:00</published><updated>2008-04-14T01:49:10.462-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek Tarifleri'/><title type='text'>Lor Kurabiyesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMaOzzvPGI/AAAAAAAABRo/yzy3lYm_jdY/s1600-h/d545b7725f8093ab7cd7cc78e.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189020037388647522" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 234px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" height="192" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMaOzzvPGI/AAAAAAAABRo/yzy3lYm_jdY/s400/d545b7725f8093ab7cd7cc78e.jpg" width="231" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;· 5 su bardağı toz şeker&lt;br /&gt;· 3 çorba kaşığı sıvı yağ&lt;br /&gt;· 100 gr tereyağı&lt;br /&gt;· 2 yumurta&lt;br /&gt;· 250 gr yağlı&lt;br /&gt;· tuzsuz lor peyniri&lt;br /&gt;· 1 tatlı kaşığı karbonat.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurtalardan birinin akı üzeri için ayırılıp bütün malzemeler karıştırılır. Elde edilen hamurdan ceviz büyüklüğünde toplar yapılır. Topların sadece bir tarafı önce yumurta akına, sonra şekere batırılarak tepsiye dizilir. Fırında 180 derecede pişirilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8522597473009300263?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8522597473009300263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8522597473009300263' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8522597473009300263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8522597473009300263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/lor-kurabiyesi.html' title='Lor Kurabiyesi'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMaOzzvPGI/AAAAAAAABRo/yzy3lYm_jdY/s72-c/d545b7725f8093ab7cd7cc78e.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1709844720977140593</id><published>2008-04-14T00:25:00.000-07:00</published><updated>2008-04-14T01:22:03.399-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaşama Dair'/><title type='text'>Stres Reçeteleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMTcTzvPFI/AAAAAAAABRg/D-k6FSZMjyg/s1600-h/imperiaflex010lk1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189012572735487058" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 190px; CURSOR: hand; HEIGHT: 281px" height="326" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMTcTzvPFI/AAAAAAAABRg/D-k6FSZMjyg/s400/imperiaflex010lk1.jpg" width="246" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerginlik ve strese bağlı sindirim sorunlarına karşı: Birer küçük kahve kaşığı kadar rezene, anason, pelin otu, papatya ve sadece bir-ikigranül lavanta 30 saniye kadar kaynatılıp, iki üç dakika da demlenecek. Bu çay midede gazların giderilmesine yardımcı oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Benim sana tavsiyem : &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Genel sıkıntı ve huzursuzluğa kerşı kendini iyi hissetmeye yardımcı olmak için; sarı kantaron, bir tutam melissa veya oğul otu. Bir-iki dakika kaynatılacak iki üç dakika demlenecek. İçine ince bir dilim limon konabilir. Günde3-4 fincan içilebilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1709844720977140593?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1709844720977140593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1709844720977140593' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1709844720977140593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1709844720977140593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/stres-reeteleri.html' title='Stres Reçeteleri'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMTcTzvPFI/AAAAAAAABRg/D-k6FSZMjyg/s72-c/imperiaflex010lk1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8600772533725927617</id><published>2008-04-14T00:17:00.000-07:00</published><updated>2008-04-14T00:23:48.726-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam'/><title type='text'>Vücut Saatinin Düğmesi Bulundu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMGGjzvPDI/AAAAAAAABRQ/moGHkFixiNg/s1600-h/47.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188997905422171186" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 192px; CURSOR: hand; HEIGHT: 169px" height="139" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMGGjzvPDI/AAAAAAAABRQ/moGHkFixiNg/s400/47.jpg" width="170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Araştırmacılar, insanların vücut saatini düzenleyen genetik mekanizmayı kontrol eden kimyasal düğmeyi bulduklarını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;California Üniversitesinin "Nature" dergisinde yayımlanan araştırmasında, bu sürecin karmaşık genler içermesine rağmen, tüm mekanizmanın tek bir aminoasit tarafından kontrol edildiği de belirtildi. Araştırmanın sonuçlarına göre, "Saat" geni ve ortağı "Bmali" vücudun saatini denetliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bmali" tarafından üretilen bir proteindeki tek aminoacid, vücudun ritmiyle ilgili genetik olaylar zincirini tetikleyen bir değişikliğe gidiyor. Bu değişiklik, herhangi bir şekilde bozulduğu takdirde, tüm sistemi mahvederek kontrol mekanizmasından kurtulabiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMGOzzvPEI/AAAAAAAABRY/Pc3lPmYbINE/s1600-h/vucut_saati.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188998047156091970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 170px" height="226" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMGOzzvPEI/AAAAAAAABRY/Pc3lPmYbINE/s400/vucut_saati.jpg" width="324" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacılar şimdi bu aminoasitin faaliyetini etkileyecek antikorlar üzerinde çalışırken, söz konusu keşfin uyku düzensizliği ve benzer hastalıkların tedavisinde daha etkili ilaçların üretilmesine yardımcı olması bekleniyor. Çevredeki değişiklikleri sezinleyebilen ve çok hassas bir mekanizma olan vücut saati, uykudan metabolizma ve davranışa kadar birçok fonksiyonu düzenliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mekanizmanın, tüm insan genlerinin yüzde 15'ini düzenlediği tahmin ediliyor. Ritmin bozulmasıyla insan sağlığı olumsuz etkileniyor, uykusuzluk, depresyon, kalp hastalığı, kanser ve sinir bozuklukları ortaya çıkabiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8600772533725927617?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8600772533725927617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8600772533725927617' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8600772533725927617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8600772533725927617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/vcut-saatinin-dmesi-bulundu.html' title='Vücut Saatinin Düğmesi Bulundu'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMGGjzvPDI/AAAAAAAABRQ/moGHkFixiNg/s72-c/47.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1129483387632753904</id><published>2008-04-14T00:08:00.000-07:00</published><updated>2008-04-14T00:16:25.484-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sanatci Kadınlar'/><title type='text'>Sİyaset, Edebİyat, Sanat....Üretİmde Kadin Olmak</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMDHzzvPAI/AAAAAAAABQ4/l9zTGSiZdbw/s1600-h/analar-2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188994628362124290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 293px" height="244" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMDHzzvPAI/AAAAAAAABQ4/l9zTGSiZdbw/s400/analar-2.jpg" width="200" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Birden düşünürken aklıma geldi. Neden şiir üretiminde şair olarak kadınların adı neredeyse yok denecek kadar az. Dilerseniz beraber düşünelim nedenlerini yazalım,yorumlayalım Hatta, Eski çağlardan günümüze düşün, sanat, edebiyat ve siyasal alandaki kadınların biyografilerini ve ürünlerini paylaşmayı öneriyorum.&lt;br /&gt;Ben bir ilk yaparak "Kadın Filozoflar"dan başlıyorum!...Kolay gelsin dostlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antik Çağ’dan Rönesans’a kadar bütün tasvirlerde felsefeyi bir kadin simgeler “SOPHIA” -- bilgelik Tanriçasi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez tek tanrılı dinler ortaya koydugu simgelerle kadınları bilgeliğin dışında bırakmış ve “sadece erkeklerle tanrı anlaşma yapar, sadece erkekler, tanrı ile insanlar arasında aracı olabilir” denmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şey Batı Felsefesinde de geçerliydi. Neredeyse kadınların sözü bile edilmezdi. Metzler 1989’da hazırladığı 300 biografik yapıt içinde sadece 6 kadın düşünüre yer vermiştir. Bunlar : Hannah Arendt, Simone de Beauvoir, Hildegard von Bingen, Agnes, Heller, Rosa Luxemburg ve Margaret Mead’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ve kadın düşüncesi Antik çağdan günümüze geldikçe daha az değerli görünüp kimse kadın filozoflardan alıntılamıyor, hiç bir felsefe ya da bilim tarihi bu düşüncelerden ve yazarlarından artık söz etmiyordu (Tielsh, 1984)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felsefe tarihinde kadınların gözardı edilen çıkışlarına, yapıtlarına bir göz atarsak, Karl Marx, Hegel, Kant gibi felsefe sistemleri kurmuş kişilerden hiç de geri kalmadıklarını görürüz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMDczzvPBI/AAAAAAAABRA/sWEKpmt3djs/s1600-h/kadinfilozoflar1ql5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188994989139377170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 295px; CURSOR: hand; HEIGHT: 224px" height="291" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMDczzvPBI/AAAAAAAABRA/sWEKpmt3djs/s400/kadinfilozoflar1ql5.jpg" width="401" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mesela, Sosyalis Programı (Arbeiterunium, 1843) ilk olarak ortaya Flora Triston tarafından atılmış olmasına rağmen dikkate alınmamıştır. Onun bildirisi Karl Marx’ın Komünist Manifesto’sundan 5 sene önce yayınlanmış ve Marx’tan 10 kez daha fazla baskıya ulaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya’da felsefe tarihinin mistik kadın Hildegard von Singen ile başladığını hiç bir ansıklopedi yazmaz. Felsefe tarihinde “unutulmuş” başarıların ve yanlış yükselmelerin listesi oldukça fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, Sokratik diyalogların aslında Aspasia tarafından kurulduğu, Anne Conway’ın Leibniz’i etkileyen Monadlar öğretisinin mimarı oldugu, Montaigne’den çok önce Teresa von Avila’nın ilk felsefi-yazınsal denemeleri yazdığı hep “unutulur”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Felsefe tarihi boyunca çoğu erkek düşünürler kadınları hep sınırlayıcı, hatta - aşalayıcı sözcüklerle alan dışı bırakmaya çalışmışlardır. Aristotales’e göre “kadınlarda ruh bulunmadığı”, Kant’a göre “kadınlarda akıl yeteneğinin eksıkliği”, hatta Fichte’e göre “kadınların duygularının sınırlarını saptamak” gibi yaklaşımları hep görürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Socrates, Leibniz, Erasmus von Roterdan, John Stuart Mill dışında, kadınlarda özgün bir düşünce görebilmek diğer düşünürlere göre düşünülebilir bir şey değildi. Erkek filozoflara göre düşünce erkeklerle, duygu ise kadınlarla özdeşleşmişti. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMEGDzvPCI/AAAAAAAABRI/cIia0AtlqDo/s1600-h/artemisiaportraithf9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188995697808981026" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMEGDzvPCI/AAAAAAAABRI/cIia0AtlqDo/s400/artemisiaportraithf9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Filozof kadınların hayatları ve yapıtları üzerindeki tartışmalar, onların çok kez cinsellikle ilgili dedikodulara karşı korunmasız olmaları yüzünden daha çok güçleşmiştir.Aspasia’ya karşı Antik yazarların iftiraları ile (tanrıtanımaz, aracılık, çok eşlilik gibi) başlayarak Isolta Nogarola’ya yapılan ensest karalamasından, “bilimsel leydiler”, “mavi çoraplılar”, “erkek kadınlar” olarak adlandırmalar hep filozof kadınlara, düşünen ve düşündüğünü belli eden kadınlara gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Acayip” olarak görülen, “zeki fakat kısır”, “soğuk”, “hetare (fahişe)”, “femmes fatale (felaket kadınları)” yakıştırmalarına maruz kalan filozof kadınların çoğu tam aksine çok kez bilinçli bir namus düşkünlüğüne ve geniş ölçüde “erkeksiz” hayatı seçip yalnız yaşadılar. Bunda bir başka etken de, “ kadınların eğitim görmesine ancak evlenmeden önce izin veren toplum görüşüne” uydular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni çağ’in baslangicina kadar evli ve çocuklu, yani anne olan bir kadının bilimsel çalışma yapması hemen hemen düsünülemez bir seydi. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1129483387632753904?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1129483387632753904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1129483387632753904' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1129483387632753904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1129483387632753904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/siyaset-edebiyat-sanatretimde-kadin.html' title='Sİyaset, Edebİyat, Sanat....Üretİmde Kadin Olmak'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMDHzzvPAI/AAAAAAAABQ4/l9zTGSiZdbw/s72-c/analar-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2596002637733317018</id><published>2008-04-13T23:59:00.000-07:00</published><updated>2008-04-14T00:04:24.888-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Moda'/><title type='text'>Düşük belin modası da geçiverdi.</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMBrTzvO_I/AAAAAAAABQw/UNAsdsUgduU/s1600-h/46499.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188993039224224754" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 259px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px" height="201" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMBrTzvO_I/AAAAAAAABQw/UNAsdsUgduU/s400/46499.jpg" width="250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Düşük beller, özellikle de iddialı olanlar, bu kış rafa kalkıyor. Beller yükseliyor, moda seksi değil, erkeksi bir görünüm alıyor. Tasarımcıların daha maskülen bir feminenlikten bahsettiği kış aylarında en çok dar kesimler dikkat çekiyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde basının gündeminden düşmeyen mini bikini altları estetik mi değil mi tartışıla dursun, şu bir gerçek ki kesinlikle dikkat çekici. Şimdi size üzücü bir haberimiz var, düşük beller bu kış rafa kalkıyor. Beller yükseliyor, moda seksi değil, erkeksi bir görünüm alıyor! Bodrum sahillerinde görmeye alışık olduğumuz görüntüler, yani şu son zamanlarda kendinden sıkça söz ettiren ultra düşük bel bikiniler kadınların moda söz konusu olduğunda sınır tanımadıklarının bir göstergesi. Hele bir de fiziksel görünümleri müsaitse… Geçtiğimiz hafta Bodrumda bu ve benzeri bikinilerin kuşatması altında şu sorunun cevabını aradım. Düşük belin kadınların görünümlerine katkısı var. Ama bu düştü düşecek bikini altlarının Sezen Aksunun da özellikle altını çizdiği gibi memlekete bir faydası var mı? Öncelikle estetikten uzak ama kesinlikle iddialı… Gerçi yazlık in mekÃ¡nlarının kuralı da bu. Kendi modanı kendin yarat! Ama şimdi size, özellikle de düşük bel tutkunlarına bir haberimiz var. Gerçi, yazın sona ermesiyle birlikte yenilenen vitrinlerde de pek yakında göreceksiniz bu kış beller yükseliyor. Tasarımcıların daha maskülen bir feminenlikten bahsettiği kış aylarında en çok dar kesimli, yüksek belli pantolonlar dikkat çekiyor. Düşük bele olan ilgiyi dikkate alan markalar elbette koleksiyonlarında bu tarz pantolonları da unutmamış, her ne kadar bu sadakati sona erdirmeye çalışsa da, keskin geçişler yapmaktan kaçınıyor. Bakın iki tanınmış markanın tasarımcıları yükselen beller ve yeni sezon hakkında bizlere ne gibi ipuçları veriyor: KAPRİLER DÜŞÜK, PANTOLONLAR YÜKSEK BEL Pelin Kocabıyık (İpekyol Tasarım Koordinatörü) Yazın dikkat çeken çok düşük bel modası yeni sezonda da görülecek mi? - Hayır. Pantolon belleri yükselmeye başladı. Kadınların siluetlerini ortaya çıkarmak ya da bir başka deyişle feminenliği vurgulamak için tasarımlarda öne çıkan parçalar neler? - Bu yıl kadınlar için ceket-pantolon yılı diyebiliriz. Maskülen feminenlik, sezonun en etkili görünümü. Genelde pantolonlar ve erkeksi çizgili gömleklerle kombinlenen kısa, dar, vücuda oturan mono veya kruvaze ceketler, diğer taraftan düz yaka formlarının önem kazandığı A kesim ceketler var. Bu tip ceketlerde truvakar kollara çok rastlayacaksınız. Yeni sezonda pantolonlar nelerle kombinlenecek? - Bu kışın modası el örgüsü uzun hırka ceketlerle, düz klasik gömlek, balık sırtı veya tweed dokulu değişik yakalı ceketlerle, yine düz balıkçı kazak ve pardösü, minik beyaz tişört ve kendinden yelekli ceketlerle kombinleyebiliriz. BU KIŞ BELLER YÜKSELİYOR Mavi Jeans tasarım ekibi Bu kış pantolonlarda ne moda? - Düşük bel ve dar paçalı, daracık siluetli jeanler bu kış da çok gözde. Mavi Jeansin Lindy modeli, yeni sezonda da favorilerimizden. Bunun yanı sıra Beverly ve Nadine öne çıkan modeller arasında. 2006 sonbaharının en büyük sürprizlerinden biri ise bellerin yükselmeye başlamasıyla birlikte yeni kesimlerin gardıroplarımıza girmesi. Mona modeli, yüksek beller için tasarlanan en özel örneklerden. Düşük bel modası yeni sezonda da görülecek mi? - Hayır, düşük bel modası yeni sezonda devam etmiyor. Hangi vücut tipine hangi pantolonu öneriyorsunuz? - Karın bölgesinden şikayeti olanlar yüksek giymemeyi tercih edebilir. Kalçası geniş olanlar için ise düşük bel ve dümdüz inen modeller ideal. Kalın bacaklılara ise kapriden uzak durmalarını öneriyoruz. Yeni sezonda pantolonlar nelerle kombinlenecek? - Yüksek topuklu ayakkabılar, babetler ve çizmeler yine çok moda. Daracık jeanlerin üzerine giyilen incecik elbiseler, mini hırkalar ya da kısa montlar öne çıkabilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2596002637733317018?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2596002637733317018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2596002637733317018' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2596002637733317018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2596002637733317018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/dk-belin-modas-da-geiverdi.html' title='Düşük belin modası da geçiverdi.'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAMBrTzvO_I/AAAAAAAABQw/UNAsdsUgduU/s72-c/46499.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4339762047500657848</id><published>2008-04-13T23:44:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T23:51:47.951-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Magazin Hayatı'/><title type='text'>Müzik Dünyasında Hırsızlık Şoku Yaşıyor....</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL-FzzvO9I/AAAAAAAABQg/1zD0ezDTf2k/s1600-h/www_resimland_net_serdar_ortac.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188989096444246994" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 281px; CURSOR: hand; HEIGHT: 259px" height="314" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL-FzzvO9I/AAAAAAAABQg/1zD0ezDTf2k/s400/www_resimland_net_serdar_ortac.jpg" width="382" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mp3 paylaşımının artmasıyla albüm satışlarında büyük kayıplar yaşayan müzik dünyası yeni bir skandalla çalkalanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaza girerken yeni albüm çalışmalarına hız veren ünlü şarkıcı Serdar Ortaç'ın demo kayıtlarının çalındığı ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü müzisyenin 2008 yazına damgasını vurması beklenen yeni albümünden daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış şarkılarını video paylaşım sitesi Youtube'a yükleyen korsanlar Serdar Ortaç'a büyük bir şok yaşattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Mayıs'ta piyasaya çıkarılması planlanan albümden hit olacak şarkılar şimdiden binlerce Serdar Ortaç hayranı tarafından herhangi bir bedel ödenmeden dinleniyor. 1 Nisan'da Youtube'a eklenen "Hadi Çal Giderken Kapımı" adlı video sadece 4 günde 3 bin kez izlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serdar Ortaç'ın büyük emek vererek hazırladığı şarkıların çalınmasıyla ilgili ne söyleyeceği merak konusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukatı seferser oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü müzisyenin avukatı yaşanan korsanlık olayı karşısında yoğun çaba göstererek şarkıları internetten kaldırmaya çalışıyor. Youtube'da yayınlanan videoların engellenmesinin zor olduğunu belirten avukat Hasan Bey Türkiye'deki internet sitelerinden şarkıyı kaldırmak için yoğun çaba harcadığını belirtti. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4339762047500657848?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4339762047500657848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4339762047500657848' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4339762047500657848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4339762047500657848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/mzik-dnyasnda-hrszlk-oku-yayor.html' title='Müzik Dünyasında Hırsızlık Şoku Yaşıyor....'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL-FzzvO9I/AAAAAAAABQg/1zD0ezDTf2k/s72-c/www_resimland_net_serdar_ortac.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-524832194269977556</id><published>2008-04-13T23:26:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T23:41:46.614-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür ve Sanat'/><title type='text'>6'ncı Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL7PDzvO7I/AAAAAAAABQQ/cGTEMjVcMpw/s1600-h/aylinunsal_logo.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188985956823153586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 237px; CURSOR: hand; HEIGHT: 198px" height="303" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL7PDzvO7I/AAAAAAAABQQ/cGTEMjVcMpw/s400/aylinunsal_logo.gif" width="290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmmor Kadın Kooperatifi tarafından düzenlenen 6'ıncı Kadın Film Festivali kapsamında, Eskişehir'de film gösterimi yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmmor Kadın Kooperatifi Üyesi Yasemin Temizarabacı, Yunusemre Kültür ve Sanat Merkezinde yapılacak film gösterimi öncesinde, bu yıl 6'ncısı düzenlenen Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali'nin, Eskişehir Demokratik Kadın Platformu'nun daveti üzerine kente geldiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temizarabacı, festivalin bu yıl "Kadınların Tarihi: İtaat, İsyan, Feminizm" temasıyla 13 ülkeden 46 filmi sinemaseverlerle buluşturacağını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların tarihinin aynı zamanda itaat etmenin, isyan etmenin ve bu hayatı değiştirmenin, başka bir hayat düşlerinin de tarihi olduğunu ifade eden Temizarabacı, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL7YzzvO8I/AAAAAAAABQY/w6lmTJlsEa0/s1600-h/kopp.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188986124326878146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 245px; CURSOR: hand; HEIGHT: 145px" height="133" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL7YzzvO8I/AAAAAAAABQY/w6lmTJlsEa0/s400/kopp.gif" width="171" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Kadınlara uygulanan şiddetin çeşidi ve derecesi farklı olabilir, ama ülkenin her yerinde çeşitli baskılara maruz kalıyor. Kadınlara yönelik şiddetin çok boyutu var. Kadınlar şiddete uğruyor, baskı altında kalıyor. Kadına yönelik şiddet, namus gerekçesiyle ölüme kadar gidebiliyor. Namus kavramı çok geniş bir alanı kapsıyor. Bazen camdan bakmak, radyodan şarkı istemek bile namusla ilişkilendirilebiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Filmler, kadınların yaşadıkları sorunları ve onların mücadelesini konu alıyor. Bugün ve yarın 25 film gösterilecek. Ücretsiz olmasına rağmen festivale katılım çok yüksek değil. Türkiye'de kadınlara ulaşmak kolay değil. Kadınlar çoğu zaman evlerinden dışarı çıkamıyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinlik 4-5 Nisanda Tunceli'de, 11-12 Nisanda da Van'da yapılacak. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-524832194269977556?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/524832194269977556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=524832194269977556' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/524832194269977556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/524832194269977556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/6nc-gezici-filmmor-kadn-filmleri.html' title='6&apos;ncı Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAL7PDzvO7I/AAAAAAAABQQ/cGTEMjVcMpw/s72-c/aylinunsal_logo.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-6217731395886936050</id><published>2008-04-13T16:25:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T17:03:13.870-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınca çok Özel...'/><title type='text'>Benimle zaman geçirmek istemiyor acaba neden ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKaHjzvO1I/AAAAAAAABPg/erXmGOfJYbM/s1600-h/aklarnereyekatvj3cj2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188879175346240338" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 285px; CURSOR: hand; HEIGHT: 312px" height="313" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKaHjzvO1I/AAAAAAAABPg/erXmGOfJYbM/s400/aklarnereyekatvj3cj2.jpg" width="284" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sevdiğiniz erkekle birlikte yaşıyorsunuz ama, artık eski güzel günlerdeki gibi sinemaya gitmiyor, yemeğe çıkmıyor hatta yürüyüş bile yapmıyorsunuz... Acaba bunun sebebi zamansızlık mı yoksa ortada gerçekten bir sorun mu var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer uzun süreli bir ilişkinin içindeyseniz, ilişkiniz bir düzene oturmuş ve bunun sonucu olarak da biraz monotonlaşmış olabilir. Sorumluluklar paylaşılmış, güzellikler yaşanmış, kavgalar edilmiş, iki taraf da birbirini yeterince tanımış, yani her şey rayına oturmuştur. Siz bu düzenli yaşamın ortasında iş, ev hayatı, sevdiğiniz erkek ve sosyal yaşamınız arasında olabildiğince iyi bir denge kurduğunuzu düşünürken birdenbire ilişkinizde bir şeylerin sizi rahatsız ettiğini fark ediyosunuz! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKaQDzvO2I/AAAAAAAABPo/7jRV2w5hyis/s1600-h/sayfalardabittibyhndegc7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188879321375128418" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 273px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px" height="442" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKaQDzvO2I/AAAAAAAABPo/7jRV2w5hyis/s400/sayfalardabittibyhndegc7.jpg" width="316" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hayatınızın erkeği son zamanlarda neredeyse hayatınızdan çıkmış durumda... Bu çelişkili durum size tuhaf geliyor ve ilişkinizin bu noktaya nasıl geldiğini düşünmeye başlıyorsunuz. Bu noktada iki olasılık var: İlki zamansızlık, yoğun iş temposu, yorgunluk gibi ikinizin de elinde olmayan bazı sebeplerin görüşmenize engel olması... Bunu fark ettiğinizde onunla konuşarak, birbirinize daha fazla zaman ayırmak için daha fazla çaba sarfedebilirsiniz. İkinci olasılık ise; birinciye göre daha ciddi ele alınması gereken bir sorun: Sevdiğiniz adamın artık sizinle zaman geçirmek istemediğini hissediyorsunuz. Üstelik yaptığınız gözlemler de bu hissi doğruluyor. Birlikte hiçbir şey yapmıyorsunuz. Mesela; eski güzel günlerdeki gibi sinemaya, yemeğe, hatta yürüyüşe bile çıkmıyorsunuz. Çünkü o, sizinle vakit geçirmemek için elinden geleni yapıyor. Üstelik bu noktada aynı evde yaşamanız işleri kolaylaştırmak bir yana çok daha zorlaştırıyor. Çünkü aynı evin içinde sizden çok daha rahat kaçabiliyor. Eğer ayrı yaşasaydınız iki tarafın da görüşmek için özel bir çaba göstermesi gerekecek ve tabii bu çabayı göstermeyen taraf, hemen göze batacaktı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKdbjzvO4I/AAAAAAAABP4/j6g9B0vVinY/s1600-h/aa7532ad0f996dd5tb2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188882817478507394" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 254px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px" height="264" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKdbjzvO4I/AAAAAAAABP4/j6g9B0vVinY/s400/aa7532ad0f996dd5tb2.jpg" width="259" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu durum size katlanılmaz gelebilir. Ne de olsa o, hayatta en çok değer verdiğiniz insan ve sizden vebalıymış gibi kaçması, üstelik de bunu fark etmeyeceğinizi sanıp sizi aptal yerine koyması son derece can sıkıcı... Ama sinirlenip onun üzerine yürümek ya da kapıyı çarpıp evi terk etmek yerine, elinizden geldiğince sakin bir şekilde onu karşınıza alıp konuşmayı deneyin. Başlangıçta sizden kaçtığını büyük olasılıkla inkar edecektir, sakın böyle bir durum karşısında öfkeye kapılıp, bağırmaya başlamayın. Ona gözlemlerinizi ve duygularınızı aktarın, son günlerde aynı evin içinde birbirinizi adeta kaybettiğinizden, size baktığında aslında sizi görmediğini bildiğinizden söz edin; ama yumuşak ve sakin bir biçimde... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKaxDzvO3I/AAAAAAAABPw/DwQrk06Zuzc/s1600-h/zorumagiden9jd4vw6.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188879888310811506" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 293px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px" height="243" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKaxDzvO3I/AAAAAAAABPw/DwQrk06Zuzc/s400/zorumagiden9jd4vw6.jpg" width="315" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ona kendini ifade etmesi ve neden sizden uzaklaştığını açıklaması için bir fırsat verin. Unutmayın ki, hiçbir erkek durup dururken, bir zamanlar deliler gibi sevdiği kadını atlatmaya çalışmaz. Sakın tamamen masum olduğunuzu iddia etmeye kalkmayın, çünkü sizden uzaklaşmışsa, sizde rahatsız olduğu bazı davranışlar ortaya çıkmış demektir. Onun söyleyecekleri doğrultusunda kendinize yeniden sorular sorun ve farkında olmadan yaptığınız hataları düzeltmeye çalışın. Çaba göstermeniz onu size tekrar yakınlaştıracak ve zamanla ilişkinizin düzelmesini sağlayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-6217731395886936050?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/6217731395886936050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=6217731395886936050' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6217731395886936050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6217731395886936050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/benimle-zaman-geirmek-istemiyor-acaba.html' title='Benimle zaman geçirmek istemiyor acaba neden ?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKaHjzvO1I/AAAAAAAABPg/erXmGOfJYbM/s72-c/aklarnereyekatvj3cj2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8314183894629748036</id><published>2008-04-13T14:41:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T15:59:49.933-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzelleşelim'/><title type='text'>Bahara Hazırlık Yapın</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKNADzvO0I/AAAAAAAABPY/QitBEIfTdSo/s1600-h/35%2520AROMATHERA%2520PHY.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188864752846060354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 539px; CURSOR: hand; HEIGHT: 348px; TEXT-ALIGN: center" height="326" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKNADzvO0I/AAAAAAAABPY/QitBEIfTdSo/s400/35%2520AROMATHERA%2520PHY.jpg" width="454" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vücudunun baharın etkisiyle canlanacak ama biraz yardıma ihtiyacı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi ona gereken özeni göster ve yazı bomba gibi karşıla! Evde yapılabilecek bu işlemlerle, baharı bomba gibi karşılayacaksın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pedikür yap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün kış kapalı ayakkabılar içinde ihmal ettiğin ayaklarına biraz nefes aldırmaya ne dersin? Bunun için önce ayaklarını 15-20 dakika kadar ılık sabunlu suda beklet. Ardından hafifçe kuruladıktan sonra, topuk törpüsüyle ayak tabanında biriken ölü hücreleri temizle. Tırnaklarını kesip törpüledikten sonra ojeni sür. Son olarak topuklarını hafifçe ıslatıp vazelinlemeyi unutma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarını ihmal etme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havalar ısındıkça saçların bakıma olan ihtiyacı artar. Saçlarını güneşin zararlı etkilerinden korumak için, güneşe çıkmadan önce şapka takmayı ihmal etme. Bunun yanı sıra, saçlarına haftada bir gün mayonez bakımı yapabilirsin. Saçların yağlıysa, her banyodan sonra limonlu su ile özellikle saç diplerine friksiyon yap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıl tüy meselesini hallet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da uzun zamandır ihmal ettiğin işlerden biriydi ama artık daha fazla kaçmanın bir anlamı yok. Hem de yeni sezon, vitrininde birbirinden şık mini eteklerle doluyken... Bu işin bir sürü yolu var. Hangisi kolayına gelirse onu yap ama, uygulamadan sonra bacaklarına nemlendirici sürmeyi unutma. Kıl dönmeleri içinse, dezenfekte edilmiş topluiğneden faydalanabilirsin. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKIwTzvOyI/AAAAAAAABPI/5L3KI0J-Edw/s1600-h/kucuk1173654839makyajv2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188860084216609570" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 163px; CURSOR: hand; HEIGHT: 146px" height="274" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKIwTzvOyI/AAAAAAAABPI/5L3KI0J-Edw/s400/kucuk1173654839makyajv2.jpg" width="238" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ellerine özen göster&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğin kadar makyajın ve giyimin yerinde olsun, ellerin bakımsızsa hiçbir işe yaramaz. Yani, düzenli manikür şart! Bunun için ellerini 10 dakika kadar sıcak, sabunlu suda beklet. Tırnak çubuğuyla tırnak etlerini geriye doğru ittirdikten sonra, tırnaklarını törpü yardımıyla şekillendir. Son olarak nemlendiricini ve ojeni sür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buhar banyosu yap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah noktalardan kurtulmanın tek yolu, yüzüne arada bir buhar banyosu uygulamak. Bunun için, bir kaba sıcak su doldur. İçine 1 tatlı kaşığı kekik at. Başına bir havlu sardıktan sonra, yüzünü buhara tut. 15 dakika sonra gözeneklerin açılacaktır. Temiz bir kağıt mendil yardımıyla siyah noktalarını sık. Ardından cilt tipine uygun bir tonik ve nemlendirici uygula. Yüzünün yumuşacık ve pürüzsüz olduğunu göreceksin. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8314183894629748036?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8314183894629748036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8314183894629748036' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8314183894629748036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8314183894629748036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/bahara-hazrlk-yapn.html' title='Bahara Hazırlık Yapın'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAKNADzvO0I/AAAAAAAABPY/QitBEIfTdSo/s72-c/35%2520AROMATHERA%2520PHY.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5858194878680109748</id><published>2008-04-13T14:24:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T14:40:32.913-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gerekli Bilgiler'/><title type='text'>Genel Pratik Çözümler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJ9ljzvOxI/AAAAAAAABPA/He6xsXYai_I/s1600-h/pratik-kpk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188847804905110290" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 324px" height="404" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJ9ljzvOxI/AAAAAAAABPA/He6xsXYai_I/s400/pratik-kpk.jpg" width="255" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Buzdolabınız bozuldu, ya da artık boş yer yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Temiz bir kovayı musluk suyu ile doldurun. İçine bir çorba kaşığı sofra tuzu atın. Şişeleri daldırın. Yeterince soğuyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Et suyunu dolaba kaldırmadan önce çabuk soğutmak için, kemik kazanını bir evyeye oturtun, kazanın çevresine soğuk su tutarak et suyunu soğutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değersiz olarak gördüğünüz limon kabuklarını güneşli bir yere koyup kurutursanız, özellikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Çileklerinizi ıslak bir muslin kumaşa sarıp birkaç kere hızla sallarsanız, çileklere buluşan kum ve toprakların muslin kumaşa yapıştıklarını görürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gravyer peynirinin kurumaması için, daha evvel tuzlu suya batırılmış, nemli bir beze sararak muhafaza ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek içi ile hazırlanmış sandviçleri, üst üste koyarak, nemli ve iyice sıkılmış bir peçeteye sararsanız, uzun zaman taze olarak muhafaza edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece atınız, un ile beraber çöpler de düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balığı seçerken son derece dikkatli olmalıyız. Gözleri pırıl pırıl parlak, solungaçları ise pembe yada kırmızı renkte olmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5858194878680109748?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5858194878680109748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5858194878680109748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5858194878680109748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5858194878680109748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/genel-pratik-zmler.html' title='Genel Pratik Çözümler'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJ9ljzvOxI/AAAAAAAABPA/He6xsXYai_I/s72-c/pratik-kpk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8969752538441909910</id><published>2008-04-13T12:13:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T14:23:55.371-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlilik'/><title type='text'>Erkekler, Bunları Yapmayın!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJqQzzvOpI/AAAAAAAABOA/k1VglTxIGTA/s1600-h/unlem3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188826557701896850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 158px; CURSOR: hand; HEIGHT: 133px" height="227" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJqQzzvOpI/AAAAAAAABOA/k1VglTxIGTA/s400/unlem3.jpg" width="226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Erkekler, kadınların hiç sevmediği 10 davranışı yapıyor ve kadınları kendinizden uzaklaştırıyor olabilirsiniz! Bu davranışlar neler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Onu küçük düşürmeyin!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Erkek arkadaşının yada eşinin yanında hangi kadın küçük düşmek ister? Tabii ki hiç kimse! Mesela sakın ona kalabalık bir arkadaş grubu ile birlikte yemeğe çıktığınızda "bu aralar çok kilo aldın, tatlı yemesen daha iyi edersin" tarzı bir cümle kurmayın, belki o anda size "haklısın sevgilim" diyecektir, ancak eve gittiğinizde söyleyeceklerini duymak dahi istemeyecek ve kulağınızı kapatacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size önerimiz onu asla başkalarının yanında "giyimi, makyajı, kilosu, saçı ve söyledikleri" ile ilgili olarak eleştirmemeniz, belki kılıbıklık olacak ama yapmanız gereken "başkalarının yanında onu yüceltmeniz"... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ona çok para harcıyorsun demeyin! &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJsRzzvOrI/AAAAAAAABOQ/x1C-sUZ8iwY/s1600-h/kredikartikesme320x410ld0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188828773905021618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 271px; CURSOR: hand; HEIGHT: 270px" height="352" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJsRzzvOrI/AAAAAAAABOQ/x1C-sUZ8iwY/s400/kredikartikesme320x410ld0.jpg" width="275" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar artık kadınlar kendi kazandıkları paraları harcıyor olsalar da, erkekler "alışverişe çok para harcıyorsun hayatım" cümlesini kurmaktan kendilerini alıkoyamazlar... Eğer böyle bir cümle kurmayı cesaret ediyorsanız, peşinden gelecek aşağıdaki cümlelere de hazırlıklı olun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dilediğim gibi harcarım paramı, senden çok kazanıyorum ne de olsa!", "Senin gibi pintilik yapıp senede bir alışveriş yapıp her gün aynı kıyafetle gezmektense çok para harcayıp alışveriş yapmayı tercih ederim", "Sanki senin paranı harcıyorum, sana ne oluyor ki!" &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Onu kıskandıracak hareketlerden kaçının!&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJx4TzvOwI/AAAAAAAABO4/884vas5OLeQ/s1600-h/2063457261_0691df4e7f.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188834932888124162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 278px; CURSOR: hand; HEIGHT: 134px" height="231" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJx4TzvOwI/AAAAAAAABO4/884vas5OLeQ/s400/2063457261_0691df4e7f.jpg" width="284" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Yan masanızdaki kadın çok alımlı ve tatlı olabilir, bu sizin ona kaçamak bakışlar fırlatmanıza, hatta abartıp "ne hoş kadınmış" demenize bir bahane asla olamaz! Unutmayın, kadınlar kıskançtır ve kendilerinden güzel olan kadınlara tahammülleri yoktur. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Ona asla "kendine bak" demeyin! &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJuezzvOtI/AAAAAAAABOg/jGFtwaGBDNw/s1600-h/samave9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188831196266576594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 277px; CURSOR: hand; HEIGHT: 223px" height="376" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJuezzvOtI/AAAAAAAABOg/jGFtwaGBDNw/s400/samave9.jpg" width="306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar her zaman bakımlı olacak diye bir kural olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Kadınlar bazı günlerde, özellikle de regl dönemlerinde, paspal gezmek isterler. Bırakın makyaj yapmayı, saçlarını taramayı dahi istemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle günlerde sakın ona "kendine bak biraz" demeyin, sizi hemen paralayabilir "sen beni beğenmiyor musun" diye... Unutmayın kadınlar her halleriyle güzel olduklarını duymak isterler! &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yanında oyun oynamayın! &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJtWDzvOsI/AAAAAAAABOY/iBr8Ez_z21A/s1600-h/Eglence_BilgisayarOyunlari.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188829946431093442" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 255px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px" height="242" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJtWDzvOsI/AAAAAAAABOY/iBr8Ez_z21A/s400/Eglence_BilgisayarOyunlari.jpg" width="267" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin bilgisayar veya video oyunlarından ne kadar haz aldığı tartışmasız bir gerçek, ancak bir diğer gerçek de kadınların erkeklerin bu tutkusunu anlamamaları... Ona istediğiniz kadar "hayatım en heyecanlı yerinde" deyin, sizi anlamayacaktır ve oyunu kapatıp kendisiyle ilgilenmediğiniz için size fırça kayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyisi o yanınızdayken oyun oynanamamanız, aksi takdirde "sen beni mi daha çok seviyorsun, yoksa oyun oynamayı mı" sorusuna cevap bulmak zorunda kalırsınız. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJvzzzvOuI/AAAAAAAABOo/O-PnE4JmqMU/s1600-h/11111md8.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJvzzzvOuI/AAAAAAAABOo/O-PnE4JmqMU/s1600-h/11111md8.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJvzzzvOuI/AAAAAAAABOo/O-PnE4JmqMU/s1600-h/11111md8.png"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Onu hizmetçi gibi görmeyin &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJvzzzvOuI/AAAAAAAABOo/O-PnE4JmqMU/s1600-h/11111md8.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188832656555457250" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 259px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px" height="249" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJvzzzvOuI/AAAAAAAABOo/O-PnE4JmqMU/s400/11111md8.png" width="311" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Anneniz her şeyinizi önünüze hazır olarak sunmuş olabilir, ev işleriyle uzaktan yakından ilginiz olmayabilir. Size hak veriyoruz bu konuda ama bu durum sevgilinizi / eşinizi hizmetçi gibi görmenize neden olmamalı, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona sürekli iş vermeye kalkarsanız ve her şeyi ondan beklerseniz bir süre sonra "yeter artık" diyebilir ve şakayla karışık sizi evden kovabilir...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJpbjzvOoI/AAAAAAAABN4/-nrayEZGMJY/s1600-h/a45650753a322e03737d3decd.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Onunla tartışmaya girmeyin!&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJpbjzvOoI/AAAAAAAABN4/-nrayEZGMJY/s1600-h/a45650753a322e03737d3decd.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188825642873862786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 241px; CURSOR: hand; HEIGHT: 163px" height="281" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJpbjzvOoI/AAAAAAAABN4/-nrayEZGMJY/s400/a45650753a322e03737d3decd.jpg" width="268" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ne kadar haklı olursanız olun, kadınlar her zaman üste çıkarlar ve tartışmalarda kendilerini haklı bulurlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer onun tırnakları arasında parçalanmak ve laflarını yemek istemiyorsanız uysal bir şekilde "haklısın sevgilim" deyip tartışmayı uzatmamanızı öneririz. Kadınların çok dırdırcı olduğunu unutmayın! &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJw6jzvOvI/AAAAAAAABOw/_p_tw6nH1Xc/s1600-h/a%25C4%259Fda.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Onu cinsel bir obje olarak görmeyin!&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJw6jzvOvI/AAAAAAAABOw/_p_tw6nH1Xc/s1600-h/a%25C4%259Fda.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188833872031202034" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 180px; CURSOR: hand; HEIGHT: 152px" height="263" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJw6jzvOvI/AAAAAAAABOw/_p_tw6nH1Xc/s400/a%25C4%259Fda.jpg" width="243" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar kendilerinin cinsel bir obje olarak görülmesinden nefret &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;ederler. Kendisini tatmin edip yatakta hemen arkasını dönen erkeklere sinir olurlar. Yatakta sevgilinizin ruhunu okşayın, önsevişmeyi uzatın, onun zevk aldığına emin olmadan geceyi bitirmeyin... &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8969752538441909910?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8969752538441909910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8969752538441909910' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8969752538441909910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8969752538441909910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/erkekler-bunlar-yapmayn.html' title='Erkekler, Bunları Yapmayın!'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJqQzzvOpI/AAAAAAAABOA/k1VglTxIGTA/s72-c/unlem3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8319711522679866921</id><published>2008-04-13T11:41:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T12:11:37.864-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ah Şu Erkekler'/><title type='text'>Erkekler ne düşünür ?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJXFTzvOiI/AAAAAAAABNI/Z-HDLu1lTRQ/s1600-h/0606pb3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188805469412473378" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 261px; CURSOR: hand; HEIGHT: 385px" height="409" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJXFTzvOiI/AAAAAAAABNI/Z-HDLu1lTRQ/s400/0606pb3.jpg" width="269" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir erkeğin gerçekte kafasından neler geçirdiğini merak ettiniz mi ve sormaya korktunuz mu? Yalnız değilsiniz. Sizin için en çok merak edilen beş soruyu bulduk. Bakalım erkek perspektifiyle verilen cevaplar tahmin ettiğiniz gibi mi? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;1. Erkeklerin hepsi aynı cinsel fantezileri mi kurar? Ve bunlar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin fantezileri büyük ihtimalle düşündüğünüzden daha erkekçe. Bu fantezilerin içinde çoğunlukla birden fazla insan, yabancı maddeler veya Fransız hizmetçi kıyafetleri yer almıyor. Erkek cinsel fantezilerinde sıkı bir formül var : ateşli ve çılgın bir cinselliği olmaması gereken insanlarla yaşamak. Bu listenin içerisine platonik arkadaşlar, kızarkadaşlar, eşlerin yakın arkadaşları veya yatakta iyi olan eski kız arkadaşlar girebiliyor. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;2. Erkekler partnerlerinin kendilerinden çok para kazanmasını umursarlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bunu saklamaya çalışsalar veya önemsiz olduğunu söyleseler bile gerçekte bir kadının daha fazla para kazanması egolarına vurulmuş bir darbe gibi hissederler. Bunun yanında bütün evin geçimini sağlamak da hoşlarına gitmiyor. Bir başkasının finansal stabilitesinden sorumlu olmak onlar için büyük bir baskı haline geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJX3zzvOkI/AAAAAAAABNY/Oo-xKPE8CK4/s1600-h/Eternal_Idol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188806336995867202" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 269px; CURSOR: hand; HEIGHT: 415px" height="399" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJX3zzvOkI/AAAAAAAABNY/Oo-xKPE8CK4/s400/Eternal_Idol.jpg" width="269" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3. Partnerimin beni aldattığını nasıl anlarım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki en önemli nokta güvendir. Unutmayın ki partnerinize bu konuyla ilgili herhangi bir soru sorduğunuz zaman onun bağlılığını sorguluyorsunuzdur. Ve hiçbir zaman somut bir kanıtınız olana dek partnerinizin sizi aldattığına emin olamazsınız. Peki ya şüpheleniyorsanız fakat ispatlayamıyorsanız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size, klasik aldatma sinyallerini sıralayabiliriz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşi olduğu için eve geç geleceğini söyler fakat aradığınızda onu ofiste bulamazsınız, cinsellik yaşamak veya yakınlaşmak istemez, sürekli kız arkadaşı veya bir iş arkadaşından bahseder, sizinle olmadığı zamanlarda nerede olduğu konusunda çok tepkili davranır...Fakat, yinede bunların hiçbirisi sadakasizliğin göstergesi değildir. Partnerinizi suçlamadan önce genel olarak ilişkinizdeki güven meselesini sorgulayın. Gerçek ve güvenilir bir ilişkiye başlamadan önce hislerinizin ve birlikte nasıl yapabildiğinizin farkına varın. Bu kolay değil ama yapılmadı mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güven hiçbir zaman kesin birşey değildir. Bizi hassas bıraktığı için çok değerlidir. Bunun yanında güven desteği hayattaki en zengin hazinedir. O yüzden duygularımız hakkında dürüst olma riskine değer, ne kadar acı vereceği önemli değil. İyi şanslar! &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJXWTzvOjI/AAAAAAAABNQ/eecW29NDDew/s1600-h/253459.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188805761470249522" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 276px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px" height="233" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJXWTzvOjI/AAAAAAAABNQ/eecW29NDDew/s400/253459.jpg" width="256" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4. Erkekler ilk buluşma da cinsel birliktelik yaşayan kadınlar hakkında gerçekte ne düşünür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek şu ki ucuz biri olduğunuzu düşünür. Fakat, bunun kötü birşey olduğu söylenemez. Önemli olan sizin bir ilişkiden ne beklediğiniz. Partneriniz kendisinin bir istisna olduğuna ve karşınıza çıkan her erkekle yatağa girmediğinize inansa da bu davranış gelecekteki ilişkinizin çoğunlukla cinsellik üzerine kurulu olacağını gösterir. İlerde buluşmak için plan yaptığınızda sizi yemek masasının karşısında değil, üstünde hayal edecektir. Bunun yerine, biraz zaman vermeli ve birbirinizi tanımaya çalışmalı ve fiziksel yakınlığın zamanla oluşmasını sağlamalısınız. Bu konudaki tek istisna, eğer partneriniz önceden yakın arkadaşınız ise bu süreci daha kısa tutabilmenizin de doğru olduğudur. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJaWDzvOmI/AAAAAAAABNo/2KeAgONThF8/s1600-h/1088095829erkekler2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188809055710165602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 265px; CURSOR: hand; HEIGHT: 290px" height="363" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJaWDzvOmI/AAAAAAAABNo/2KeAgONThF8/s400/1088095829erkekler2.jpg" width="327" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5. Neden erkekler ayrıldıktan sonra geri dönerler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık konuşmak gerekirse, erkeklerin ayrıldıktan sonra geri dönmesinin sebebi uzun zamandır yaşamadıkları birşeyle yüzyüze gelmeleri ve bundan dolayı telaşlanmalarıdır. Bir erkek, ayrıldıktan hemen sonra sizi aradıysa bilin ki size gerçekten değer veriyordu, hatasını anladı ve ilişkiyi düzeltmek için elinden geleni yapmak istiyor. Bunun yanında aylar sonra sizi ararsa, sizi gerçekten özlemiş olduğuna ve sizin ne kadar özel olduğunuzu anladığına inanın. Ama eğer sizi ayrıldıktan iki üç hafta sonra arıyorsa aldanmayın. Erotik ihtiyaçlarını karşılayacak birini bulamadığı için size geri dönüyordur. Telefon defterinizden adını silmenin vakti gelmiştir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8319711522679866921?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8319711522679866921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8319711522679866921' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8319711522679866921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8319711522679866921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/erkekler-ne-dnr.html' title='Erkekler ne düşünür ?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJXFTzvOiI/AAAAAAAABNI/Z-HDLu1lTRQ/s72-c/0606pb3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4174285839609472537</id><published>2008-04-13T11:21:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T11:39:18.821-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet / Egzersiz'/><title type='text'>Karnınızı Şişiren Yiyecekler</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJSxzzvOhI/AAAAAAAABNA/RLlc7Lm0taY/s1600-h/bauch_titel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188800736358513170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 274px; CURSOR: hand; HEIGHT: 258px" height="265" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJSxzzvOhI/AAAAAAAABNA/RLlc7Lm0taY/s400/bauch_titel.jpg" width="315" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div&gt;Bazen yemekten kalktıktan sonra yediklerinizin midenize oturduğunu va karnınızın çok şiştiğini hissediyorsunuz değil mi? Bu yiyeceklerin neler olduğunu öğrenmek ister misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayo Clinic Health Letter'da yayımlanan bir çalışmada, şişkinliğe neden olan bazı yiyecekler şu şekilde sıralanıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt ürünleri: Süt ürünlerinin içinde bulunan laktoz, gaz oluşumunun başlıca nedenlerinden biridir. Laktoz içermeyen süt ürünleri bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca, yoğurt veya eski peynir, süt ürünlerinden rahatsız olan pek çok kişide problem oluşturmuyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazı sebzeler: Soğan, turp, lahana, kereviz, havuç, brüksel lahanası, brokoli, karnabahar, ve kuru fasulye gibi sebzelerin içinde bulunan bazı karbonhidratlar, gaz üretimine neden olabiliyor. Simetikon içeren ürünler bu konuda çözüm olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aşırı meyve şekeri: Kuru erik, kuru üzüm, muz, elma, kayısı, veya kuru erik, üzüm ve elmadan yapılan meyve suları, gaza neden olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aşırı lif: Öncelikle yüksek oranda lif içeren yiyeceklerin tüketimine son verip, daha sonra aşamalı olarak bu gıda maddelerini diyetinize ekleyerek, bedeninizin lifli yiyecekler konusunda tolerans gösterdiği en son miktarı bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı tatlandırıcılar: Şeker içermeyen çikolataların ve şekerlemelerin yapımında kullanılan, sorbitol, mannitol, ve ksilitol gibi tatlandırıcılar, bazı kişilerde ishale neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağlı yiyecekler: Yağda kızartılmış yiyecekler, yağlı etler ve bazı soslar şişkinliğe neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asitli ve içkili içecekler: Bu tür içeceklerden uzak durmak, gaz üretiminin azalmasına yardımcı olabilir. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4174285839609472537?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4174285839609472537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4174285839609472537' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4174285839609472537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4174285839609472537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/karnnz-iiren-yiyecekler.html' title='Karnınızı Şişiren Yiyecekler'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJSxzzvOhI/AAAAAAAABNA/RLlc7Lm0taY/s72-c/bauch_titel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-204698658328406552</id><published>2008-04-13T10:38:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T11:12:08.397-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Sağlık'/><title type='text'>Kadının cinsel arzuları</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJHBDzvOWI/AAAAAAAABLo/X1cueoM6n8w/s1600-h/444.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188787804211984738" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 202px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px" height="181" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJHBDzvOWI/AAAAAAAABLo/X1cueoM6n8w/s400/444.gif" width="187" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kadının cinsel arzuları erkeğinkine eşit düzeyde veya daha fazla olabilir, fakat her birimizin tek tek duyduğu cinsel istek, ruhsal durumumuzdan, geçmiş deneyimlerimizden ve eşimize ilişkin hislerimizden etkilenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek kadınlar, gerekse erkeklerde cinsel arzu, erkeklik hormonu testosteronun, vücuttaki dolaşım düzeyine bağlıdır. Cinsel istek çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar, fakat biyolojik anlamda testosteron, hem kadınlar, hem de erkekler için cinsel dürtünün kendisidir. Erkeklik hormonu, kadınlardan farklı düzeylerde bulunur, fakat bazı kadınlarda erkeklerinkinden daha yüksek düzeyde erkeklik hormonu bulunduğu da olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJIzTzvOaI/AAAAAAAABMI/FZSklc8bzZA/s1600-h/whatsonamansmindfx8.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188789767012039074" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 243px; CURSOR: hand; HEIGHT: 252px" height="301" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJIzTzvOaI/AAAAAAAABMI/FZSklc8bzZA/s400/whatsonamansmindfx8.gif" width="209" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçmişte, kadınların cinsel isteklerinin erkeklerinkinden daha az olduğuna inanılırdı. Oysa gerçek durum, bunun hemen hemen tam tersi. Tarih boyunca kadın cinselliğinin, erkekler tarafından bastırılmış olmasının nedeni de bu olsa gerek. Kadınlarını çoğunluğunda cinsel istek, ortalama bir erkektekine eşit düzeydedir ve kadınlar, daha çok orgazm olabilmeleri ve cinsel uyarılma bölgelerinin yaygınlığı bakımından daha aktiftirler. Kadınların ve erkeklerin cinsel isteklerinde, gerçek anlamda tek farklılık, kadınların, adet dönemlerinde cinsel isteklerinin daha sabit bir seyir izlemesidir. Aslında bazı araştırmalarda, kadının cinsel isteği ile eşinin testosteron düzeyi arasında bir doğru orantı olduğu öne sürülmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJK7jzvOcI/AAAAAAAABMY/CPdbYTRDV00/s1600-h/cinsel_sorunlar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188792107769215426" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 247px; CURSOR: hand; HEIGHT: 224px" height="220" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJK7jzvOcI/AAAAAAAABMY/CPdbYTRDV00/s400/cinsel_sorunlar.jpg" width="276" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda yapılan bir araştırma, kadınların cinsel isteklerinin, adet dönemlerinin ortasındaki yumurtlama döneminde zirveye ulaştığını-ki bu, gebe kalma olasılığının artması açısından biloyojik yönden bir anlam taşımaktadır. Tam anlamıyla ispatlanmamış olmakla beraber, öyle görünüyor ki, kadında cinsel istek adet döneminin hemen öncesindeki ve sonrasındaki günlerde en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Bazı kadınlar ise en yoğun cinsel isteği adet dönemi sırasında duymaktadırlar. Kadın, adet döeminde sevişmenin eşine itici geleceğini düşünerek, isteğini eşine söylemekte tereddüt edebilir. Gerçekten de erkeğin çoğu, adet olayına ilişkin olumsuz düşüncelere sahiptirler. Onlar için, kan, yara demektir, adet kanı ise "kirli" olduğu kendilerine öğretilmiş olan bölgeden akmaktadır. Bütün bunların bir araya gelmesiyle tam anlamıyla istek öldürücü bir sonuç ortaya çıkar. Kadınlara özellikle adet dönemlerinde daha sevecen duygular besleyen erkekler de vardır. Bu tip erkekler, adet olayını, kadınlana ilişkin gizemin bir parçası kabul edilerek, sevgilerini bu dönemde de göstermek isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJMkDzvOdI/AAAAAAAABMg/Cjjjmw0jQVM/s1600-h/cinselb(1).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188793903065545170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 261px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px" height="140" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJMkDzvOdI/AAAAAAAABMg/Cjjjmw0jQVM/s400/cinselb(1).jpg" width="261" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günlük olaylarda dile getirilmemiş kızgınlıklar, cinsel alana yönelip kadının ilgisini yitirmesine yol açabilir. Eşini sürekli olarak ihmal eden, onunla konuşmayan bir erkek, sevişmek istediğinde hayal kırıklığına uğrayacaktır. Kadınlar, bu tip davranışlardan her zaman şikayetçidirler. Günümüzde de cinsellikle ilgilenmenin "hoş bir şey olmadığını" düşünen kadınlar var. Bu, "iyi" kadınların cinselliğe sadece çocuk sahibi olmak için katlandıkları inancının bir uzantısıdır. Bu madonna-fahişe ikilemi, hala varlığını sürdürmektedir ve yetiştiriliş biçimlerinin de etkisiyle bazı kadınların öylesine beyinleri yıkanmamıştır ki, kendi vücutlarının beklentilerinin bile farkına varmazlar. Araştırma sırasında genital bölgelerde hiçbir şey hissetmediklerini söyleyen kadınların aslında fiziksel uyarılma belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Beyin, vücutta olan bitene karşı böylesine kapalı kalabilmektedir. Bazı kadınlar de, ancak meşru olmayan veya evlilik dışı bir ilişkide cinsel kimliklerini hissedebilmektedirler, çünkü bunlar için cinsel ilişki yaramazlık, yani ilginç ve heyecan veren bir şey yapmak anlamına gelmektedir. Evlendiklerinde ise durum değişir, artık cinsel ilişki herhangi bir ev işinden farksız duruma gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJHPzzvOXI/AAAAAAAABLw/DH2Upx-UGK0/s1600-h/kopie-von-erkek-beyni.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188788057615055218" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 256px; CURSOR: hand; HEIGHT: 282px" height="283" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJHPzzvOXI/AAAAAAAABLw/DH2Upx-UGK0/s400/kopie-von-erkek-beyni.gif" width="249" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"İyi kızlar yapmaz" düşüncesiyle birlikte gelişen tavır, insiyatifin her zaman erkeğe bırakılması ve kadının kendisini erkeğin onunla sevişmesine terk etmesidir. Kadın, sevişme sırasında kendisini bırakıvermesinin yanlış, hatta tehlikeli olacağını düşünür. Bazı kadınlar, cinselliğe ilişkin genel olarak kabul edilen düşüncelere uymayacağını düşünerek doğal isteklerini bastırabilirler. İlginç ve göz kamaştırıcı olmayı hayal ederek mutlu olurlar. Fakat düşüncelirini hayatta geçirecek güveni hiçbir zaman kendilerinde bulamazlar. Bazıları ise, güçlü cinsel güdülerinden rahatsızlık duyarlar, çünkü bir kez bunlara teslim olurlarsa herkesle düşüp kalkan biri haline gelmekten korkarlar. Kadınların cinsel organları gizlenmiş durumdadır. Bazı kadınlar, vücutlarını keşfetmek ve temasa karşı tepkisini bilmek için istek duyarlar. Bazıları ise yaşamsal bir şeylerin kendilerinde eksik olabileceği ve "normal" olmayabilecekleri düşüncesiyle bundan ürkerler. Bütün bu korkular ve kuruntular, kadının kendi cinseliğini doğal ve sağlıklı bir şekilde tanımasını engeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların orgazma ulaşmasının, oldukça uzun bir zaman gerektirdiği, genellikle oldukça eleştirel bir biçimde söylenegelmiştir. Bu nedenle de onların cinsel isteklerinin, erkeklerinki kadar güçlü olmadığı savunulur &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-204698658328406552?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/204698658328406552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=204698658328406552' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/204698658328406552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/204698658328406552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/kadnn-cinsel-arzular.html' title='Kadının cinsel arzuları'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJHBDzvOWI/AAAAAAAABLo/X1cueoM6n8w/s72-c/444.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2752446085840242692</id><published>2008-04-13T10:31:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T10:36:13.890-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Komik Kadınca Sorular'/><title type='text'>Soru: Arkadaşım korunmuyor, ben kısır mıyım ?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Soru: Sevgili Haydar Dümen, ben 18 yaşındayım. 22 yaşında bir kız arkadaşım var. Bir senedir çıkıyoruz ve ilişkiye giriyoruz. Ancak kız arkadaşım hiç korunmuyor. Birkaç kere korunması için zorladım ama korunmak istemiyor. Anlamadığım şu: Haftada üç-dört kez ilişkiye girmemize rağmen hamile falan kalmıyor. Ben de bu sefer kendimden şüphelenmeye başladım. İçimde bir korku var. Acaba ben kısır mıyım? Çünkü televizyon ve gazetelerde görüyorum. Bir kere ilişkiye giriyorlar ve kız hamile kalıyor. Acaba bende mi bir sorun var? Kısır olup olmadığımı nasıl öğrenebilirim? Beni aydınlatırsanız çok sevinirim. Saygılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt: Sevgili yavrum, Türkiye bugünlerde bayağı bu konularda yol almış durumda. Ekonomi, sanayi, ihracat, IMF sanki biraz olumsuzluk sinyalleri veriyor gibi ama cinsellikte tam tersi. Süper gelişim sinyalleri alıyoruz. Zaten böyledir. Türk milleti olarak olumsuzluklarda en başı tutarız. Bakıyorum da 15-18 yaş arası gençler şakır şakır faaliyetteler. Bir açıdan göz yumalım ama bir başka açı da kızların gebe kalması ve istenmeyen bir çocuğun doğması. Kız arkadaşının gebe kalmaması senin şansın. Yani gebe kalsaydı da dokuz ay sonra kucağına çocuk mu verseydi? Sen de 18 yaşında bir baba olarak oğlunla parkta oyun oynamaya giderdin. Sen de bir bakıma çocuksun. Oğlun salıncakta sallanırken sen de topa bir- iki tekme atardın. Hadi bunlar bir yana oğlun da senin gibi hızlı çıkıp 18 yaşında evlenmeye kalkarsa kız istemeye gittinizde sen 36 yaşında olacaksın. 36 yaş birçok genç kızın favori yaşıdır. Kapıdan içeriye girdiğinizde kız ilk defa sizi gördüğünde şöyle bir bakıp içinden sizin için "İnşallah beni isteyecek adam budur" diye düşünebilir. İşte o zaman oyun kağıtları karışır. Kupa asını bulmak her zaman kolay değildir. Değerli okurum, otur oturduğun yerde. Başına bir devlet kuşu konmuş. Onu kaçırma. Evlendiğinden 25 -30 yaşına geldiğinde gider bir sperm sayımı yaptırırsın.  Kupa asını bulmak kolay değil &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2752446085840242692?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2752446085840242692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2752446085840242692' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2752446085840242692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2752446085840242692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/soru-arkadam-korunmuyor-ben-ksr-mym.html' title='Soru: Arkadaşım korunmuyor, ben kısır mıyım ?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-7507260867556898072</id><published>2008-04-13T10:12:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T10:29:53.044-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benim Yuvam'/><title type='text'>Desenler Nasıl Kullanılmalı ?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJBxDzvOTI/AAAAAAAABLQ/94QQFM8ZFkE/s1600-h/bebek_odalarina_pano_isimlik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188782031775938866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 251px; CURSOR: hand; HEIGHT: 201px" height="361" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJBxDzvOTI/AAAAAAAABLQ/94QQFM8ZFkE/s400/bebek_odalarina_pano_isimlik.jpg" width="352" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evinizde desenli kumaşlar ve döşemeler kullanmayı seviyorsunuz, peki bunları kullanırken nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Desen çılgınlığının ulaştığı zirvede, her şey, her şeyle güzel duruyor. Yapraklar yuvarlaklara karışıyor, etnik baskılar barok kıvrımlarla buluşuyor. Evlerin bu yeni ‘karıştır-yakıştır' hali içinde karmaşa yaratmak, kişiliğinizi açığa çıkarıyor. Cesurum ama yine de kuralları bilmeliyim diyorsanız, işte desen kullanma sanatından bazı ipuçları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Desen çılgınlığının ulaştığı zirvede, her şey, her şeyle güzel duruyor. Yapraklar yuvarlaklara karışıyor, etnik baskılar barok kıvrımlarla buluşuyor. Evlerin bu yeni ‘karıştır-yakıştır' hali içinde karmaşa yaratmak, kişiliğinizi açığa çıkarıyor. Cesurum ama yine de kuralları bilmeliyim diyorsanız, işte desen kullanma sanatından bazı ipuçları... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJB9jzvOUI/AAAAAAAABLY/w3bwl4uj1cE/s1600-h/281.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188782246524303682" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 238px; CURSOR: hand; HEIGHT: 306px" height="347" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJB9jzvOUI/AAAAAAAABLY/w3bwl4uj1cE/s400/281.jpg" width="269" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kış iç mekanlara renk ve desen taaruzu var. Renklerdeki özgürlük, desen seçimine ve kombinasyonlara da yansıyor. Sadece kumaşlarda değil, duvar kaplamalarında, seramik karolarda, halılarda, aksesuvarlarda ve sofra takımlarında da desen odaklı tasarımlar ağırlıkta. Trend gurularından Li Edelkoort, ‘Şu anda geleneksel desenlere ve damask, dantel ve tüvit gibi klasik kumaşlara rağbet ediyorsak, bunun en önemli nedeni genç nesillerin modanın hızına ve hiçbir şeyin kalıcı olmamasına verdiği tepkidir' diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de gençler, hem evlerinde hem de kıyafetlerinde sadece kendilerine özel olan, az ama öz sahipliklerin peşindeler. Kullanılan desenlerin esin kaynakları ve kökenleri çok çeşitli kültürlere ve zamanlara inebiliyor. Ortaçağ mozaiklerinden art deco formlara, Hint ipeklerinden geleneksel Afrika çizgilerine, Çin minyatürlerinden klasik İngiliz çiçeklerine kadar pek çok kaynak, bu desen definesine katkıda bulunuyor. Cesur tasarımlarıyla sallan-yuvarlan 60'ları sembolize eden Verner Panton'un optik desenleri bile yeniden kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesyonellerden ‘Altın kurallar'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basit gibi görünen pek çok desen, aslında kontrol edilmesi çok zor bir simetri ve ritim taşıyor. Desenlerin evlerdeki serbest dolaşım hakkı, yapılan düzenlemelerin birbirine benzememesini de sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de desen seçiminde ve kullanımında profesyonellerin önerdiği bazı altın kurallar var: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJCNTzvOVI/AAAAAAAABLg/Xj73rqgTOWk/s1600-h/desen_yastik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188782517107243346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 201px; CURSOR: hand; HEIGHT: 538px" height="443" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJCNTzvOVI/AAAAAAAABLg/Xj73rqgTOWk/s400/desen_yastik.jpg" width="174" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok fazla çiçekli deseni bir arada kullanmak tehlikeli olabilir. İki büyük desenli kumaş arasında biraz mesafe bırakmak gerekir. Örneğin, pembe çiçekli duvar kağıdıyla kaplı bir duvarın önüne yerleştireceğiniz kırmızı çiçekli bir kanepe, biraz Stepford Kadınları etkisi yaratacaktır. Ama aralarında düz renkli yüzeylerin bulunması koşuluyla, damask kumaş kaplı bir koltuğu desenli duvar kağıdıyla aynı odada kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskılı kumaşları, tıpkı kıyafetlerinizde kullanırmış gibi kombinleyin mekanlarda. Nasıl ki bol desenli bir eteği düz bir üst ve sade aksesuvarlarla birleştiriyorsanız, göz alıcı desenlerdeki bir duvar kağıdını veya halıyı da natürel mobilya ve objelerle daha da dikkat çekici duruma getirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı mekanda birden fazla farklı desen kullanacaksanız (örneğin ekose, çiçekli ve çizgili), renkleri doğru seçmelisiniz. Renk tonları ve yoğunlukları birbirini tutuyorsa keşmekeş yaratmaktan kurtulursunuz. Farklı desenlerde aynı renklerin devam etmesi de önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de maksimum etki sağlayabilmek için tek bir cesur desen tercih etmekte yarar var. Özellikle dar mekanlarda, desenli mobilyanın arkasına beyaz bir duvarı fon yapmak hem deseni daha çok ortaya çıkartır, hem de odayı küçültme etkisinden kurtarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük alanda büyük desenlerin görsel dezavantajını yaşamamak için, tavanın yüksek olmasına ve bolca ayna-cam kullanmaya dikkat edin. Spiraller, çiçekler ya da çizgiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinize bir tema seçin, mümkün olduğu kadar cesur olun ve farklı biçim ve desenleri bir arada kullanma sanatında kendi kurallarınızı kendiniz yazın. Bu kış böyle söylüyor! &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-7507260867556898072?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/7507260867556898072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=7507260867556898072' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7507260867556898072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7507260867556898072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/desenler-nasl-kullanlmal.html' title='Desenler Nasıl Kullanılmalı ?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAJBxDzvOTI/AAAAAAAABLQ/94QQFM8ZFkE/s72-c/bebek_odalarina_pano_isimlik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8618500845083051615</id><published>2008-04-13T09:39:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T10:09:48.142-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeğim'/><title type='text'>Hormonlu yiyecekler kızların ergen olma yaşı 6'ya kadar düşebiliyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI9HTzvORI/AAAAAAAABLA/souLeH3jqRs/s1600-h/mr_bean_baby.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188776916469889298" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 253px; CURSOR: hand; HEIGHT: 382px" height="418" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI9HTzvORI/AAAAAAAABLA/souLeH3jqRs/s400/mr_bean_baby.jpg" width="243" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, kadınlarda ergenliğe geçişin tamamen hormonlarla ilgili olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların cinsel gelişimini etkileyen hormonların doğumdan sonra bir süre aktif olduğunu belirten Doç. Dr. Atabek, kısa süre içinde bu hormonların etkisini kaybettiğini ve belli bir yaşa kadar sessiz kaldığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla bazı etkenlerle hormonların tekrar aktifleşmesiyle ergenlik dönemine geçişin başladığını belirten Doç. Dr. Atabek, "Bu dönemden sonra hormon düzeyleri artmaya başlar ve cinsel gelişim basamakları ilerler. Günümüzde, ergenliğe ilköğretim çağından önce girenlere de rastlanıyor. Özellikle hormonlu yiyecekler ve katkı maddeleri yüzünden kızların ergen olma yaşı 6'ya kadar düşebiliyor.&lt;br /&gt;Bu düşüşte meyve ve sebzelerde kullanılan hormonlar, uzun raf ömrü için tercih edilen katkı maddeleri kadar, plastik, tekstil, boya, yapıştırıcı, elektronik sanayide kullanılan kimyasallar, hava kirliliği gibi hormon bozucular da etkili" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hormonlu gıdalar ve katkı maddelerinin östrojenik etkiyi artırdığını ifade eden Doç. Dr. Atabek, "Bu etkiyle henüz oyun dünyası içinde olan çocuk regl olmaya başlıyor. Hormonlu yiyecek yüzünden 6 yaşında ergenliğe geçen kız çocuğu bana geldi.&lt;br /&gt;Bunun gibi birçok örnek var" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI9aDzvOSI/AAAAAAAABLI/Xbm-GqUlyr0/s1600-h/5656.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188777238592436514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 219px; CURSOR: hand; HEIGHT: 411px" height="378" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI9aDzvOSI/AAAAAAAABLI/Xbm-GqUlyr0/s400/5656.jpg" width="219" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Erken yaşta reglin, boyun uzamasına engel olduğunu bildiren Doç.&lt;br /&gt;Dr.Atabek, "Gelecek nesillerin daha uzun olacağı söyleniyordu, ancak bu durum gidişatı tam tersine çevirecek. Özellikle genç kızların boyları gelecek yıllarda daha kısa olacak. Aynı etkiler nedeniyle sperm bozukluğu yüzünden erkeklerin de boy konusunda sorun yaşaması bekleniyor. Erken ergenlik psikososyal sorunlara yol açıyor. Düşünün, 6 yaşında regl, olan bir kız çocuğu, bu sorumluluğu nasıl üstlensin? Ayrıca ergenliğe erken geçiş nedeniyle henüz çok küçükken göğüsleri büyüyor.&lt;br /&gt;Taşıyamıyor, kamburluk ortaya çıkıyor. Bütün bunlar çocuğun sosyal hayattan, arkadaşlarından uzaklaşması anlamına geliyor"&lt;br /&gt;diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Atabek, çevresel etkilerin erkek çocuklarda da bazı sorunlara yol açtığını belirterek, "Son yıllarda halk arasında 'doğuştan sünnetli' olarak bilinen üreme organında deformasyon da çok görülmeye başlandı. Hormonlu yiyeceklerle katkı maddeli gıdalarla beslenen, aşırı kirliliğe maruz kalan annelerin karnında bebeklerin etkilenmesi sonucu bu tür sorun görülüyor.&lt;br /&gt;Doğuştan sünnetli çocuklardaki sorun özel ameliyatla düzeltiliyor" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8618500845083051615?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8618500845083051615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8618500845083051615' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8618500845083051615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8618500845083051615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/hormonlu-yiyecekler-kzlarn-ergen-olma.html' title='Hormonlu yiyecekler kızların ergen olma yaşı 6&apos;ya kadar düşebiliyor'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI9HTzvORI/AAAAAAAABLA/souLeH3jqRs/s72-c/mr_bean_baby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2857287524047220310</id><published>2008-04-13T09:27:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T09:38:33.212-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Astroloji'/><title type='text'>Renkler ile tedavi olun</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI1VDzvOOI/AAAAAAAABKo/XSVgnT8GIC8/s1600-h/renk+0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188768356600068322" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 282px; CURSOR: hand; HEIGHT: 201px" height="220" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI1VDzvOOI/AAAAAAAABKo/XSVgnT8GIC8/s400/renk+0.jpg" width="300" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yaşamımız içerisinde renklerin çok önemli bir yer vardır. Her rengin bir mesajı ve psikolojik etkisi vardır. Yediğimiz yemeklerden, çevremizdeki dekorasyona kadar beynin algıladığı her renk ile tepkilerimiz değişmekte ve duygularımız o yöne doğru hareket etmektedir. O yüzden yaşam içerisinde çevremizde gördüğümüz renklerin özellikle uzun vadede vakit geçirdiğimiz yerlerde önemi tartışılmazdır ve çok dikkatle seçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinizi kapatın. Bir sokak hayal edin. Bu sokağı birbirinin aynı 5 katlı gri renkli binalarla döşeyin. Gri kaldırım taşları, gri binalar, ve bitkisiz bir ortam. Böyle bir yerde yaşamak isteyip istemediğinizi düşünün. Yoksa fark etmez mi? Çok mu alıştınız bu görüntüye? Bu görüntüye insan zamanla alışır. Zaten çoğumuzun yaşadığı yerler bu görüntüden farklı değil. Gri renkli ofislerimizden, gri renkli apartmanlarımıza doğru gidip gelirken insanoğlunun en ihtiyacı olan yedi rengi atlayıp, ruhumuzu karartıyoruz. Oysa renk cümbüşü, bedene güneş ışığı kadar gerekli, olmazsa olmazlardan. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI02DzvOMI/AAAAAAAABKY/UsJOoz49UM0/s1600-h/renkler_doga.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188767824024123586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 202px" height="204" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI02DzvOMI/AAAAAAAABKY/UsJOoz49UM0/s400/renkler_doga.jpg" width="281" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tekrar gözlerinizi kapatın. Aynı sokağı, asırlık meşe ağaçlarıyla, erguvanlarla, söğütlerle yeşillendirin. Yerleri rengarenk çiçeklerle döşeyin. Az katlı pembe, mavi, yeşil evler serpiştirin. Bahçeleri beyaz çitlerle ayırın. Kaldırım taşları soğuk griden terracotta renklerine dönsün. Şimdi ne hissettiniz? Hissettiğiniz her ne ise kesinlikle daha pozitif bir yer olmuştur. Tabii bu arada aklınızdan böyle yerlerin çok pahalı olacağı da geçmiştir. Öyle zaten. Boğazın kıyılarında inşaat kıyımından kendini kurtarmış bazı eski sokaklar vardır. Cumbalı Osmanlı evleriyle, kaldırıma sıkışsa da dimdik durabilen asırlık ağaçlarıyla neşe içinde, umut içinde pırıldayan, yaşayan sokaklardır onlar. Yerlisi bile bir başkadır. Köşedeki bakkal Alışveriş Merkezi’ne yenilmemiştir ve hala içerisinde gülümseyen bir satıcısı vardır. Tabii bunlar gittikçe azalıyor. Kimsenin turşucu, peynirci, yufkacı gezecek vakti yok. Hepsini kocaman yerlerden alarak çözüyoruz her şeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu kadar mekanikleşmiş yaşantılarımızda, renklerin git gide yok olduğu bir ortamda hayatımızı nasıl renklendireceğiz? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI1GzzvONI/AAAAAAAABKg/ykWNwAXlrt8/s1600-h/renk+1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188768111786932434" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 274px; CURSOR: hand; HEIGHT: 279px" height="230" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI1GzzvONI/AAAAAAAABKg/ykWNwAXlrt8/s400/renk+1.jpg" width="357" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Önce rengimizi bulacağız ve bu rengi hayatımıza katacağız. Aşağıda renk yelpazelerini ve sembollerini göreceksiniz. Önce gerçekten en sevdiğiniz rengi seçmelisiniz. Birden fazla olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı: Yaşam gücü yüksek, aktif, hayatın karmaşasını kolayca çözebilen insanların rengidir. Tatmin olması çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz: Pozitif, dengeli kişiliklerin rengidir. Kendine güveni yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı: Heyecanlı, maceracı kişiliklerin rengidir. Her şeyin hemen olmasını ister. En iyisi için sonuna kadar uğraşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi: Sakin kişiliklerin rengidir. Bazen tembel olabilir, ama işleri özenle, dikkatlice, zorlamadan yapar. Güven önemlidir, kendine zaman ayırmayı sever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil: Dikkatli, temkinli insanların rengidir. Analizi çok kuvvetlidir. Sessiz, suya sabuna dokunmadan yaşamayı sever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe: Hassas, tutkulu kişiliklerin rengidir. İhtiyaç duyulmayı, yardım etmeyi sever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor: her şeyin en iyisini ister. Sinirli olabilir, ama kesinlikle başarılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gri: Kontrol mekanizması çok yüksek, planlı, dikkatli insanların rengidir. Adımları dikkatli atar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahverengi: İyi yemeyi, lüksü, sevgiyi hep arayan eğlenceli ama pozitif insanların rengidir. Çok zevklidir. Dekorasyon önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah: Cesur ama özgüveni az kişiliklerin rengidir. Doğru yönlendirilirlerse çok iyi yaşarlar. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI2MzzvOPI/AAAAAAAABKw/3Umd-KVDs6g/s1600-h/child_facebig.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188769314377775346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 269px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px" height="270" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI2MzzvOPI/AAAAAAAABKw/3Umd-KVDs6g/s400/child_facebig.jpg" width="321" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mısır Karnak Rahipleri bundan binlerce yıl önce inşa ettikleri tapınaklarında rengarenk terapi odaları hazırlamışlar ve ajite olmuş hastaları tedavi etmişler. Çin ve Hindistan’da binlerce yıldır renkler ile insanlar sakinleştiriliyor, pozitife yönlendiriliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğiniz renkleri hayatınızdan hiç eksik etmemelisiniz. Hiçbir seçenek yoksa evinizi sevdiğiniz renkteki aksesuarlar ile donatarak kendinizi iyi hissedebilirsiniz. Pozitif tasarımlar ile sevdiğiniz renklerin kombinasyonu stresi yok etmek için kullanılan en iyi yöntemdir. Burada önemli olan moda renkleri takip etmek değil, vücudu ve ruhu tedavi etmektir.&lt;br /&gt;Vücudun atmosferi; Aura.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eterik görüntülerde algıladığımız kozmik enerjilerimizde renkler, insan vücudunun sağlığını yansıtıyor. Hastalıklı yerler kararırken, neşeli anlarımızda pozitif renkler yansıtabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkterapi aslında bundan çok daha ciddi ve karmaşık bir metodoloji ancak en basit haliyle en azından bize iyi gelen renkleri hayatımıza sokmayı başarırsak ilk adımı atmış oluruz. Balkonlarımızı, evlerimizi, işyerimizdeki masamızın üstünü, caddelerimizi renklendirerek biraz daha neşeli olmanın ve farkında olmadan tedavi olmanın keyfini çıkarabiliriz. Doğa renk ve sesler üzerine kurulu. Bunları hayatımızdan eksik etmemeliyiz. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2857287524047220310?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2857287524047220310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2857287524047220310' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2857287524047220310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2857287524047220310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/renkler-ile-tedavi-olun.html' title='Renkler ile tedavi olun'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAI1VDzvOOI/AAAAAAAABKo/XSVgnT8GIC8/s72-c/renk+0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4215273034304830711</id><published>2008-04-13T09:02:00.000-07:00</published><updated>2008-04-13T09:15:29.907-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Mevsimler boyu aşk</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAIvwjzvOII/AAAAAAAABJ4/uZTFmv2jDC8/s1600-h/ask1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188762231976704130" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 237px; CURSOR: hand; HEIGHT: 311px" height="261" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAIvwjzvOII/AAAAAAAABJ4/uZTFmv2jDC8/s400/ask1.jpg" width="350" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aşık olduğumuz zaman, her şeyin başladığı gibi güzel sürüp gideceğini sanırız değil mi? Aklımıza hiç gelmez, mevsimler nasıl değişiyorsa, zamanla ilişkinin de değişip gelişeceği ya da bitip gideceği. Aşkınızı tek bir mevsimde tüketmeyip, mevsimler boyu yaşatmak sizin elinizde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olduğumuz zaman nasıl da ruhumuz canlanır, içimize bir yenilenme isteği gelir. Güzelleşip, bütün tazeliğimizle arz-ı endam eyleriz sevgilimizin etrafında. Bahar gelmiş de yenilenmişiz sanırız aşık olunca. Ah keşke bütün ilişkiler başladığı gibi güzel, başladığı gibi heyecanla sürse... O ilk günlerin tadı hep öyle sürecek diye yaşarız ilişkinin ilk zamanlarını. Aklımızda yalnız sevmek, sevildiğimizi hissetmek ve mutluluk vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın ilkbaharı! &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Aşklar hep mevsimler gibi yaşanır. Gönlümüzün, ilişkimizin ilkbaharında her şey öylesine saflıkta yaşanır ki, bu günler ölene dek sürecek diye hayaller kurulur. Ve ilkbaharımızın arkasından yaz gelir. O güzelim sıcaklık yavaş yavaş bunaltıya dönüşür. Hayalkırıklıkları, suçlamalar, terketme planları alır başını gider. Bunun bir yakınlaşma, kaynaşma, iyisiyle-kötüsüyle görüp, bir uyum sağlama dönemi olduğu unutulur, her şeyin başlangıçtaki gibi olmadığını değişik versiyonlarda gözünüzde canlandırırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz döneminde aşktan geri dönmek kolay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkilerin hep kolayca yürümesi, kolayca uyum içinde mutlu bir hayat sürme hayalleri ne kadar anlamsız hale gelir aşkın yaz aylarında. Biraz çaba harcamak gibi uğraş gerektiren konular bahanelerle ertelenir, ertelenir... Bu arada karşıdaki kişi suçlanır, onu niye yapmadığı, bunu niye yapmadığı başkalarına anlatılır, bolca onay aranır. Hiç merak etmeyin çünkü bu onayları kolayca alırsınız. Herkes bu kadar mutsuzken gökten düşen o üç elmadan biri elbette sizin kafanızı da yarmalı. Bu dönemde ilişkinin bitmesi en kolayı; geri dönüp başkaları aranacak şimdi, yine yine olmayacak ilişkiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz çaba gerekmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaz dönemini başka türlü de geçirebilirsiniz. karşınızdaki kişiden beklentilerinizi, sizin kendi hayatınız için planlarınızı bir gözden geçirebilirsiniz. Sevgiye ihtiyacınız olduğunu, sevgi almak kadar vermeye de ihtiyacınız olduğunu unutmadan elbette. Bunlar durup dururken olmayacak. İlişkinizin biraz çabayı hak ettiğini düşünüyorsanız, biraz anlayış belki de sizi çok mutlu olacağınız bir hayatın içine doğru yavaş yavaş çekecektir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAIwIjzvOKI/AAAAAAAABKI/AWx8QZodyp0/s1600-h/ask+2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5188762644293564578" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 301px; CURSOR: hand; HEIGHT: 403px" height="407" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAIwIjzvOKI/AAAAAAAABKI/AWx8QZodyp0/s400/ask+2.jpg" width="295" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alıştınız mı birbirinize?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İteleye kakalaya ilişkinizin yazını geçirdiniz. Bunaldınız ama eğer elinizden geleni gerçekten yaptıysanız artık güzel bir sevgiliniz, iyisiyle kötüsüyle birlikte yaşadığınız bir ilişkiniz var. Daha anlayışlısınız herhalde şimdi. Sorunlar da daha yumuşak, daha kavgasız gürültüsüz hallediliyor değil mi? Ne de olsa alıştınız birbirinize. Geçirdiğiniz yaz döneminin meyvaları şimdi elinizde olan... Öyleyse tadını çıkarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey böyle sürüp gitmeyecek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tadını çıkarın çıkarabildiğiniz kadar, çünkü böyle sürmeyecek. Mevsimlerden kış geliyor. "Her şey yolunda ama ben gerçekten böyle bir ilişki yaşamayı mı istiyorum" gibi düşüncelerin bütün aklınızı sarması an meselesi. Tabii siz bunları düşünürken o da boş durmayacak. Karşılıklı yeniden plan-program yapılmaya başlanacak. Mükemmellik ölçünüzü abartırsanız, öylece tek başınıza kalırsınız ortada. Bu yalnız sizin için de geçerli değil. Olduğunuz yerde sayıyorsanız, birbirinize verebileceğiniz güzel-çirkin, iyi-kötü şeyleri bitirdiyseniz, yeni olana karşı pasif kalıyorsanız, bu körelme ilişkiyi de sizi de köreltir, bitirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişki sizin sonunuz değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün hayatınızı güzel bir birlikteliğe, güzel bir insanla birlikte olamaya odaklamışsanız vay halinize. Bu kendi kişiliğinizi ve karşınızdaki kişiyi hiçe saymaktan başka ne olabilir. Gezin-tozun, hiç durmadan birbirinize sevginizi anlatın. Olacak şey değil. Fazla sürmez karşılıklı bir sıkılma ve bunaltının içine düşersiniz. Biraz kendinizle ilgilenseniz... Hayatınız bitmedi ya. Şimdi ne yaşayacaksınız? Herhalde çocuklar yapıp onlara buraya kadar nasıl ulaştığınız konulu geniş bilgiler vereceksiniz. Kendinizi geliştirin, ilişkiniz gelişsin, sevgiliniz gelişsin, güzel güzel günlerde bu sevgili ilişkiniz devam edip gitsin. Asla ama asla yerinizde saymayın ki, aşkınız yeni yeni mevsimlerde, mevsimler boyu yaşansın. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4215273034304830711?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4215273034304830711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4215273034304830711' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4215273034304830711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4215273034304830711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/mevsimler-boyu-ak.html' title='Mevsimler boyu aşk'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SAIvwjzvOII/AAAAAAAABJ4/uZTFmv2jDC8/s72-c/ask1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2683836629575582435</id><published>2008-04-10T03:01:00.000-07:00</published><updated>2008-04-10T03:08:06.060-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Enchanted ( 2008 )</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_3msbsB57I/AAAAAAAABGc/3vPoz9s2Y7k/s1600-h/2002789405269758236_rs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187555996821743538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 329px; CURSOR: hand; HEIGHT: 447px; TEXT-ALIGN: center" height="423" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_3msbsB57I/AAAAAAAABGc/3vPoz9s2Y7k/s400/2002789405269758236_rs.jpg" width="307" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://imdb.com/title/tt0461770/"&gt;http://imdb.com/title/tt0461770/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://netfolder.in/ff12483/Enchanted.DVDR-Replica"&gt;http://netfolder.in/ff12483/Enchanted.DVDR-Replica&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2683836629575582435?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2683836629575582435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2683836629575582435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2683836629575582435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2683836629575582435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/enchanted.html' title='Enchanted ( 2008 )'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_3msbsB57I/AAAAAAAABGc/3vPoz9s2Y7k/s72-c/2002789405269758236_rs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2426378240538590092</id><published>2008-04-09T11:36:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T11:53:57.029-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sanatci Kadınlar'/><title type='text'>Bahara Eşlik Edelim....</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0OJrsB5oI/AAAAAAAABEA/huF_vT7PQ08/s1600-h/_spring__by_Dance_Macabre.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187317905309689474" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="177" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0OJrsB5oI/AAAAAAAABEA/huF_vT7PQ08/s400/_spring__by_Dance_Macabre.jpg" width="192" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;not: Bu yazıyı; ofisten çıktığımda yetişememiş - ama yazını bekliyorum diye bir mail atmaya üşenmemiş, hayatıma sadece feng shui'yi değil, bir sürü de "anlamlı renk" katan Nilambara'ya ithaf etmek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilambara'ya "çok uyukluyorum gün içinde” dediğimde, bana baharı anlattı.. Doğa tekrar uyanışa geçerken, bedenimizde aynı ihtiyacı duyarmış. Tam detoks zamanıymış bu zaman... Tabi ben anladığım gibi yazıyorum şimdi... Baharla beraber bizde yenilenirmişiz, soğuk ve ayaz geceler - sıcak ve güzel esintilere dönerken, bizde bedenimizin bu değişimine şahit olurmuşuz... Ruhumuza sıcak esintiler vururmuş püfür püfür, ılık ılık... Kış aylarında erken kararan havalara benzer, ruhumuza da ağır gelenler sıcak esintilerle geride kalırmış... Kemiklerimiz ısınırmış sonra.. Boğazlı ve yün kazakların yerine, hafif giyecekler giymek istermişiz.. Bir sonraki soğuk havalar için dolaplara düzenli koyduğumuz kazaklar gibi, kışın ağır düşüncelerini düzenleyip –ayrıştırıp – temizleyip / gerekenleri – gerekmeyenleri ayırmaya gidermiş belki de ruhumuz... Sonra ayaklar, parmak arası terlikleri özlermiş çizmelerden bunalıp... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0QMLsB5tI/AAAAAAAABEo/6YBRe9udRUg/s1600-h/Thinking_Inside_the_Square_by_graemeb.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni keten gömlekler almayı planlamak gibi, ruhumuzda yeniye yer açarmış gardrobunda.. Bu kazak bana olmuyor, çok güzel günler geçirdik ama artık benim için hizmetini bitirdi diye düşünüp, aynı sevgiyle onu ihtiyacı olana vermek gibi, geçen mevsimde deneyimlerimizi, öğretilerimizi, hayat sınavlarımızı, derslerimizi sonuçlandırıp, geride bırakmanın ve yenilere yer açmanın zamanıymış bu bahar... Baharın gelişi, doğanın rengarenk kutlamasıymış adeta.. Biz de kışın soğuk günlerinde giydiğimiz kahverengileri - gri ve siyahları bir kenara koyup, bahar gibi yeşillere-eflatunlara - pembe kırmızılara merhaba dermişiz gardrobumuzda .. O yeşiller gelen sıcak günlere dair umudu, kırmızılar aşkı -heyecanı, maviler uçup gidilebilecek özgürlüğü temsil edermiş içimizde belki de.. Yağmurdan –çamurdan ve en önemlisi soğuktan bizi koruyan bot ve çizmelerimiz, bastığımız ve adım attığımız yerde / kararlarımızda / duruşlarımızda bizi koruyan kalkanlar gibiymiş ve gelecek soğuk günler için bir mevsimlik mola alırmış artık dolaplarda. Terlikler- şıpıdık ayakkabılar ile parmaklar özgürlüğüne kavuşmak istermiş sonra. Soğuklardan sonra, saklandıkları yerden çıkıp- uyanan toprak anaya daha yakın ve temasta olmak isterlermiş o parmaklar belki de... Siz hiç kar yağdığında “ elektriğin gider biraz çıplak ayak karda yürü” diyen birini gördünüz mü? Ama çimlerin üzerinde çıplak ayaklarınızla dolaşırken, elektriğinizin aktığını çok iyi bilirsiniz eminim.. Spor ayakkabılar peki... Yağmurda - karda yüzey biraz kaygan olabilir onları giymek için, ama havalar ısınmaya başladı, spor ayakkabılarınızın bağcıklarını iyice bağlayıp özgürce koşup zıplayabilirsiniz artık..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsimler gelip geçmiyor işte öyle öğrendiğimiz gibi.. Sonbahar - Kış - İlkbahar – Yaz diye..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0PZrsB5rI/AAAAAAAABEY/MobpkX0lS64/s1600-h/felis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187319279699224242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 231px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px" height="198" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0PZrsB5rI/AAAAAAAABEY/MobpkX0lS64/s400/felis.jpg" width="242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bizde bu değişim ile değişiyoruz...Son baharda dökülen yapraklar gibi, kış sabahlarının çiğ damlaları - yazın parlayan güneşi-ışıldayan yıldızları gibi, baharla yeniden uyanan doğa gibi....Bedenimizde- ruhumuzda onunla beraber bir değişim geçiriyor.. Doğaya ayak uydurmaya çalışmıyoruz.Aksine biz, doğayla beraber değişiyoruz.. Hiçbir ağaç havaların ısınmasıyla bilinçlice çiçeklenmez ki...Biz doğanın bir parçasıyız aynı ağaç gibi..çiçeklenen toprak-ılık esen rüzgar...şakıyan kuşlar gibi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi geçirdiğimiz soğuk günlerden –sıcacık günlere doğru bir geçiş yaşıyoruz. Bedenimiz gibi- ruhumuzda havalanıyor... Bildiklerimiz –öğrendiklerimiz-öğrenemediklerimiz / sevdiklerimiz- affetmek istediklerimiz/ özlediklerimiz...Havalanıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek sıcak günler için, herşeyi havalandırmalı şimdi... Kaldırılacakları ayırmalı... verilecekleri sevgiyle uğurlamalı... sıcak günlere dair özlenenler tekrar hayatımıza girmeli... bize göz kırpan yenileri buyur etmeli..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en önemlisi, parçası olduğunuz doğaya daha çok gülümsemeli...Onun uyanışına eşlik etmeli böylece....&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0P07sB5sI/AAAAAAAABEg/D5H5ebJqLyQ/s1600-h/Smoking_by_WattsHanna.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bende havalandırıyorum içimi –dışımı-ruhumu şimdi...Hava harika-öğle molası verdim kendime bugün ...Ofisimin karşısında Ceviz diye cici bir cafe açıldı.. Ceviz’in Kuğulu parka bakan, yeşil yaprak görünümlü komik gölgeliğinin altındaki minik masasında oturuyorum elimde kalem ve minik defterim ile ..Detoks karışımı diye ikram edilen “zencefil, salatalık, portakal ve maydonoz” karışımını içerken ve üzerime giydiğim kazağın artık bu mevsimin son günlerine geldiğimizi hissettirirken bana, ben bu yazıyı yazıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar, güneşin sıcaklığını ılık ılık yüzüme vuruyor- içim-ruhum havalanıyor...&lt;br /&gt;Gözlerim kapalı, dışarıda ne oluyor umrumda değil....Bir çocuk gülüyor sesi bana benzeyen, bir kahkaha geliyor kulağıma, çiçekler açıyor,kuşlar cıvıldıyor içimde sonra...ruhum havalanıyor...&lt;br /&gt;Güneş içime doluyor sımsıcak ve ben bahara gülümsüyorum..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2426378240538590092?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2426378240538590092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2426378240538590092' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2426378240538590092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2426378240538590092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/bahara-elik-edelim.html' title='Bahara Eşlik Edelim....'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0OJrsB5oI/AAAAAAAABEA/huF_vT7PQ08/s72-c/_spring__by_Dance_Macabre.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1036720038394561168</id><published>2008-04-09T10:57:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T11:25:38.803-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek Tarifleri'/><title type='text'>Bahçıvan Kebabı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0J7rsB5mI/AAAAAAAABDw/8hJuChUnqXw/s1600-h/a99f0de3c4f42f0cbc0c1d7de.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187313266745009762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0J7rsB5mI/AAAAAAAABDw/8hJuChUnqXw/s400/a99f0de3c4f42f0cbc0c1d7de.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Etin fazla yağları ve sinirlerini temizleyip kuşbaşı doğrayın. İki soğan, domates ve sivri biberi de temizleyip doğrayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etleri uygun bir tencerenin içindeki sıvı yağda beş dakika kavurun. Soğan ve sivri biberi de katarak, iki-üç dakika daha sote edin. Salçasını ekleyip iki dakika daha pişirin. Daha sonra domates, tuz ve kekiği de ilave ederek, etin üzerini dört parmak geçecek şekilde su koyun. Bir taşım kaynatarak, üzerinde oluşan köpüğü alın ve kapağı kapalı olarak orta hararetli ateşte 40 dakika kadar pişirin. Soğan, havuç, kereviz ve patatesi soyup fındık büyüklüğünde parçalara kesin. Etin pişmesine yakın, havuç ve kerevizi ocaktaki yemeğe ilave edin. Bir tavada, parça soğanları tereyağı ile pembeleşene kadar sote edin ve soğanları kebaba ekleyin. Yemeğin suyunun, malzemelerin üzerine kadar dolu olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeğin pişmesine 5-10 dakika kala bezelye ve patatesi de tencereye atın. Yemeğin iyi sonuç vermesi için sebzelerin ete konma zamanını iyi ayarlamak gerekir. Yemeği ateşten aldıktan sonra üzerine ince kıymış olduğunuz maydonozu serpebilirsiniz. 8 kişilik 90 dakika Malzemeler 1 kg kuzu eti 4 patates 2 domates 2 sivri biber 2 soğan 4 havuç 1 çay kaşığı kekik 1 parça kereviz 1 su bardağı İç bezelye 1 demet maydanoz 1 çorba kaşığı salça 1 çorba kaşığı sıvı yağ 1 çorba kaşığı tereyağı Tuz, karabiber &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1036720038394561168?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1036720038394561168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1036720038394561168' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1036720038394561168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1036720038394561168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/bahvan-kebab.html' title='Bahçıvan Kebabı'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0J7rsB5mI/AAAAAAAABDw/8hJuChUnqXw/s72-c/a99f0de3c4f42f0cbc0c1d7de.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-7207104730414888345</id><published>2008-04-09T10:41:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T10:56:13.417-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaşama Dair'/><title type='text'>7 Adımda Zirve</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0B9bsB5kI/AAAAAAAABDg/PSRVHJSWEtw/s1600-h/basariya_giden_yol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187304500716758594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 165px; CURSOR: hand; HEIGHT: 133px" height="110" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0B9bsB5kI/AAAAAAAABDg/PSRVHJSWEtw/s400/basariya_giden_yol.jpg" width="173" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dünya daha bir hızlı mı dönmeye başladı yoksa şirketlerin beklentilerine biz mi yetişemiyoruz? Bizleri stres altına sokup, iş hayatındaki verimliliği azaltan bu beklentilerle başa çıkmak aslında sanıldığı kadar zor değil. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;İnsan kaynakları uzmanlarına göre, üç tip çalışan portresi var: &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;1. Kendine olması gerektiğinden fazla güveni olan ve dolayısıyla, kendini geliştirme gereği duymayan. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2. Yaptığı işten sürekli tereddüt duyan ve bunun sonucu olarak, işinde hata yapmaya mahkum olan.&lt;br /&gt;3. İş hayatını ve çalışma metotlarını bir dengeye oturtabilmiş, devamlı daha iyiye ulaşmak için çaba sarf eden. Kuşkusuz, her firmanın hayalindeki üçüncü tip çalışan portresi. İşte size bu portreyi yaratmak için ihtiyacınız olan yedi ipucu: Kariyer ufkunuzu genişletin Unutmayın ki, her yönetici tuttuğunu koparan, kararlı elemanları sever. Mesleğinizle ilgili seminerlere ve kurslara gidip, kendinizi sürekli geliştirin. Örneğin, gazeteciyseniz sadece haber yazmakla kalmayıp, akşamları bir fotoğraf kursuna gidin ve bu çabanızı üstlerinizin bilmesini sağlayın. Sizden öncekileri örnek alın İş yerinde emin adımlarla başarıya ulaşmanın bir yolu da sizden önce sizin şu anki pozisyonunuzda olan ve sonra terfi etmiş kişilerin önceki projelerini araştırıp, onların çalışmalarından örnek almaktır. Bu kadar yükseldiklerine göre elbet kendilerini kanıtlamış oldukları özel bir çalışma tarzları vardır. Onların insan ilişkilerini gözlemleyip, ipuçları alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0CVbsB5lI/AAAAAAAABDo/aBvqK_h7kkQ/s1600-h/2007_03_18_743420.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187304913033619026" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 186px; CURSOR: hand; HEIGHT: 435px" height="398" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0CVbsB5lI/AAAAAAAABDo/aBvqK_h7kkQ/s400/2007_03_18_743420.jpg" width="186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hatalarınıza gülmeyi öğrenin İnsanoğlu hata yapmadan tek bir gününü bile geçiremez. Siz de yaptığınız hataları, gözünüzde Beşiktaş yokuşu halinden Everest Dağı durumuna getirmeyin. Kendinize ve hatalarınıza gülüp geçmeyi öğrenmek, daha soğukkanlı olmanızı sağlayacak; soğukkanlı insan da yaptığı hataları en kısa zamanda düzeltebilen insandır. Takım olmayı başarın Çoğu insan için iş arkadaşlarıyla iyi geçinmek günümüzde her ne kadar zor bir şey gibi gözükse de iyi projeleri hayata geçirmenin en önemli kriteri bu. İş arkadaşlarınızı rakip olarak görmek yerine, onları aslında size yardım edecek kişiler olarak görmeyi başarabilirseniz kendinizi takımın bir parçası olarak hissedersiniz ve veriminiz de aynı oranda artar. Önceki başarılarınızı hatırlayın Herkesin iş yaşamında çok başarılı ve bazen de her şeyi birbirine karıştırıp, bir çuval inciri mahvettiği dönemler olur. Siz de, başarılı olamadığınızı, takdir görmediğinizi düşündüğünüz dönemlerde paniğe kapılmayın. Geçmiş dönemlerde elde ettiğiniz başarıları ve prestiji hatırlayıp kendinizi o an elinizde bulunan görev için motive etmeyi öğrenin. Risk almaktan çekinmeyin Planlı, programlı; getirileri ve götürü leri önceden düşünülmüş riskler sizin ne kadar cesur ve kendinize güvenli olduğunuzu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafanızda tamamen size ait bir proje belirleyip, şık bir sunum eşliğinde yöneticinize teklif halinde götürürseniz, projeniz hayata geçmese bile yöneticinizin beyninde yer ettiniz demektir. Duygularınızı harekete geçirin Rekabet ortamında, sizi diğer çalışanlardan ayıracak, farklı kılacak özellik EQnuzu (Duygusal zeka) nasıl kullandığınızda gizlidir. Örneğin, mükemmel bir reklam projesini müşteriye kabul ettirebilmek için ikna kabiliyetiniz haricinde müşterinizle iş dışında ilişkilerinizin ne kadar sıcak olduğuyla da ilintilidir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-7207104730414888345?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/7207104730414888345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=7207104730414888345' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7207104730414888345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7207104730414888345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/7-admda-zirve.html' title='7 Adımda Zirve'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_0B9bsB5kI/AAAAAAAABDg/PSRVHJSWEtw/s72-c/basariya_giden_yol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8129830077772785442</id><published>2008-04-09T10:33:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T10:39:38.373-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam'/><title type='text'>Kalbinizi Koruyun</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z-gbsB5iI/AAAAAAAABDQ/0_TkSlvD8Cg/s1600-h/saglik2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187300703965668898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px" height="226" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z-gbsB5iI/AAAAAAAABDQ/0_TkSlvD8Cg/s400/saglik2.jpg" width="250" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kalp rahatsızlıklarının kadınlarda da hızla artması endişe uyandırıyor. İşte bilinenlerin yanında kadınların mutlaka yapması gerekenler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Kalp Vakfı Başkanı Çetin Yıldırımakın, 8 milyon kadının “kalbi” olduğunu söyledi ve onlara 9 öneride bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldırımakın, Amerikan Kalp Birliği’nin yaptığı son çalışmalara göre kadınların kalp damar hastalıklarını önlemesi için yapmasını önerdiği 9 basit adımı aktardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sigaraya hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sigara içiyorsanız şimdi hemen bırakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alışkanlık kan basıncının fırlamasından dolayı ölüm riskini 3′e katlıyor. Üsrtelik kanın pıhtılaşmasına sebep olup kalp krizlerine davetiye çıkarıyor. Sigarayı bıraktıktan&lt;br /&gt;bir sene sonra kalp krizi riskini %50 azaltmış olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belinizin inceliğine dikkat edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığınız kalorileri fiziksel aktiviteyle yakarak dengeleyin. Belinizin inceliğine, kilo alıp almadığınıza dikkat edin. Bel kalınlığınız 75 santimi geçiyorsa kırmızı alarm vermeye başlıyorsunuz demektir. Spor yapın Günde en az 30 dakika spor yapmayı hedefleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekli ne olursa olsun egzersiz yapmak kan basıncınızı düşürecek, stresinizi azaltacak ve iyi kolestrolünüzü yükseltecektir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z-t7sB5jI/AAAAAAAABDY/siL_y2n4vOU/s1600-h/saglik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187300935893902898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 149px; CURSOR: hand; HEIGHT: 276px" height="371" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z-t7sB5jI/AAAAAAAABDY/siL_y2n4vOU/s400/saglik.jpg" width="186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tuz yerine biber kullanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan basıncınızı 120/80 mmHg ya da altında tutun. Bunu başarmak için sodyumu yemeklerinizden çıkarın. 50 yaşından büyük kadınların günlük sodyum alımını 1.500 mg civarına indirmeliler. Doymuş yağlardan ve margarinden uzak durun Bu tip yağlar patates cipslerinde bolca bulunur. Yüksek kolestrolün artmasına ve damarları tıkayıp kalp krizine sebep olurlar. Toplam kolestrol seviyenizi 200mg/dl’de tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkli beslenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak, havuç, şeftali gibi anti oksidan ve lif deposu yiyecekleri tercih edin. Balıktan vazgeçmeyin Haftada en az 2 defa balık alın. Tuna, somon ve alabalık omega-3 bakımından zengin balıklardır. Kırmızı et yemek istiyorsanız, yağsız kısımlarını tercih edin. Önleminizi alın Kadınlar erkeklere oranla 10 yıl daha geç kalp damar hastalıklarına yakalanıyor. Bu yıllarınızın kıymetini bilin ve şimdiden önlem alın. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8129830077772785442?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8129830077772785442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8129830077772785442' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8129830077772785442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8129830077772785442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/kalbinizi-koruyun.html' title='Kalbinizi Koruyun'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z-gbsB5iI/AAAAAAAABDQ/0_TkSlvD8Cg/s72-c/saglik2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5056667025290614010</id><published>2008-04-09T10:23:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T10:29:39.806-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özel Günlerimiz'/><title type='text'>Özel Günleri Yaklaşırken…</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z837sB5hI/AAAAAAAABDI/YTUu38cNRIw/s1600-h/10975637837gsij0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187298908669339154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 510px; CURSOR: hand; HEIGHT: 335px; TEXT-ALIGN: center" height="313" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z837sB5hI/AAAAAAAABDI/YTUu38cNRIw/s400/10975637837gsij0.jpg" width="453" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Siz balayı hayalleri kurarken, düğün günü yaklaşıverir… Evleneceğiniz tarihe karar verdikten sonra bütün yapmanız gereken istediklerinizin neler olduğuna karar verip, nikah gününe kadar önünüzdeki zamanı planlı kullanmaktır. İşte uymanız gereken bir hazırlık listesi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir tören? Evlenmeye karar verdiğiniz zaman nasıl bir evlilik töreni istediğinizi de belirlemeniz gerek. Çünkü artık düğün törenleri konusunda alternatifleriniz çok fazla. Eskiden olduğu gibi her şeyi belli kalıplara bağlı kalarak yapmak zorunda değilsiniz. Neler istediğinize ve bunların nasıl yapılacağına eşinizle beraber karar verin. Her şeyin kuralına uygun olmasını istiyorsanız, en az altı ay önceden planlara başlamalısınız. Liste yapmak şart * Yapılacakların bir listesini çıkardıktan sonra iş bölümü yapın. Her şeye tek başınıza yetişmeniz çok zor olacağı için yakın arkadaşlarınızdan ve ailenizden size yardımcı olmalarını isteyin. * Son anda sorun çıkmaması için, yapılmasını isteyip istemediklerinizi ailenizle konuşup organize edin. * Eşinizle bir bütçe çıkarıp, neyi ne zaman alabileceğinizi belirleyin. * Bu listeyi yaparken her şeyi bir anda alamayacağınızı, bunun için de nelerin öncelikli olduğunu saptayın. * Evlilik listesi hazırlayarak, yakın arkadaşlarınıza dağıtın. Böylece hem onları ne alalım? sorusundan kurtarırsınız, hem birçok eksiğin kolayca tamamlanmasını sağlarsınız. * Yakın arkadaşlarınızdan düğün hediyesi olarak düğün pastasını ve davetiyeleri ayarlamalarını istemek de bir alternatif olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaya hakim olun * Her iki aileyle de görüşüp, davetli sayısını belirleyin. Bütçe düzenlerken ve mekan seçerken davetli sayısı belirleyici olacaktır. * Düğün yerini belirlerken mekanı, böyle bir davet sırasında görmek size fikir verecektir. Bu nedenle bir fırsatını bulursanız burada düzenlenen bir davete gidip göz atın. * Düğünün yapılacağı yerde size özel bir şeylerin olması için ayrıntılara özen gösterin. Seçtiğiniz müzik ve çiçekler bile ortamın havasını değiştirecektir. * Düğünden önce, düğün sırasında çıkabilecek aksiliklerde kimden yardım isteyebileceğinizi, kimlerin yetkili olduğunu öğrenin. Firma yetkilileriyle yakın bir arkadaşınızı tanıştırın, organizasyonu ona devredin ve o gece siz hiçbir şeye karışmayın! &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5056667025290614010?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5056667025290614010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5056667025290614010' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5056667025290614010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5056667025290614010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/zel-gnleri-yaklarken.html' title='Özel Günleri Yaklaşırken…'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z837sB5hI/AAAAAAAABDI/YTUu38cNRIw/s72-c/10975637837gsij0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-6835408204049425435</id><published>2008-04-09T10:15:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T10:22:10.623-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Açaba Nerede Ne Var'/><title type='text'>Anneler ve çocuklar bu fuarda eğleniyor.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z6ubsB5gI/AAAAAAAABDA/-AfxqHldo6E/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187296546437326338" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 202px; CURSOR: hand; HEIGHT: 337px" height="382" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z6ubsB5gI/AAAAAAAABDA/-AfxqHldo6E/s400/3.jpg" width="203" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ebeveynler ve çocuklar tarafından büyük ilgi gören 4. Bebek ve Çocuk Fuarı Lütfi Kırdar Rumeli Fuar Merkezinde başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar gününe kadar sürecek olan fuarda, anne, bebek ve çocuğa dair birbirinden farklı pek çok yeni ürün seçenekleri, anne-çocuk sağlığı ile çocuk eğitimi konusunda etkinlikler, çocukların eğlenmeleri için farklı oyunlar ve aktiviteler düzenleniyor. Yarın imza gününün konuğu; Neşe Erberk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detaylı bilgi için : &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.cocukfuari.com/"&gt;http://www.cocukfuari.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-6835408204049425435?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/6835408204049425435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=6835408204049425435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6835408204049425435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6835408204049425435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/anneler-ve-ocuklar-bu-fuarda-eleniyor.html' title='Anneler ve çocuklar bu fuarda eğleniyor.'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z6ubsB5gI/AAAAAAAABDA/-AfxqHldo6E/s72-c/3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4586208339257226029</id><published>2008-04-09T10:06:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T10:15:04.031-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Moda'/><title type='text'>Goldaş’tan kelebekler kadar özgür bir koleksiyon</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z5A7sB5fI/AAAAAAAABC4/38udMzdk5A8/s1600-h/jewelry-goldas-ring.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187294665241650674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 242px; CURSOR: hand; HEIGHT: 286px" height="336" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z5A7sB5fI/AAAAAAAABC4/38udMzdk5A8/s400/jewelry-goldas-ring.jpg" width="358" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Goldaş vitrinleri rengârenk tasarımları ile ilkbahar-yaz sezonuna hazır. Güneşin yüzünü göstermesiyle, hepimizi baharın coşkusu ve heyecanının sardığı bugünlerde, Goldaş’a uğramadan yeni sezon alışverişinizi tamamlamayın. Kelebeklerin uçuştuğu mağazalarda, eğlenceli ve renkli sürprizler sizleri bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sezonun trendlerini yansıtan; kelebek, çiçek ve meyve formlarının renkli taşlar ve pırlantanın ışıltısı ile süslendiği Goldaş tasarımları, bahar kadar neşeli, bahar kadar renkli, bahar kadar canlı… Farklı tasarımlardan hoşlananlar, kelebek, elma, armut ve kiraz formunun öne çıktığı takılar arasından zevkli seçimler yapabilir. Pırlantanın ışıltısına eşlik eden doğal taşlar renkleri kadar sembolik anlamları ile de koleksiyona ayrı bir canlılık getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal taşların gizemli etkisine inanıyorsanız, Goldaş’ın yeni koleksiyonuna göz atmadan karar vermemenizi öneriyoruz. Peridot bolluk ve bereket taşı olarak kabul edilirken, umudun da taşıdır. Blue topaz huzuru, sitrin ise güzel düşleri simgeler. Mor rengi ile yüzyıllardır aristokrasinin simgesi olan ametistin, nazara ve dışarıdan gelen yoğun enerjiye iyi geldiğine inanılıyor. Kutsal ruhun simgesi kabul edilen ametist, şans da getiriyor. Koleksiyonda kullanılan bir diğer taş safir ise ruh sağlığının ve sadakatin taşı olarak biliniyor. Safirin, takan kişiyi kin ve nefret gibi kötü duygulardan arındırdığı, ruhun saflığını simgelediği ve sadakati artırdığı ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goldaş’ın ilkbahar-yaz koleksiyonlarını görmek için; size en yakın Goldaş mağazasına uğramanız yeterli. Goldaş mağazaları ile ilgili bilgi almak içinse www.goldas.com adresine girebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4586208339257226029?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4586208339257226029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4586208339257226029' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4586208339257226029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4586208339257226029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/goldatan-kelebekler-kadar-zgr-bir.html' title='Goldaş’tan kelebekler kadar özgür bir koleksiyon'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z5A7sB5fI/AAAAAAAABC4/38udMzdk5A8/s72-c/jewelry-goldas-ring.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-471266775283556697</id><published>2008-04-09T09:52:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T10:05:30.817-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Magazin Hayatı'/><title type='text'>Aysun sanki köklü bir ailenin kızı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z2K7sB5dI/AAAAAAAABCo/CtWb3RLPXWo/s1600-h/81_b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187291538505459154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 449px; CURSOR: hand; HEIGHT: 284px; TEXT-ALIGN: center" height="284" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z2K7sB5dI/AAAAAAAABCo/CtWb3RLPXWo/s400/81_b.jpg" width="419" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;'Dağdaki çobanla benim oyum neden niye eşit” sözlerine AKP milletvekili Özlem Türköne de tepki gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysun Kayacı fotoğrafları :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysun Kayacı’nın “Ben artık demokrasiyi de sorgulamaya başladım.Dağdaki çobanla benim oyum neden niye eşit” sözlerine AKP milletvekili Özlem Türköne de tepki gösterdi. Vatan'a konuşan Türköne “ Aysun Kayacı tahmin ediyorum ki Paris’te Sorbonne’da okumuş, çift doktoralı bir şahsiyet olduğu için kendi oyu çobanla bir olamıyor. Ben Kayacı’nın bu kadar olağanüstü bir entele&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z2X7sB5eI/AAAAAAAABCw/J1l4DjeFuOA/s1600-h/aysunkayaci08.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187291761843758562" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 174px; CURSOR: hand; HEIGHT: 330px" height="400" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z2X7sB5eI/AAAAAAAABCw/J1l4DjeFuOA/s400/aysunkayaci08.jpg" width="185" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ktüel olduğunu bilmiyordum. Kendisi sanki çok zeki, çok iyi okullardan mezun olmuş, çok köklü bir ailenin kızı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İyi giyiniyor diye zeki mi olacak”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ayak takımı halkı çok rencide edici bir söz. Bunun üzerine bir yorum yapmak bile istemiyorum. Ne demek ayak takımı. Aysun Hanım doktora filan yapmış galiba, birkaç dil biliyor bu yüzden de böyle yorumlar yapabiliyor herhalde. Bir insanın daha iyi yerde yemek yemesi, daha iyi giyinmesi onu daha iyi daha başarılı, daha zeki, daha iyi bir insan kılmıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Fakire yardım edilmesin mi?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecekondu bölgelerinde kömürle oyların satın alındığı tarzında söylentiler çok söylendi. Bunu Kayacı ya da başkası söylemiş çok önemli değil. Fakirlere yardım etmek sosyal devlet anlayışının gereğidir. Ne yapalım insanları aç mı bırakalım. Bunu mu söylemek istiyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengir Mir Fırat’ın ’edepsiz civciv’ sözü&lt;br /&gt;Fırat Bey çok kızmış demek ki. Bunun kadını erkeği yok. Benim için Aysun Kayacı’nın bir kadın ya da erkek olması bir şey değiştirmiyor. Sonuçta bir laf ediyor. Ben o lafı demokratik ve demokrasiyi özümsemeye çalışan bir ülkede talihsizlik olarak görüyorum. Bu örnekleri gördükçe kesinlikle çocuklara demokrasi adı altında ders verilmesi gerektiğine inanıyorum.&lt;br /&gt;Aysun Kayacı, NTV’deki programda “Benim ailem de gecekondudan geliyor. Yanlışları sorgulamak benim de hakkım” demişti. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-471266775283556697?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/471266775283556697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=471266775283556697' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/471266775283556697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/471266775283556697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/aysun-sanki-kkl-bir-ailenin-kz.html' title='Aysun sanki köklü bir ailenin kızı'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_z2K7sB5dI/AAAAAAAABCo/CtWb3RLPXWo/s72-c/81_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2054183764339573995</id><published>2008-04-09T09:40:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T09:51:01.554-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür ve Sanat'/><title type='text'>Dünyanın konuştuğu mozaik...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zzIJmBHZI/AAAAAAAABCY/3q4YEXE-LvY/s1600-h/76966.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187288192163847570" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 264px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px" height="264" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zzIJmBHZI/AAAAAAAABCY/3q4YEXE-LvY/s400/76966.jpg" width="282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şanlıurfa'da tesadüfen bulunan Amazon Kraliçeleri'ne ait mozaikler, dünyanın en değerli tarihi eserleri arasında gösteriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanlıurfa'da Balıklıgöl yakınlarındaki Halepli Bahçe'de dinler bahçesinin temel atma çalışmaları sırasında tesadüfen bulunan paha biçilmez Amazon Kraliçeleri'ne ait mozaikler, turizm dünyasında büyük yankı uyandırdı. Mozaikler, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından da 'hazine' olarak nitelendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkeologların "Savaşçı Amazon Kraliçeleri'nin mozaiğe resmedilmiş dünyadaki ilk örnekleri" olarak duyurduğu mozaiklerde, av sahnesi çok net görülüyor. Ortaya çıkarılan eserler, Fırat Nehri'nin orijinal 3 milimetrekarelik taşlarından yapıldığından, dünyanın en değerli mozaikleri olarak gösteriliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zzQJmBHaI/AAAAAAAABCg/5qI-5NatlEc/s1600-h/00275890.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187288329602801058" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 258px; CURSOR: hand; HEIGHT: 217px" height="204" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zzQJmBHaI/AAAAAAAABCg/5qI-5NatlEc/s400/00275890.jpg" width="268" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk aşamada 100 metrekarelik mozaik gün ışığına çıkarılırken, av sahnesi mozaiğinin kenar bordürlerinde geometrik motifler, bitki desenleri, güvercin, kanatsız eros, sincap, ördek, kaplan, keklik, ceylan ve tazı figürleri bulunuyor. Mozaik, doğadaki bütün renklerin kullanılması ve gölgelendirmeler bakımından da özel önem taşıyor. Av sahnesinde dört Amazon Kraliçesi Hippolyte (Hipplüte), Antiope, Melanipe (Melanipe) ve Penthesileia (Pentesileya); av kıyafetleri ile 'tek göğüslü' olarak at üstünde tasvir&lt;br /&gt;ediliyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu sahneler bugüne kadar rölyeflere resmedilmişti. Kraliçelerin Grekçe isimleri ile yer aldığı av sahnesinin mozaiğe işlenmiş hali, dünyada ilk defa Halepli Bahçe'de ortaya çıktı. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2054183764339573995?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2054183764339573995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2054183764339573995' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2054183764339573995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2054183764339573995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/dnyann-konutuu-mozaik.html' title='Dünyanın konuştuğu mozaik...'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zzIJmBHZI/AAAAAAAABCY/3q4YEXE-LvY/s72-c/76966.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-138616790798860903</id><published>2008-04-09T08:25:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T09:39:59.687-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınca çok Özel...'/><title type='text'>Kadınlar diyor ki! Erkekleri neden severiz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zxDpmBHYI/AAAAAAAABCQ/RFr8DO0_3rY/s1600-h/untitled1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187285915831180674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 242px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px" height="275" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zxDpmBHYI/AAAAAAAABCQ/RFr8DO0_3rY/s400/untitled1.jpg" width="262" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;1. Çünkü güçlü kollarında kendimizi güvende hissediyoruz.&lt;br /&gt;2. Çünkü bizden farklılar.&lt;br /&gt;3. Çünkü hepimiz birer mazosistiz bize acı çektiren seyler hosumuza gidiyor.&lt;br /&gt;4. Çünkü banyodan ıslak ve bellerine sarılı bir havluyla çıktıklarında çok seksiler.&lt;br /&gt;5. Çünkü bokser'ları onlara çok yakışıyor.&lt;br /&gt;6. Çünkü yapılı vücutlarına,adelelerine asla karşı koyamıyoruz.&lt;br /&gt;7. Çünkü akşam yemeği için yaptıkları sadece omlet olsada bu büyük bir ustalıkmıs gibi gurur duyuyorlar.&lt;br /&gt;8. Çünkü öpüşürken gözlerimizi açıp baktığımızda o "aşk sarhoşu bakışını" paylaştığımızı görüyoruz.&lt;br /&gt;9. Çünkü annesiyle konuşurken birden nasıl olupda anne kuzusuna dönüştüğüne inanamıyoruz.&lt;br /&gt;10. Çünkü arabamız,televizyonumuz veya müzik setimiz bozulduğunda "ben hallederim" edasıyla tamir etmeye çalışıyorlar.&lt;br /&gt;11. Çünkü saçımızla oynadıklarında nasıl bu ! kadar yumuşak olduğuna inanamadıklarını söylüyorlar.&lt;br /&gt;12. Çünkü bize,ilk defa bizi önemsediklerini açıklerken utanıp sıkılıyorlar.&lt;br /&gt;13. Çünkü seks yapmadan hemen önce bizi incitmemesi için saatlerini çıkartıyorlar.&lt;br /&gt;14. Çünkü bir şeye konsantre olduklarında alınlarında minik bir çukur oluşuyor.&lt;br /&gt;15. Çünkü yaramazlık yapmış küçük bir çoçuk gibi gözümüzün içine endişeyle bakıp biz gülene kadar öyle kalıyorlar.&lt;br /&gt;16. Çünkü alışverişten nefret etseler bile bizimle gelip çantalarımızı taşıyorlar.&lt;br /&gt;17. Çünkü göğüslerimize büyülenmiş ve hipnotize olmuş gibi bakıyorlar.&lt;br /&gt;18. Çünkü tişörtlerini veya kazaklarını bizden farklı olarak,boğaz kısmından tutarak çıkarıyorlar ve bu onları daha seksi yapıyor.&lt;br /&gt;19. Çünkü restoranda yemeğimizi beğenmezsek bizimle tabaklarını değiştiriyorlar.&lt;br /&gt;20. Çünkü maç yaparken sürekli düşüp sakatlandıkları halde,basit bir düşmeden ödleri kopuyor.&lt;br /&gt;21. Çünkü e-mail'imize eğlenceli ve erotik mesajlar yolluyorlar.&lt;br /&gt;22. Çünkü dans ederken o güçlü kolları birer yastığa dönüyor.&lt;br /&gt;23. Çünkü sinemada elele,kolkola hatta yanak yanağa film seyretmek çok zevkli.&lt;br /&gt;24. Çünkü boynumuzun arkasından öpülmek muhteşem bir duygu.&lt;br /&gt;25. Çünkü bizi dizlerine oturttukları zaman "ağır mıyım?" diye sorduğumuzda "HAYIRRRR" diyorlar =)&lt;br /&gt;26. Çünkü yeni traş olmuş,yumuşak ve mis kokan yüzlerine dokunmak müthiş bir duygu.&lt;br /&gt;27. Çünkü kalabalık bir ortamda,bizi korumak veya yol göstermek için,ellerini nazikçe sırtımıza koyuyorlar.&lt;br /&gt;28. Çünkü onların büyük,sıcak ellerinin içinde bizim elimiz küçücük ve narin kalıyor.&lt;br /&gt;29. Çünkü traş köpüğü içindeki yüzleri çok tatlı.&lt;br /&gt;30. Çünkü egzersiz yaparken çok seksi oluyorlar.&lt;br /&gt;31. Çünkü arkamızdan gelip bize sıkıca sarılıyor ve öpüyorlar.&lt;br /&gt;32. Çünkü kirli sakal onlara çok yakışıyor.&lt;br /&gt;33. Çünkü hava buz gibi olduğunda üşüdüğümüzü söylediğimiz zaman,üstlerindeki montu vermekten çekinmiyorlar.&lt;br /&gt;34. Çünkü gitmek istediğimizde yaramaz çocuklar gibi bacaklarımıza yapışıp,gitmemize izin vermiyorlar.&lt;br /&gt;35. Çünkü ! suçlu olduklarını yüzlerine vurduğumuzda bunu kabul edip pis bir gülümseme takınıyorlar.&lt;br /&gt;36. Çünkü en önemli olay için bile hazırlanmaları sadece 3 dakika sürüyor.&lt;br /&gt;37. Çünkü söylediğimiz bir sözü anlayamadıklarında en tatlı ses tonlarıyla "Efendim canım?" diyorlar.&lt;br /&gt;38. Çünkü erkek arkadaşlarıyla çene yarıştırdıkları halde,bizi yemeğe çağırırken dilleri tutuluyor!!!&lt;br /&gt;39. Çünkü bizi eve bıraktıklarında gözlerinde o "Seni gecenin ilerleyen saatlerinde arayacagım" diyen seksi ve muzip bakıs var.&lt;br /&gt;40. Çünkü gün içinde ne kadar ser olsalarda uyurken bir bebeğe dönüyorlar.&lt;br /&gt;41. Çünkü kız arkadaşlarımızla olan sorunlarımızı çözmeye çalışıyor ama işin içinden çıkamıyorlar.&lt;br /&gt;42. Çünkü özel günlerde,hatta canları istediği her zaman bize çiçek gönderiyorlar.&lt;br /&gt;43. Çünkü yaptığımız yemek kötü bile olsa,dünyanın en güzel yemeğiymiş gibi davranıp iştahla yiyorlar.&lt;br /&gt;44. Çünkü sabah uyandıklarında kısık sesli,saçları dağılmış ve gözleri şiş oluyor.&lt;br /&gt;45. Çünkü hiç sebepsiz yere elimizi sımsıkı tutup öpüyorlar.&lt;br /&gt;46. Çünkü onlarda bizi seviyor!!!!!!!... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-138616790798860903?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/138616790798860903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=138616790798860903' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/138616790798860903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/138616790798860903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/kadnlar-diyor-ki-erkekleri-neden.html' title='Kadınlar diyor ki! Erkekleri neden severiz?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zxDpmBHYI/AAAAAAAABCQ/RFr8DO0_3rY/s72-c/untitled1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8901895904409978410</id><published>2008-04-09T08:21:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T08:23:50.794-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzelleşelim'/><title type='text'>Güzelleşelim derken hasta olmayın</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zfLZmBHXI/AAAAAAAABCI/4RIz3EYHsqw/s1600-h/4fc699f3f5cd3ecf5c7ba5298.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187266257765866866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 273px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px" height="240" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zfLZmBHXI/AAAAAAAABCI/4RIz3EYHsqw/s400/4fc699f3f5cd3ecf5c7ba5298.jpg" width="317" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelişmiş ülkelerde bir kadının bir günde ortalama olarak 12 çeşit kozmetik ve deri bakım ürünü kullandığı hesaplanmış. Bunlarda 200’e yakın kimyasal madde var ve deri yoluyla emilen kimyasalların miktarı yılda 2 kiloyu geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen ay Uluslararası Kanser Dergisi’nde yayınlanan ve 3 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, iç çamaşırlarını düzenli olarak talk ile pudralayan hanımlarda yumurtalık kanserinin yüzde 17 oranında fazla görüldüğü ileri sürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetiklerde en çok kullanılan maddelerin başında koruyucu olarak yararlanılan ‘paraben’ler geliyor. Deride tahriş ve alerjilere sebep olduğu çoktandır bilinen parabenlerin hormonal bozukluklara yol açabilecekleri ve meme kanseri riskini artırabileceklerine dair şüpheler var. Fitalatlar da yumuşatıcı özellikleri dolayısıyla kozmetiklerde çok sık bulunan kimyasallardan bir diğeri. Çocuk oyuncaklarında da bulunan ve astım oluşumunu kolaylaştırdığına dair pek çok bulgu olan fitalatların kısırlık yapıcı etkileri olabileceği ileri sürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş beyazlatıcı ürünlerde bulunan hidrojen peroksit de sağlığımızı tehdit eden maddelerden bir diğeri. Bunların ağartıcılarda izin verilenden fazla miktarlarda kullanılması, ağızda yaralara ve diş eti hastalıklarına yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toronto Üniversitesi tarafından gebelikleri süresince toluen, fitalat ve formaldehit gibi kimyasalların çok kullanıldığı pedikür salonlarında çalışan kadınların çocuklarında dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü gibi zihinsel sorunların çok fazla görüldüğü ortaya çıktı. O zamandan beri bu tür salonlarda fitalatlar artık kullanılmıyor; toluen de kademeli olarak azaltılıp o da artık kullanılmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bu değil. İngiltere’de yapılan bir araştırmada ise içinde alüminyum bulunan ter önleyiciler ile meme kanseri arasında bir ilişki olduğu belirlendi. Alüminyum tuzları ter önleyicilerde yaygın olarak kullanılıyor, çünkü bu konuda gerçekten çok etkililer. Keele Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen araştırmada, meme kanseri sebebiyle memeleri alınmış olan kadınların koltuk altına yakın dokularında yüksek miktarda alüminyuma rastlandı. Ancak, bir araştırma ile kesin yargıya varmak tabii ki mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kokular da tehlikeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda giderek yaşamımıza daha çok giren koku ve parfümler de sağlığımızı olumsuz şekilde etkiliyor. Ev ve çamaşır temizlik ürünlerinde, parfümlerde, kırtasiye malzemelerinde, plastiklerde, ilaçlarda ve hatta yiyecek ve içeceklerimizde 5 bin’den fazla koku verici madde var. Ticari sır kapsamına girdiği için kokuların kimyasal formülleri çoğu zaman ürün üzerinde bulunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokular vücudumuza solunum yoluyla, ağız yoluyla ya da deri yoluyla girerek başta akciğerlerimiz olmak üzere deri, burun, göz ve beynimizi etkilerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokuların çoğu solunum sistemi için tahriş edici özelliği olan uçucu organik bileşiklerdir ve astımlı hastalarda öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığına neden olduğu eskiden beri bilinmektedir. Bazı kokular burun tıkanıklığı, sinüzit, öksürük, boğaz ağrısı ve göğüste sıkışma hissi de yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar kokuların, kalp, dolaşım ve beynin elektrik aktivitesi üzerine de etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Bunlar baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, uyuşukluk gibi şikayetlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokuların en çok etkilediği organ derimizdir. Kaşıntı, kabartı, egzama bunların başlıcalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokular gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarmalara yol açabilir. Araştırmalar deriden emilen kokuların daha sonra parçalanarak ve başka bileşiklere dönüşerek de etkili olabileceklerini göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8901895904409978410?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8901895904409978410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8901895904409978410' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8901895904409978410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8901895904409978410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/gzelleelim-derken-hasta-olmayn.html' title='Güzelleşelim derken hasta olmayın'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zfLZmBHXI/AAAAAAAABCI/4RIz3EYHsqw/s72-c/4fc699f3f5cd3ecf5c7ba5298.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-6191826929074154831</id><published>2008-04-09T08:14:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T08:19:47.054-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gerekli Bilgiler'/><title type='text'>Saç Bakımı Sampuan Tercihleri</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;KÖPÜREN ŞAMPUAN MI FAZLA KÖPÜK YAPAMAYAN ŞAMPUAN MI TERCİH EDİLMELİ?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zeNJmBHWI/AAAAAAAABCA/zqPd4CxoI4U/s1600-h/sac-bakimi-boyama-yikama-guzellik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187265188319010146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 236px; CURSOR: hand; HEIGHT: 338px" height="377" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zeNJmBHWI/AAAAAAAABCA/zqPd4CxoI4U/s400/sac-bakimi-boyama-yikama-guzellik.jpg" width="265" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şampuanın köpürme miktarı içinde kullanılan köpürtücü maddelere ve kullanılan suyun sıcaklığına bağlıdır.Ayrıca saç ne kadar kirliyse,şampuan o kadar az köpürür.Su ne kadar sert ve kireçliyse,o kadar fazla şampuan kullanmak gerekir.Köpürme,şampuanın çok fazla temizlediği anlamına gelmez.Ayrıca şampuan işlemini uyguladıktan sonra,saçın çok iyi durulanması gerekir.Krem işlemini uygularken,kullandığımız saç kremi herhangi bir bakım özelliği taşımıyorsa saç derisine temas etmeyecek şekilde sadece uç kısımlara uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SABUNUN SAÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ&lt;br /&gt;Saçı yıkarken kesinlikle sabun kullanılmamalıdır.Çünkü sabun saç tellerinin kurumasına ve üstündeki küçük canlı hücrelerin ayrılmasına neden olur.Saç derisinin asit seviyesi ciltten daha fazla asit içerir.Bu nedenle bazik özellikli sabun saç için kesinlikle tavsiye edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAÇLARI SÜREKLİ TOPLAMAK SAÇA NE GİBİ ZARARLAR VEREBİLİR?&lt;br /&gt;Bayanlar saçlarını neden toplarlar biliyor musunuz? Çünkü artık saçın yıkanma zamanı gelmiştir.Bu durum saça çok zarar verir.Özellikle sıkı tokalarla toplamak,saç teli hücrelerinin sıkışmasına yol açar ve saçlar kırılır. Hanımlar saçlarını çok gergin bir şekilde topluyorsa belli bir zaman sonra alında ve şakaklarda saç dökülmesi sorunuyla karşılaşabiliyorlar.Saçları genelde toplamak yerine,açık bırakarak saç telleri hücreleri ve deri hücrelerinin hava almasını sağlamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TARAK VE SAÇ FIRÇASI SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR&lt;br /&gt;Herhangi bir saç fırçası veya tarağa baktığımız zaman kılların arasında ek yerleri olduğunu görürüz.Bu ek yerleri saç tellerinin zarar görmesine neden olur.Ayrıca bazı saç fırçalarının kıllarındaki veya tarakların dişlerindeki pürüzler uzun süreli kullanımla kaybolur.Ancak bu arada saça oldukça zarar verir.Bu nedenle tek parçadan imal edilmiş taraklar tercih edilmelidir.Saç fırçası alırken kıllarını inceleyin.Kılların üzerinde hiçbir pürüz olmamasına dikkat edin.Tarakların dişleri de mümkün olduğunca geniş olmalıdır.Saçınızı tararken nemli veya ıslak olasına dikkat edin. Saç kuruyken taranırsa saç kırılır ve zaman içinde kurumasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz derisinde olduğu gibi kafa derisinde ve saçlarda, bünye özelliklerine göre değişiklikler söz konusudur. Hemen hemen her iki kişiden birinin kafa derisindeki yağ bezleri normalden fazla yağ üretir. Sonuç, yağlı saçlar! Yüzünün derisi yağlı olanların genellikle kafa derisi de yağlıdır. Herkesin kafa derisinde kepeklenme olur; derinin kendini yenilemesinin bir sonucudur bu durum. Altında yeni deri oluştuğunda, eski deri canlılığını yitirir ve kepek halini alır. Bu kepeklenme ise, iki durumda problem haline gelir: Derinin fazla yağ üretimi nedeniyle kepekler bir kabuk gibi kafa derisine yapışır. Bu durumda saçların dip tarafı yağlı, öteki kısımları ise kurudur. Yağ bezlerinin az yağ üretmesi durumunda ise, kafa derisi kuru olduğu için kepekler etrafa uçuşur. Bu durumda, saçlar da genellikle cansız ve kırılgan olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağ şampuanı, kuru saçlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı dolusu, susam yağı, bademyağı veya ayçiçeği yağı ve 3-4 yemek kaşığı dolusu nohut unu hazırlanır. Saçlar yıkanmadan önce, seçilen yağ ile masaj yapılır. Sonra, artan yağ ile nohut unu, belki biraz da sıcak su eklenerek, akışkan bir lapa haline getirilir. Bu lapa ile saçlar şampuanlanır ve iyice durulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Lavanta şampuanı, tüm saç tipleri için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 ml hazır bitkisel şampuana 4 damla lavanta ve 4 damla ökaliptus yağı eklenir ve çok iyi karıştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Limon şampuanı, yağlı saçlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı yarım litre soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Bu arada, 1 limonun suyu sıkılır. Ayrıca 2 yumurta sarısı çalkalanır. Limon suyu, yumurta sarısı, 5 damla limon yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu hazır bitkisel şampuan, ısırganotu çayına eklenerek karıştırılır. Saçlar bu şampuanla yıkanır ve iyice durulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ friksiyonları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ friksiyonları her saç tipi için yararlıdır, ama özellikle hırpalanmış ve kuru saçlar, uçlarına kadar bu bakımdan yararlanırlar. Şifalı bitki çayları ile birlikte de kullanılabilen değerli bitki yağları, saçlara canlılık, esneklik ve parlaklık kazandırır, zararlı çevresel etkilerden korur, perma, çok sıcak fön çekme ve sürekli boyanın olumsuz etkilerine karşı dayanıklılık kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağ friksiyonu, kuru ve hırpalanmış saçlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 ml bademyağı(veya kabak çekirdeği yağı) ve 25 ml zeytinyağı karıştırılır ve saçlara friksiyon yapılır. Daha sonra saçlar bir havlu ile örtülerek, birkaç saat veya gece boyunca etkilemeye bırakılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Etkili yağ kürü, çok hırpalanmış saçlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40 ml hintyağı ve 20 ml soya yağı bir cam şişede veya kavanozda iyice karıştırılır. 2’şer tatlı kaşığı dolusu ısırganotu, biberiye ve kekik eklenir. Çok iyi çalkalanarak 2 gün bekletildikten sonra süzülür. Bu yağ saçlara emdirilir ve 40 dakika etkilemeye bırakılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağ friksiyonu, yapısal zarar görmüş saçlar için(örneğin, boya veya perma sırasında)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40 ml tatlı badem yağı ve 20 ml hintyağı karıştırılarak saçlara ve özellikle de saç uçlarına iyice yedirilir. Bir saat süreyle etkilemeye bırakılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağ friksiyonu, kepeğe karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 damla ökaliptus yağı, 15 damla biberiye yağı ve 50 ml jojoba yağı, sıcak su banyosunda ısıtılarak iyice karıştırılır ve kafa derisine ve saçlara yedirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağ friksiyonu, yağlı saçlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 damla bergamot yağı(turunç kabuğu yağı), 13 damla lavanta yağı ve 50 ml jojoba yağı, sıcak su banyosunda ısıtılarak iyice karıştırılır ve saçlara yedirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durulama suları – Hızlı ve etkili&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkamadan sonraki durulama suları, özellikle yağlı ve kepekli saçlarda mucizeler yaratabilir. Kuru veya kaşıntılı kafa derisi de, bitkisel katkılı durulamalarla veya elma sirkesi ile rahatlatılabilir. Durulamalar, yıkanmadan sonra uygulanır ve saçlar artık başka bir biçimde yıkanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sirke durulaması, parlaklık ve esneklik kazandırmak için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı elma sirkesi ve 5 damla hintyağı, 1-2 litre sıcak suya karıştırılır. Saçlar bu suyla durulanır ve kafa derisine masaj yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Limon durulaması, yağlı saçlar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 limonun ince rendelenmiş kabuğu ve 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ıhlamur, yarım litre suya eklenir ve kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra 10 dakika demlenmeye bırakılır ve süzülür. 8 limonun suyu ile birlikte, hepsi bir şişeye veya kavanoza aktarılır ve çalkalanarak 2 gün bekletilir. Saçlar yıkandıktan sonra, 1 litre ılık durulama suyuna, şişedeki sıvının 1/8 bölümü eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Isırganotu durulaması, kafa derisi kaşıntısına karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;¼ litre elma sirkesi kaynama derecesine kadar ısıtılır(ama kaynatılmaz) ve içine 1 avuç dolusu ısırganotu yaprağı eklenir. 15 dakika demlendikten sonra süzülür, saçlar durulanır ve kafa derisine masaj yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bitki durulaması, kepeğe karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 bardak dolusu kaynar derecedeki suya 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış hindiba çiçeği(sarı saçlara), veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırganotu yaprağı(kumraldan esmere kadar) eklenir ve soğuyana kadar demlenmeye bırakılır. Sonra süzülür, saçlar durulanırken, kafa derisine de hafif masaj yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Saç dökülmesine karşı etkili bir reçete&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-4 hafta boyunca her gün, 1 avuç dolusu ince kıyılmış ısırganotu kökü 8-10 saat boyunca 1-2 litre suda bekletilir, sonra 3-4 avuç ısırganotu yaprağı eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10 dakika boyunca, üstü kapalı olarak demlenmeye bırakılır ve süzülür. Bu suyla kafa derisi ve saçlar 5 dakika boyunca yıkanır ve kafa derisine masaj yapılır. Ama her yıkamadan önce, kafa derisine, İsveç Şurubu ve ısırganotu tentürü ile dönüşümlü olarak friksiyonlar yapılır. Daha ilk haftada saç dökülmesi durur ve tedavi süresinin sonuna doğru yeni saçlar çıkmaya başlar. Daha sonra bu tedavi 3-4 günde bir uygulanırsa, saç dökülmesi uzun vadede önlenmiş olur ve saçlar, esneklik ve parlaklık kazanarak, sağlıklı bir görünüme de sahip olurlar. Bu tedavi, kepeklenmeye karşı da çok etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahatlatıcı Banyolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres ve gerginlik, bedensel ve ruhsal boyutta rahatsızlıklara yol açtığı gibi, kişinin dış görünümünü de olumsuz etkiler. Banyoların rahatlatıcı etkisini hepimiz çok iyi biliriz. Problemler ve stres, sıcak su tarafından, bedenden sökülüp atılırlar. Kaslar gevşer, sinir sistemi ve kan dolaşımı olumlu etkilenir. Yatmadan önce alınan bir tam banyo, en etkili uyku ilacıdır. Bir soğuk algınlığı başlangıcında alınan, eterli yağlar veya bitki katkısı içeren bir banyo çok yararlı olabilir. Ama, gerekli katkılarla hazırlanan bir tam banyonun, deri için en etkili güzellik ilacı olabileceği de unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel yağlar veya süt ürünleri eklenen banyolar, derinin koruyucu örtüsünü güçlendirdikleri için, deri kuruluğunu karşı da uzun süre etkili olabilirler. Bu nedenle, banyodan sonra derinin kremlenmesine gerek kalmaz. Şifalı bitki katkılarıyla hazırlanan banyolar, yağlı ve sivilceli deri için çok basit ama etkili bir tedavi anlamı da taşırlar. Banyo sonrasında deriye bir nemlendirici sürülmesi uygun olur. Değerli maddeler içeren banyo katkılarının etkinliklerine zarar vermemek için, banyo suyunun çok sıcak olmaması gerekir(37 derece).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir tam banyoyu, haftada 1-2 kereden fazla almayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Önceden ağır yemekler yemeyin ve banyo suyunun 37 dereceden sıcak olmamasına dikkat edin; her iki durum da, kan dolaşımını olumsuz etkileyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İdeal banyo süresi 15-20 dakikadır; fazlası deriyi ve kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Banyo sonrasında, yatakta kısa bir dinlenme çok rahatlatıcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ökaliptus yağı banyosu, sivilceli deri için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyo suyunu doldurmaya başlayın ve su bir karış kadar yükseldiğinde, biraz kremanın veya sütün içine karıştırdığınız 5 damla ökaliptus yağını suya ekleyin. Bu katkının eşit oranda dağılabilmesi için, küveti duş süzgecinden akan suyla doldurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şifalı bitki banyoları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deriniz yağlıysa 150g mayıs papatyası veya civanperçemi, deriniz sivilceliyse 150g kuru nane veya atkuyruğu kullanın. Bitkiler 1 litre kaynar suyla haşlanır ve soğuyana kadar demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ebegümeci banyosu, iltihaplı, sivilceli deri için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50g kurutulmuş veya 100g taze ebegümeci çiçeği ve yaprağı ince kıyılmış olarak, kaynar derecedeki 2 litre suyla haşlanır, soğuyana kadar demlenmeye bırakılır, süzülür ve banyo suyuna eklenir. Kan dolaşımını hızlandırmak için banyodan sonra beden, orta sertlikte bir fırça ile fırçalanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Elma sirkesi banyosu, yağlı cilt için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;¼ litre elma sirkesi banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra duş alınmaz, sirkeli su derinin üstünde kurumalıdır. Daha sonra, yağlı olmayan bir nemlendirici beden losyonu uygulanır. Banyo suyuna eklenen 8 damla lavanta yağı, antiseptik etkiyi arttırır ve ruhsal açıdan dengeleyici ve yatıştırıcı etki yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Lavanta yağı banyosu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;¼ litre elma sirkesi(yağlı deriye karşı) veya ¼ litre krema(normal, kuru veya karışık deri için), 8 damla lavanta yağı ile iyice karıştırılır, banyo suyuna eklenir ve su da iyice karıştırılır. Krema-lavanta banyosundan sonra ılık duş alınır. Elma sirkesi-lavanta banyosundan sonra duş alınmaz ve kurulanılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağsız süt banyosu, kuru ve duyarlı deri için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağı alınmış 2 litre süt banyo suyuna eklenirken, su iyice karıştırılır. Banyodan sonra ılık bir duş alınır ve hafifçe kurulanılır. Eğer deriye banyodan önce 2 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı yedirilirse, süt banyosu kuru deri için çok daha etkili olur. Banyo suyuna eklenen 1 bardak aynısafa çayı da deriyi ayrıca yatıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağ-süt banyosu, kuru deri için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 bardak ılık süt ve bir yemek kaşığı zeytinyağı, kapalı bir kavanozda iyice çalkalandıktan sonra banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yağ banyosu, kuru deri için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 ml bademyağı veya zeytinyağı sıcak banyo suyuna eklenir ve iyice karıştırılır. Banyodan sonra, cildin üstünde kalan su elle sıyrılır ve kalan hafif yağ filmi masajla yedirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Süt-bal banyosu, kırışıklara karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 bardak ılık sütte 2 yemek kaşığı dolusu bal iyice eritilir, 1 tatlı kaşığı badem yağı eklenir ve kapalı bir kavanozda iyice çalkalandıktan sonra banyo suyuna eklenir ve banyo suyu da karıştırılır. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bal-süt-tuz banyosu, kuru ve olgun deri için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyo küveti doldurulurken 100g deniz tuzu serpiştirilir. Bu arada 1 litre sıcak sütte 250g çiçek balı eritilir ve banyo suyuna eklenir. Banyo suyu iyice karıştırılır. Banyodan sonra sıcak duş alınır ve hafifçe kurulanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oğulotu(melisa)-Aynısafa çiçeği banyosu, deriyi yatıştırıcı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3’er yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru bitki, kaynama derecesinde sıcak 1 litre suda haşlanır, üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Banyodan sonra sıcak duş alınır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-6191826929074154831?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/6191826929074154831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=6191826929074154831' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6191826929074154831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6191826929074154831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/sa-bakm-sampuan-tercihleri.html' title='Saç Bakımı Sampuan Tercihleri'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zeNJmBHWI/AAAAAAAABCA/zqPd4CxoI4U/s72-c/sac-bakimi-boyama-yikama-guzellik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-7246947113632811517</id><published>2008-04-09T08:06:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T08:13:36.722-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Evlilik'/><title type='text'>İş ortamındaki stresi eve yansıtmayın</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zctJmBHVI/AAAAAAAABB4/NFgLVzX2Fuw/s1600-h/stres2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187263539051568466" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 253px; CURSOR: hand; HEIGHT: 137px" height="141" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zctJmBHVI/AAAAAAAABB4/NFgLVzX2Fuw/s400/stres2.jpg" width="276" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzmanlar, ailede, stres kaynaklarına karşı anne ve babanın birlikte mücadele etmesi ve çocuğa hissettirilmemesini öneriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depresyon ve Panik Atak Merkezi (DEPAM) uzmanlarından Psikiyatrist Dr. Nihat Kaya, Online Sağlık'a (Onlinesaglik.com) yaptığı açıklamada, özellikle okul çağındaki çocukların psikolojik gelişimlerinin sağlıklı gerçekleşebilmesi için anne ve babalara büyük görevler düştüğünü belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve babanın çalıştığı ailelerdeki olumsuzlukların çocukların psikolojilerini olumsuz etkilediğine dikkati çeken Dr. Nihat Kaya, "Çocukların hayata hazırlanmasında ve yetişmesinde birinci basamak olarak değerlendirilen aile ortamında ortaya çıkan stres etkenleri, çocukların psikolojisini doğrudan etkilemektedir. Anne ve babaların iş ortamlarındaki streslerini evlerine yansıtmaları, çocuklarda ciddi psikolojik sorunlara yol açmaktadır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailelerin yaşadıkları ayrılma, boşanma, ekonomik sıkıntılar, doğal afetler, taşınma, hastalıklar, bir yakının ölümü, ikinci evlilik, ikinci kardeş gibi stres durumlarından çocukları korumanın, anne ve babanın birinci ödevleri olduğunu kaydeden Kaya, iş ortamında yaşanan stresin eve yansıtılmamasın da bu ödevlerin başında geldiğine dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul çağındaki çocukların çevrelerinde ve özellikle aile ortamlarında meydana gelen olumsuzluklara karşı daha duyarlı olduklarını ifade eden Psikiyatrist Dr. Nihat Kaya, aile dışındaki stres etkenlerinin aile ortamına yansıtılmaması gerektiğini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile dışındaki stres etkenleriyle anne ve babanın birlikte mücadele etmesi gerektiğini kaydeden Kaya, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Stresin eve yansıtılması durumunda çocuklarda okul başarısında düşüş, arkadaş ilişkilerinde sorun, sosyal aktivitelere karşı ilgisizlik, cesaret azalması, çabuk sinirlenme, içe kapanma, sessizlik ve sakinlik gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Eğitimin ilk merkezi olan ailede, stres kaynaklarına karşı anne ve baba birlikte mücadele etmeli ve bu mücadele çocuğa hissettirilmemelidir. Çocuğun şahit olduğu küçük tartışmalarda ise problemin nasıl çözüldüğü gösterilmelidir. Dünyanın sorunlardan tamamen arındırılmış olduğu düşündürülmemeli; sorunların bulunduğu ancak çözümlerin de var olduğu anlatılmalı." &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-7246947113632811517?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/7246947113632811517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=7246947113632811517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7246947113632811517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7246947113632811517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/i-ortamndaki-stresi-eve-yanstmayn.html' title='İş ortamındaki stresi eve yansıtmayın'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zctJmBHVI/AAAAAAAABB4/NFgLVzX2Fuw/s72-c/stres2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8789988551279058990</id><published>2008-04-09T08:00:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T08:05:32.839-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ah Şu Erkekler'/><title type='text'>Erkekler, kadınların ev işini artırıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zbCpmBHUI/AAAAAAAABBw/FV4IGSEDZdY/s1600-h/hisfemininesidedf1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187261709395500354" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 268px; CURSOR: hand; HEIGHT: 362px" height="387" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zbCpmBHUI/AAAAAAAABBw/FV4IGSEDZdY/s400/hisfemininesidedf1.jpg" width="286" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsünün araştırmasına göre, erkekler, eşlerinin ev işinin her hafta 7 saat artmasına neden oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Araştırmayı yapan grup üyelerinden ekonomist Frank Stafford, bunun gayet iyi bilinen bir durum olduğunu belirterek, erkeklerin daha çok ev dışında çalışmaya meyilli olduklarını, kadınların ise evdeki işleri daha fazla üstlendiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile içinde bireysel farklılıkların bulunduğuna dikkati çeken Stafford, umumiyetle evliliğin, ''kadınlar için daha fazla, erkekler için daha az ev işi'' anlamına geldiğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stafford, ancak Amerika'da yaptığı araştırmanın sonucunda 1976 yılına nazaran 2005'te erkeklerin ev işine katkılarının arttığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmada, çocukların da kadınların ev işinin artmasının diğer nedenlerinden birini oluşturduğu belirtildi. Buna, üçten fazla çocuğu olan bir kadının haftada toplam 28 saat, kocanın ise 10 saat çalışması örnek olarak verildi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8789988551279058990?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8789988551279058990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8789988551279058990' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8789988551279058990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8789988551279058990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/erkekler-kadnlarn-ev-iini-artryor.html' title='Erkekler, kadınların ev işini artırıyor'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zbCpmBHUI/AAAAAAAABBw/FV4IGSEDZdY/s72-c/hisfemininesidedf1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4527671976257381347</id><published>2008-04-09T07:52:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T08:00:08.302-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diyet / Egzersiz'/><title type='text'>Egzersiz ve diyet dönemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zZmJmBHTI/AAAAAAAABBo/1i0Mv1811C4/s1600-h/spor2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187260120257600818" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 248px; CURSOR: hand; HEIGHT: 215px" height="228" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zZmJmBHTI/AAAAAAAABBo/1i0Mv1811C4/s400/spor2.jpg" width="261" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yumurtlama bozukluklarına; diyet ve egzersizden hormonal dengesizliklere kadar birçok sebep yol açabiliyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet ve egzersiz önemli :&lt;br /&gt;Yumurtlama bozukluklarına, diyet ve egzersizden beyindeki bezlerde bulunan bazı aksaklıklara, hormonsal dengesizliklere kadar birçok sebep yol açabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurtlama, bir adet dönemi içinde oldukça kısa bir sürede yumurtanın salıverilmesidir. Bu yaklaşık 15 dakika sürer. Yumurtlama mekanizmasında östrojen ve progesteron hormonları açığa çıkar. Yumurta follikül denilen bir kese içinde bulunur ve follikül büyüdükçe içindeki yumurta da olgunlaşır. Bu büyüme esnasında follikül östrojen salgılar. Östrojen hem de rahim ağzından özel bir sıvı salgılatır, bu da spermlerin rahim ağzından kolayca geçerek yumurtaya ulaşmasını sağlar. Ayrıca rahim içinde bulunan endometrium tabakasının kalınlaşmasına neden olur. Daha sonra döllenmiş yumurtanın bu tabakaya rahatça yuvalanması mümkün olur. Yumurtlama olduktan sonra progesteron salgılanmaya başlar ve östrojenin tam tersi etkiler göstererek rahim ağzından salgılanan sıvıyı kalınlaştırır. Bu da yeni spermlerin girmesini engeller ve rahim içindeki endometriumun yuvalanma için hazır hale gelmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görülen başlıca belirtiler... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;---------------------------------&lt;br /&gt;1. Vajinal kanama :&lt;br /&gt;Adetin 13-14. günlerine denk gelen pembe renkli leke tarzında görülen kanama, yumurtlamanın bir belirtisi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Rahim ağzından salgılanan sıvıdaki karakter değişiklikleri :&lt;br /&gt;Adetin ilk 14 günü içinde östrojen hormonunun etkisiyle sıvı oldukça akışkan ve berrak olduğu halde yumurtlama olduktan sonra kıvamı artar ve rengi beyazlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. LH yükselmesi :&lt;br /&gt;LH artışından sonra yaklaşık olarak 36 saat içinde yumurtlama meydana gelir. Bu artışı eczanelerde satılan bazı kitler kullanarak tespit etmek mümkün bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Vücut sıcaklığı ölçümü :&lt;br /&gt;Yumurtlama ile birlikte oluşan progesteron artışı, vücut sıcaklığında yaklaşık 0.3 santigrat derece yükselmeye neden olur. Bu da yumurtlamanın olduğuna işaret eder. Ancak bu yöntemle yumurtlamanın tespiti progesteron seviyelerindeki değişikliklerden dolayı birkaç günlük yanılmalar gösterebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ultrason ile follikül takibi :&lt;br /&gt;Bu, yumurtlama zamanını belirlemede en etkin yöntemdir. Ancak günlük uygulama için pratik olmayan ve pahalı bir işlemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkileyen faktörler :&lt;br /&gt;Diyet ve egzersizden beyindeki bezlerde bulunan birtakım bozukluklara kadar birçok sebep yumurtlama bozukluklarına yol açabilir. Hormonsal dengesizlikler en olası sebepleri oluşturmaktadır. Uzun ve yorucu egzersizler hormon salınışlarında değişikliklere yol açarak yumurtlama fonksiyonunu bozabilir. Anksiyete veya diğer türden stresler de yumurtlamayı olumsuz yönde etkiler.Yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler (aşırı zayıflama diyetleri), süt salgılatıcı hormon olan prolaktin düzeylerinde yükselmeler, beyindeki bazı yapılara ait tümörler, böbrek üstü bezi ve yumurtalıklara ait bazı hastalıklar da yumurtlama bozukluklarına yol açabilir. Bazı hormon içeren ilaçların uzun süreli ve kontrolsüz bir biçimde kullanımı da yumurtlama üzerine geçici ya da kalıcı birtakım etkiler yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken yaşta iflas edebilir :&lt;br /&gt;Kadınların yaklaşık yüzde 1/4'ünde yumurtalıklar erken yaşlarda iflas edebilir. Hasta adetten kesilebilir, ateş basmaları ve gece terlemeleri olabilir. Genellikle bir sebep bulunamaz. Hastaların az bir kısmında bulunabilen sebepler ise genetik bozukluklar, enzim eksiklikleri, kemoterapi, ışın tedavisi, yumurtalıklara uygulanan cerrahi girişimler, virüs enfeksiyonları, dengesiz hormon salınışları, bağışıklık sistemine ait bozukluklar, tiroit bezi hastalıkları, şeker hastalığıdır. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4527671976257381347?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4527671976257381347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4527671976257381347' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4527671976257381347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4527671976257381347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/egzersiz-ve-diyet-dnemi.html' title='Egzersiz ve diyet dönemi'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zZmJmBHTI/AAAAAAAABBo/1i0Mv1811C4/s72-c/spor2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4220014555887804525</id><published>2008-04-09T07:46:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T07:51:13.559-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Sağlık'/><title type='text'>Yataklarımız şimdi aşkla ısınsın....</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zXqJmBHQI/AAAAAAAABBQ/tP8FXmGhbV0/s1600-h/733.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187257989953821954" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 332px; CURSOR: hand; HEIGHT: 264px" height="289" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zXqJmBHQI/AAAAAAAABBQ/tP8FXmGhbV0/s400/733.jpg" width="339" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sevişmek, bir ilişkinin en doruk noktası. Sevişmenin tatmin edici olması ise, karşı tarafa hissedilen sevgi ve arzunun dozuyla doğrudan bağlantılı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğinizle aranızda güven ve dürüstlük var ise, cinselliği birlikte keşfedebilir ve seks hayatınızda uzun süre mutluluk elde edebilirsiniz. Yatak odanızın sıcacık, cinsel yaşamınızın kusursuz olması için, birbirinizle açık açık konuşmanız şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ikiniz de neler istediğinizi birbirinize açıklarsanız, seks hayatınızın heyecanlı olması için ilk adım atılmış demektir. Tabii ki, bu hususta aşmanız gereken ilk engel toplumsal tabulardan kurtulmanızdır. Dilerseniz, doyurucu bir sevişmenin aşamalarını birlikte gözden geçirelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön Sevişme :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön sevişme veya başka bir deyişle ön oynaşma ne kadar uzun olursa, sevişme esnasında alacağınız zevk de o derece yoğun olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön sevişme, cinsel ilişkiye girmeden önceki safhadır. Öpüşmek, birbirinizi soymak, dokunmak ve oral seks, bu aşamanın olmazsa, olmazlarıdır. Herbirinin yeri ayrıdır ve her biri sizde değişik duygular uyandırıp, cinsel ilişkinizde en doruk noktaya ulaşmanızda yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklere ipuçları :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön sevişme, kadınların kolayca orgazma ulaşmasını ve de kuvvetli bir orgazm yaşamalarını sağlar. Kadının orgazma ulaşabilmesi için uyarılması gereklidir. Ön sevişme de, kadını uyarmanın en önemli aşamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkek olarak, kadınınızın nelerden hoşlandığını bilmeniz ve uygulamanız ön sevişmede çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpmek şarttır... Öpmenin kadında uyandırıcı rolü yüksek olup, duygusallığını arttırır. Öpmek sadece dudaklarla da sınırlı değildir; kadının vücudunun her yerini öpebilirsiniz. Çoğu kadının en büyük şikayeti, yeterince öpülmedikleri ve çok çabuk cinsel organlarla oynaşmaya geçilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partnerizi uyarmak için dudaklarını, kulaklarını, saçını, göz kapaklarını, boynunu, omuzlarını, göğüslerini, karnını, bacaklarını ve ayaklarını öpebilirsiniz. Dudaklarını öperken de dilinizi kullanmayı ihmal etmemenizi öneririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memeler ve meme başları kadınlarda çok erotik bölgelerdir. Bu bölgeleri öpmek ve okşamak da kadını heyecanlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlara İpucu :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin de ön sevişmeye ihtiyaçları vardır ve bu çok hoşlarına gider. Bazı erkekler partnerleri tarafından soyulmayı ve bu konuda pasif rol oynamayı tercih ederler. Erkeklerin ve kadınların çekici iç çamaşırı giymeleri erotik duygular uyandırıp, hatta ön sevişme esnasında bazı çiftler bu iç çamaşırlarını çıkartmamayı tercih ederler. Bazı erkekler hararetli bir şekilde öpülmekten hoşlanırlar. Ayrıca, partnerinizin ensesini, kulaklarını ve göz kapaklarını öperek onu uyarabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4220014555887804525?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4220014555887804525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4220014555887804525' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4220014555887804525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4220014555887804525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/yataklarmz-imdi-akla-snsn.html' title='Yataklarımız şimdi aşkla ısınsın....'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zXqJmBHQI/AAAAAAAABBQ/tP8FXmGhbV0/s72-c/733.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2339181253794747058</id><published>2008-04-09T07:37:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T07:44:38.989-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benim Yuvam'/><title type='text'>2008 de 30.000 Yeni konut gelecek</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zV9ZmBHPI/AAAAAAAABBI/kR_z44ZxNIU/s1600-h/2_Bin_Yeni_Konut_Yapilacak.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187256121643048178" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zV9ZmBHPI/AAAAAAAABBI/kR_z44ZxNIU/s400/2_Bin_Yeni_Konut_Yapilacak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2005'in ardından gayremenkul sektörü sakin bir dönem geçirse de 2008'de yatırımlar tam gaz devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek yıl İstanbul'da 30 bini aşkın konutun inşasına başlanacak Aralarında Varyap, Teknik Yapı, Ağaoğlu, Yeşil İnşaat ve Dumankaya gibi firmaların bulunduğu pek çok şirket irili ufaklı yeni projeleri için düğmeye basmaya hazırlanıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konut yatırımları, 2008'de de tam gaz ilerliyor. 2005 yılında konut piyasasında yaşanan büyük patlamanın ardından arz ve talepte gerçekleşen bolluk yerini daha sakin bir ortama bıraksa da yeni projelerin ardı arkası kesilmiyor. Pek çok konut üreticisi talebin daraldığını ifade etse de, gelecek yıl İstanbul'da inşa edilecek markalı konutların sayısı şimdiden en az 30 bin 699 olarak hesaplanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faizler yükseldi ama... Konut kredisinde faizlerin 2006'da yüzde 0.90 seviyesine kadar gerilemişken yeniden 1.30'lar seviyesine yükselmesi ve mortgage yasasının konut finansmanı anlamında henüz beklenen etkiyi yaratmaması nedeniyle satışların hız kestiği sektörde yatırımcı da daha temkinli. Ancak İstanbul'daki konut ihtiyacının hala karşılanmadığı görüşü yeni projelere çanak tutuyor. Konut Müsteşarlığı'nın araştırmasına göre, İstanbul'un 2010 yılı konut ihtiyacı 3 milyon 299 bin olarak saptandı. Aynı araştırmada 2000-2010 yılına kadar üretilmesi gereken konut sayısı ise 1 milyon 780 bin adet. Hal böyle olunca, İstanbul'un gözde semtlerindeki şantiye havası 2008'de de devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketler yine atakta... Teknik Yapı, Garanti Koza, Taşyapı ve Yeşil İnşaat'ın da aralarında bulunduğu birçok ünlü firma 2008 yılında da yeni projeleri ile sahnede olacak. Dumankaya İnşaat 2008'de Bahçeşehir, Kartal ve Göztepe'de 3 yeni projeye başlayacak. Şirket, Bahçeşehir'de bin 200, Kartal'da 400 ve Göztepe'de ise 600 yeni konutun inşasına start verecek. Garanti Koza da 2008'de yoğun çalışacak firmalar arasında. Şirketin Esenyurt'ta bin 650, Beylikdüzü'nde bin 100 ve Bahçeşehir'de 700 konutluk 3 proje hedefi var. Öte yandan Varyap'ın Kurtköy'deki bin konutluk projesi ve Teknik Yapı'nın 750 konutluk Kartal projesinin inşası da 2008 yılında başlayacak. Taşyapı ise gelecek yıl Anadolu yakasında 2 bin, Avrupa yakasında ise 4 bin olmak üzere toplam 6 bin konut için düğmeye basacak. Atapol markası ile Anadolu yakasının gözde proje semti Ümraniye'de faaliyet gösteren Ergün Polat İnşaat da gelecek yıl aynı bölgede iki ayrı projede toplam 215 konut inşa edecek. Projelerden birinin adı da Atapol Vadi olacak. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2339181253794747058?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2339181253794747058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2339181253794747058' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2339181253794747058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2339181253794747058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/2008-de-30000-yeni-konut-gelecek.html' title='2008 de 30.000 Yeni konut gelecek'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zV9ZmBHPI/AAAAAAAABBI/kR_z44ZxNIU/s72-c/2_Bin_Yeni_Konut_Yapilacak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8128307489713394441</id><published>2008-04-09T07:31:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T07:36:03.800-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeğim'/><title type='text'>100 Hamileden 16' sı Depresyonda</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zT_pmBHOI/AAAAAAAABBA/V6wwYOFa8Jo/s1600-h/anne.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187253961274498274" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 227px; CURSOR: hand; HEIGHT: 301px" height="347" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zT_pmBHOI/AAAAAAAABBA/V6wwYOFa8Jo/s400/anne.gif" width="248" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Neşe Erol, anne adaylarının yüzde 16'sının depresyon yaşadığını belirtti. Erol, bazı kadınların gebelik sürecini sorunsuz ve rahat geçirmesine rağmen bazı anne adaylarının; bebeğin gelişimi, sağlığı, doğum anı gibi konularda kaygılar ve korkular yaşadığını söyledi. Yapılan çalışmalarda, her 100 anne adayından 16'sında depresyon saptandığına dikkat çeken Prof Dr. Erol, "Gebe ruh sağlığı, ihmal edilmiş bir konu. Benzer kaygılar yaşayan birçok anne adayı, kaygılarından kimseye söz edemiyor" diye konuştu. Kaygı ve korkuların, bebek doğmadan önce eşler, hatta aile büyükleri arasında konuşulması gerektiğini vurgulayan Erol, aksi halde bebek doğduktan sonra sorunlar yaşanabileceğini belirtti. Hamilelik süreci boyunca eşler arasındaki duygu paylaşımının çok önemli olduğuna değinen Erol, "Çiftler duygularını paylaşırlarsa, ilişkileri kuvvetlenir ve yeni sürece adapte olmaları kolaylaşır" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8128307489713394441?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8128307489713394441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8128307489713394441' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8128307489713394441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8128307489713394441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/100-hamileden-16-s-depresyonda.html' title='100 Hamileden 16&apos; sı Depresyonda'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zT_pmBHOI/AAAAAAAABBA/V6wwYOFa8Jo/s72-c/anne.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-317332057421007515</id><published>2008-04-09T07:12:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T07:28:44.521-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Astroloji'/><title type='text'>Sadece biraz cesaret</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zRkJmBHMI/AAAAAAAABAw/ejjbf6qqiaM/s1600-h/vucut.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187251289804840130" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 260px; CURSOR: hand; HEIGHT: 373px" height="374" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zRkJmBHMI/AAAAAAAABAw/ejjbf6qqiaM/s400/vucut.jpg" width="260" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Türklerin yıldız haritalarını incelediğimiz zaman bazı gezegen yerleşimlerinin tekrar ettiğini görüyoruz. Bunların içinde en çok rastlananlardan birisi cesaret unsurunun ön planda olması. Yabancı kökenli kişilerin haritalarında bu etkiye biraz daha az rastlanabiliyor. Aynı şekilde girişimcilik duygusu ve başarma arzusu da Türklerin yıldız haritalarında sık rastlanan etkilerden. Hint astrolojisinde cesaretle ilgili soruların cevabını üçüncü evde buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hint astrolojisinde üçüncü ev teorik olarak olumlu evlerden sayılmaz. Cesaret ve girişim duygusu, anlaşılan astroloji bilginleri tarafından olumlu olarak algılanmamış. Bu bakımdan üçüncü evle ilgili olan olumsuz gezegenler bu evin temsil ettiği cesaret ve girişimcilik gibi konuları artırır. Bu aynı zamanda Hint astrolojisinin temel prensiplerinden birisidir. Olumsuz konuları ifade eden evlerde olumsuz gezegenler rahat eder. Aynı şekilde sağlık konularını ifade eden altıncı evde yerleşmiş olumsuz gezegenler de sağlık ve düşmanlar açısından kişiye koruyucu etkiler verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesaretin temsilcisi gezegen Hint astrolojisinde Mars’tır. Yani Mars cesaretin karakasıdır. Bu yüzden kişinin ne kadar cesur olduğunu Mars’ın yıldız haritasındaki durumuna bakarak da anlamamız mümkündür. Bazı kişilerin yıldız haritasında Mars üçüncü evde yer alır. Bu da o kişinin cesaretinin çok yüksek olduğunu gösterir. Aynı şekilde üçüncü evde yerleşmiş olan Saturn gezegeninin de cesareti artırdığı kabul edilebilir. Ancak kişiyi gözü kara hale getirebilen bir yerleşim vardır ki, o da üçüncü evdeki Rahu’nun yerleşimidir. Bu durumda Ketu, Rahu’nun karşı evinde, yani dokuzuncu evde bulunacaktır. Güneş’in de üçüncü evde cesareti artıracağı düşünülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu sayılan gezegenlerden Jupiter üçüncü ev için pek iyi bir gezegen sayılmaz. Jupiter cesareti artıran bir gezegen değildir. Kişiye yavaşlık ve rehavet veren bir gezegen olduğundan cesaret duygusuyla pek uyuşmaz. Aynı şekilde Venüs ve Ay’da cesareti artıramazlar. Ancak bu iki gezegenin girişimleri artırabileceğini düşünebiliriz. Merkür ise içinde bulunduğu duruma göre bu evin konularını canlandırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesur kişilerin haritalarında yükselen burcun yöneticisinin üçüncü evde olduğuna sıkça rastlamaktayız. Bu yerleşim kişilikle cesaret konusunu birleştiren bir yerleşim olmaktadır. Aynı şekilde üçüncü evin yöneticisinin kişilikle ilgili evlerde bulunması ya da kişilikle ilgili gezegenlerle yapacağı kavuşum için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Cesaret evinin yöneticisinin hangi evde olduğu o kişinin hangi hayat alanında daha cesur olduğu konusunda bize ipucu verecektir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zR5ZmBHNI/AAAAAAAABA4/340PKPQ7o4I/s1600-h/sekil210208.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187251654877060306" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 326px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px" height="242" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zR5ZmBHNI/AAAAAAAABA4/340PKPQ7o4I/s400/sekil210208.jpg" width="347" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Örnek yıldız haritasında gördüğümüz gibi, bu kişinin yükselen burcu Akrep. Akrep sekizinci burç olduğu için Hint astrolojisinde yükselen burcun olduğu yerde 8 rakamıyla gösterilmiş. Akrep burcunun yöneticisi Mars ise üçüncü evde yerleşmiş. Bu yıldız haritası Kuzey Hindistan sistemine göre çizilmiş ve bu yüzden üçüncü evi hep aynı yerde görüyoruz. Bu sistemde evlerin yerleri değişmediği için evlerin değil burçların numaraları yazılır. Bu evde gördüğümüz 10 rakamı Oğlak burcunu ifade etmektedir. Bu yıldız haritasının sahibinin cesur bir kişi olduğunu düşünebiliriz. Çünkü hem yükselen burcun yöneticisi cesaret evinde, hem de Mars cesaretin karakası olarak aynı şekilde cesaret evinde bulunuyor. Yani cesareti artıran etkiler katlanmış oluyor. Diğer gezegenleri karışıklık yaratmasınlar diye yerleştirmedim. Başka bir yazıda başka bir hayat alanını incelemek üzere... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;                                                                                       Metin Özenbaş&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-317332057421007515?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/317332057421007515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=317332057421007515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/317332057421007515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/317332057421007515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/sadece-biraz-cesaret.html' title='Sadece biraz cesaret'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zRkJmBHMI/AAAAAAAABAw/ejjbf6qqiaM/s72-c/vucut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-6521827497660398428</id><published>2008-04-09T05:52:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T07:10:56.750-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Aşk yanlışları</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zNaJmBHKI/AAAAAAAABAg/gxpjRZy_NlA/s1600-h/Marrying-Your-Cousin-Increases-the-Death-Risk-for-the-Children-by-Over-Twice-2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5187246719959637154" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 235px; CURSOR: hand; HEIGHT: 260px" height="316" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zNaJmBHKI/AAAAAAAABAg/gxpjRZy_NlA/s400/Marrying-Your-Cousin-Increases-the-Death-Risk-for-the-Children-by-Over-Twice-2.jpg" width="300" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sonu hiç gelmeyecekmiş sandığımız aşk hikayeleri yaşarız. Aşk üzerine bir sürü kitap okur, aşk üzerine durmaksızın konuşuruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk biter mi, aşkın ömrü kaç yıldır, aşk herşeyi affeder mi?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu soruların yanında, bildiğimizi sandığımız ya da aslında hiç bilmediğimiz bazı gerçekler vardır. İşte 'sorun yok' sandığınızda, ilişkileri çıkmaza sokan beli başlı yanlışlar...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ: Eski partnerinize karşı hala güçlü hisleriniz varsa, yeni partnerinize aşık olamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aslında yanlış bir tez. Çünkü insanlar yaşamları boyunca birden fazla kişiye aşık olabilir. Eski partnerinize karşı hala güçlü hisler besliyorsanız, bu sizin kabahatiniz değil. Bu belki de yeni partnerinizde bulamadığınız ve alışkın olduğunuz bir takım özelliklerle ilgilidir. Bu sizin yeni partnerinize aşık olamayacağınız göstermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ: Doğru insan' ile karşılaşınca bunu kesinlikle anlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir partiye katılırsınız ve salonun öbür ucunda ayakta duran ve gözlerinizin içine bakan kişiyle birbiriniz için yaratıldığınızı düşünürsünüz. Peki ya buna inanıp ta sonradan yanıldığını görenler? Tanıştığınız birinin sizin ruh ikiziniz olduğunu düşünüp te hemen harkete geçmeyin, yanılma ihtimaliniz çok yüksektir çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ: Evlenmeden öncce birlikte yaşamak, aranızdaki bağı sağlamlaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftlerin yüzde 50'si evlenmeden önce birlikte yaşıyor. Fakat bu, boşanma oranını düşürmüyor. Hatta araştırmalar, evlenmeden önce aynı evi paylaşanların boşanma oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ: İdeal erkeğiniz birçok açıdan size benzer .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik uzmanları, etnik, dini ve başka benzerliklerin, uzun süreli ilişkilerin anahtarı olduğunu söyleseler de, bu gerçek değil. Bir ilişkinin süresi, ortak amaçlar ve birbirini tamamlayan karakterlerin buluşmasından geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ: Eşinizi seçerken gözü doymuş birini seçmek daha doğrudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar, hayatlarına giren erkeklerin kendilerinden önceki yaşamlarını dolu dolu yaşamalarının avantaj olduğunu düşünürler. Bundan emin olmayın, unutulmaması gereken bir nokta var ki, huylu huyundan vazgeçmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ: Kıskançlık, onun size değer verdiğinin en temel göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Erkek, sevdiği kadını sahiplendiği için kıskanır, normaldir" diye düşünenler vardır mutlaka. Kıskançlık, sevmek ve sahiplenmekten değil, kaybetme korkusu ve güven eksikliğinden kaynaklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YANLIŞ: İlişkinin başında kötü olan seks iyi yaşamı zamanla harika olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ilişkinin başlangıcının en tutkulu dönemi olduğu düşünülürse ve bu dönemde seks kötü gidiyorsa, ilişkinin devamında aynı kalması muhtemeldir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-6521827497660398428?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/6521827497660398428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=6521827497660398428' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6521827497660398428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6521827497660398428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/ak-yanllar.html' title='Aşk yanlışları'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_zNaJmBHKI/AAAAAAAABAg/gxpjRZy_NlA/s72-c/Marrying-Your-Cousin-Increases-the-Death-Risk-for-the-Children-by-Over-Twice-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2557988648123907769</id><published>2008-04-07T11:47:00.000-07:00</published><updated>2008-04-07T12:14:25.813-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cinsel Komik Kadınca Sorular'/><title type='text'>Soru: Penis, ayakkabı numarasının yarısı mı?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yanıt: Geleceğinizi bu düşüncelerle tüketmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: Sevgili Haydar abi. Biz ortaokul son sınıf öğrencisi beş kızız. Bizi bu konularda bilinçlendirdiğiniz için teşekkür ederiz. Bir şey sormak istiyoruz size. Bir erkeğin penisinin uzunluğunun ayakkabı numarasının yarısıyla eşdeğer olduğu söylentileri var. Bu doğru mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt: Sevgili kızlarım. Mektubunuzu okurken bir hayli güldüm. Önce olayı biraz karikatürize edelim. Diyelim ki eve kız istemeye bir damat geldi. Çıkardığı ayakkabıları ona çaktırmadan biri ayakkabı numarasına baktı. Genellikle bu numarayı gören eyvah diyecektir. Çünkü erkek ayakkabıların en küçüğü 40 numara. 45 ise ne yapacağız. Belki siz ayakkabı numarasını değil ayağın boyunu soruyor ya da düşünüyor olabilirsiniz. Bir biçimde ayaklarına çaktırmadan baktığınız eh olsa olsa olsa 20 cm. O zamanda vah vah mı diyeceksiniz? Değerli okurum ve değerli okurlarım. Eller gitti aya biz hâlâ yaya. Benim duyduğum daha niceleri var. Erkeklerde burun kadınlarda ağız ölçülerinin neyi anımsattığı ya da neye eşdeğer olduğu, erkeklerdeki ellerin ve parmaklarının uzunluğu neye uyduğu. Cinselliğin akıllarda neredeyse her şeyi belirli bir şey anımsatması hepimizin farkında olmadan cinsellik denizde kulaç attığımızı gösteriyor. Sevgili kızlarımız ortaokul son sınıftasınız. Daha önünüzde uzun yıllarınız var. Bu tür işlerle uğraşmayın. &lt;/div&gt;                                                                                            " Best Of Prf. Haydar Dümen "&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2557988648123907769?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2557988648123907769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2557988648123907769' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2557988648123907769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2557988648123907769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/soru-penis-ayakkab-numarasnn-yars-m.html' title='Soru: Penis, ayakkabı numarasının yarısı mı?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5679732879270848420</id><published>2008-04-04T10:04:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T10:05:00.953-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resimler / Pictures'/><title type='text'>Romantic Pictures 4</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed src="http://www.imageloop.com/looopSlider2.swf?id=b1e878d0-e050-11f1-824e-0015c5fcf618" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" allowScriptAccess="always" flashvars="c=01,01,02,01" width="500" height="350" style="width:500px;height:350px;" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width:500px;padding-top:3px;"&gt;&lt;a href="http://www.imageloop.com/setuplooop.htm" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_myo_new.gif" border="0" style="display:inline"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://slideshow-2.homeros99.imageloop.com" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_vap_new.gif" border="0" style="display:inline;vertical-align:top;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5679732879270848420?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5679732879270848420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5679732879270848420' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5679732879270848420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5679732879270848420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/romantic-pictures-4_04.html' title='Romantic Pictures 4'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8784602036852268804</id><published>2008-04-04T10:00:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T10:04:16.986-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe Şiirler'/><title type='text'>DAVET</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;Dörtnala gelip Uzak Asya'dan&lt;br /&gt;Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan&lt;br /&gt;bu memleket, bizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak&lt;br /&gt;ve ipek bir halıya benziyen toprak,&lt;br /&gt;bu cehennem, bu cennet bizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,&lt;br /&gt;yok edin insanın insana kulluğunu,&lt;br /&gt;bu dâvet bizim....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür&lt;br /&gt;ve bir orman gibi kardeşçesine,&lt;br /&gt;bu hasret bizim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet Ran&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8784602036852268804?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8784602036852268804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8784602036852268804' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8784602036852268804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8784602036852268804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/davet.html' title='DAVET'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4085139060283322715</id><published>2008-04-04T09:50:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T09:59:18.744-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='English Poems'/><title type='text'>INVITATION</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;Galloping from Far Asia and jutting out&lt;br /&gt;into the Mediterranean like a mare's head&lt;br /&gt;this country is ours.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wrists in blood, teeth clenched, feet bare&lt;br /&gt;and this soil spreading like a silk carpet,&lt;br /&gt;this hell, this paradise is ours.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shut the gates of plutocracy, don't let them open again,&lt;br /&gt;annihilate man's servitude to man,&lt;br /&gt;this invitation is ours..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To live like a tree single and at liberty&lt;br /&gt;and brotherly like the trees of a forest,&lt;br /&gt;this yearning is ours.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;translation by Fuat Engin&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4085139060283322715?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4085139060283322715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4085139060283322715' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4085139060283322715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4085139060283322715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/romantic-pictures-4.html' title='INVITATION'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-2391897072162591065</id><published>2008-04-04T09:36:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T09:37:09.932-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resimler / Pictures'/><title type='text'>Romantic Pictures 3</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed src="http://www.imageloop.com/looopSlider2.swf?id=7b260427-48bf-1a3c-8e9d-0015c5fcf618" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" allowScriptAccess="always" flashvars="c=01,01,02,01" width="450" height="325" style="width:450px;height:325px;" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width:450px;padding-top:3px;"&gt;&lt;a href="http://www.imageloop.com/setuplooop.htm" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_myo_new.gif" border="0" style="display:inline"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://slideshow-1.homeros99.imageloop.com" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_vap_new.gif" border="0" style="display:inline;vertical-align:top;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-2391897072162591065?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/2391897072162591065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=2391897072162591065' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2391897072162591065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/2391897072162591065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/romantic-pictures-3.html' title='Romantic Pictures 3'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-6816524102443196801</id><published>2008-04-04T09:20:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T09:21:45.742-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe Şiirler'/><title type='text'>AŞIK OLUP SEVİLMEMEK NEDENDİR?</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;Göz görse, gönül sever, aşık olur&lt;br /&gt;Kavuşmak tutkusu bir ateş yakar&lt;br /&gt;Hayal, gerçek birbirine karışır&lt;br /&gt;Bir an gelir hilal kaşlar çatılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzeller sevmiş, seveni olmaz&lt;br /&gt;Bilir ki, bu derde çare bulunmaz&lt;br /&gt;Seven aşık dert yükünü çeker de&lt;br /&gt;Aşık olup sevilmemek nedendir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutlar, ümitlerle dolu günler&lt;br /&gt;Sevinçler, kederlerle geçti günler&lt;br /&gt;Çok ama pek çok uğraştık yine de&lt;br /&gt;Aşk denen bilmeceyi çözemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan : Serdar Yıldırım&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-6816524102443196801?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/6816524102443196801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=6816524102443196801' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6816524102443196801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/6816524102443196801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/aik-olup-sevilmemek-nedendir.html' title='AŞIK OLUP SEVİLMEMEK NEDENDİR?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-329248576795249209</id><published>2008-04-04T09:18:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T09:19:42.220-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='English Poems'/><title type='text'>WHY FALLING IN LOVE WİTHOUT BEING LOVED?</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;If eyes see, heart likes and falls in love&lt;br /&gt;The passion to meet lights fire&lt;br /&gt;Reality and dream get mixed into each other&lt;br /&gt;One moment comes and arched eyebrows are frowned.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;He had loved a lot of beautiful ones without being loved&lt;br /&gt;He knows that there is no remedy for this trouble&lt;br /&gt;The lover also bears the trouble&lt;br /&gt;Why falling in love without being loved?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Days full of hope and expectation&lt;br /&gt;Passed with happiness and grief&lt;br /&gt;We had tried hard but too hard&lt;br /&gt;But couldn’t answer the riddle called love.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-329248576795249209?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/329248576795249209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=329248576795249209' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/329248576795249209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/329248576795249209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/why-falling-in-love-without-being-loved.html' title='WHY FALLING IN LOVE WİTHOUT BEING LOVED?'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-9066187797601874759</id><published>2008-04-04T09:15:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T09:16:16.825-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resimler / Pictures'/><title type='text'>Romantic Pictures 2</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed src="http://www.imageloop.com/looopSlider2.swf?id=115b9bc7-ab3c-1772-9cb7-0015c5fcf618" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" allowScriptAccess="always" flashvars="c=01,01,02,01" width="500" height="350" style="width:500px;height:350px;" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width:500px;padding-top:3px;"&gt;&lt;a href="http://www.imageloop.com/setuplooop.htm" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_myo_new.gif" border="0" style="display:inline"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.imageloop.com/slideshow/115b9bc7-ab3c-1772-9cb7-0015c5fcf618" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_vap_new.gif" border="0" style="display:inline;vertical-align:top;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-9066187797601874759?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/9066187797601874759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=9066187797601874759' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/9066187797601874759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/9066187797601874759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/romantic-pictures-2.html' title='Romantic Pictures 2'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1352406392283274571</id><published>2008-04-04T09:11:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T09:12:53.291-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe Şiirler'/><title type='text'>BİR TEK SEN VARSIN</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yıldızlar gökyüzünün tavanına asılmış&lt;br /&gt;Ansızın yanıp sönen birer mum ışığı&lt;br /&gt;Ağaçlar toprağın kara bağrından fırlamış&lt;br /&gt;Zamansız rüzgarlarla sallatırlar beşiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doyumsuz aşkınla aylar var ki kalbimdesin&lt;br /&gt;Seni ne kadar çok sevdiğimi bilmelisin&lt;br /&gt;Boş sözlere aldırma eller ne derse desin&lt;br /&gt;Seven kalpler yaşatacak aşklarla aşığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tek sen varsın benim için özlem doluyum&lt;br /&gt;Beklentim son bulsun artık bana gel bebeğim&lt;br /&gt;Öyle büyük olsun ki aşkın hayret edeyim&lt;br /&gt;Aşkın yanında sönük kalsın güneş ışığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan : Serdar Yıldırım&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1352406392283274571?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1352406392283274571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1352406392283274571' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1352406392283274571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1352406392283274571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/bir-tek-sen-varsin.html' title='BİR TEK SEN VARSIN'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-359382885461728064</id><published>2008-04-04T09:07:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T09:10:45.529-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='English Poems'/><title type='text'>YOU ARE THE ONE</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;The stars had hung to the sky’s roof&lt;br /&gt;As if they had been a glimmering candle light&lt;br /&gt;The trees had come out from the earth’s deep heart,&lt;br /&gt;Had got the cradle to wag with untimely wind.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You’ve been in my heart with your endless love for months&lt;br /&gt;You must know how much I love you&lt;br /&gt;Don’t care about nonsensical words, let strangers talk&lt;br /&gt;Loving hearts are making the lover live with love&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You are the one for me, I am ¤¤¤¤ of longing&lt;br /&gt;Come to me baby, make my expectancy end&lt;br /&gt;Have such a great love that astonishes me&lt;br /&gt;Let the sunshine become dull near your love.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-359382885461728064?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/359382885461728064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=359382885461728064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/359382885461728064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/359382885461728064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/you-are-one.html' title='YOU ARE THE ONE'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5346266011086034178</id><published>2008-04-04T07:17:00.001-07:00</published><updated>2008-04-04T07:36:44.329-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resimler / Pictures'/><title type='text'>Romantic Pictures 1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed src="http://www.imageloop.com/looopSlider2.swf?id=0bfa64fa-b19e-199a-b59a-0015c5fcf618" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" allowScriptAccess="always" flashvars="c=01,01,02,01" width="500" height="350" style="width:500px;height:350px;" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width:500px;padding-top:3px;"&gt;&lt;a href="http://www.imageloop.com/setuplooop.htm" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_myo_new.gif" border="0" style="display:inline"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://slideshow.homeros99.imageloop.com" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://www.imageloop.com/_img/bt_vap_new.gif" border="0" style="display:inline;vertical-align:top;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5346266011086034178?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5346266011086034178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5346266011086034178' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5346266011086034178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5346266011086034178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/romantic-pictures-1.html' title='Romantic Pictures 1'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8277927880981452928</id><published>2008-04-04T04:53:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T07:17:07.804-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkçe Şiirler'/><title type='text'>SENSİZ OLMAK İSTEMEM</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;İstemem dünyaları verseler&lt;br /&gt;Taçlar, tahtlar vaat etseler&lt;br /&gt;Kalmak istemem tek başıma sensiz, sessiz&lt;br /&gt;O kadar kolay değil senden vazgeçmek&lt;br /&gt;Istemem, sensiz olmak istemem.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8277927880981452928?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8277927880981452928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8277927880981452928' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8277927880981452928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8277927880981452928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/sensiz-olmak-istemem.html' title='SENSİZ OLMAK İSTEMEM'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1586471837807008210</id><published>2008-04-04T04:45:00.000-07:00</published><updated>2008-04-04T04:52:31.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='English Poems'/><title type='text'>I WOULDN’T LIKE TO BE WITHOUT YOU</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:130%;"&gt;I wouldn’t like the world if given&lt;br /&gt;If crowns and thrones were promised,&lt;br /&gt;I wouldn’t like to stay without you and quiet&lt;br /&gt;It is not so easy to desert you&lt;br /&gt;I wouldn’t like it, wouldn’t like to be without you.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1586471837807008210?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1586471837807008210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1586471837807008210' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1586471837807008210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1586471837807008210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/i-wouldnt-like-to-be-without-you.html' title='I WOULDN’T LIKE TO BE WITHOUT YOU'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1814561660347780144</id><published>2008-04-03T19:54:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:17:59.088-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Angel</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WYsJmBF6I/AAAAAAAAA2g/BdV6oAyvpvk/s1600-h/8677ogn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185218430244034466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="428" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WYsJmBF6I/AAAAAAAAA2g/BdV6oAyvpvk/s400/8677ogn.jpg" width="361" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://imdb.com/title/tt0783767/"&gt;http://imdb.com/title/tt0783767/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84718017/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part01.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84718017/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part01.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84718262/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part02.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84718262/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part02.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84718527/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part03.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84718527/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part03.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84718705/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part04.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84718705/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part04.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84718954/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part05.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84718954/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part05.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84719197/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part06.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84719197/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part06.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84719497/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part07.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84719497/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part07.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84719742/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part08.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84719742/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part08.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84719962/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part09.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84719962/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part09.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84720198/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part10.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84720198/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part10.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84720391/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part11.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84720391/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part11.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84720568/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part12.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84720568/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part12.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84720731/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part13.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84720731/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part13.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/84720894/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part14.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/84720894/Angel.DVDRip.XviD-BeStDiVx.part14.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1814561660347780144?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1814561660347780144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1814561660347780144' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1814561660347780144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1814561660347780144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/angel.html' title='Angel'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WYsJmBF6I/AAAAAAAAA2g/BdV6oAyvpvk/s72-c/8677ogn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-7720261447951844637</id><published>2008-04-03T19:49:00.001-07:00</published><updated>2008-04-09T12:18:28.440-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Stardust (Yıldız Tozu ) 2007</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WXepmBF5I/AAAAAAAAA2Y/vuvH04oj_mA/s1600-h/2000617462236625964_rs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185217098804172690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 337px; CURSOR: hand; HEIGHT: 458px; TEXT-ALIGN: center" height="445" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WXepmBF5I/AAAAAAAAA2Y/vuvH04oj_mA/s400/2000617462236625964_rs.jpg" width="313" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Download :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91517670/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part1.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91517670/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part1.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91516221/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part2.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91516221/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part2.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91517691/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part3.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91517691/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part3.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91516237/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part4.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91516237/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part4.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91516250/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part5.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91516250/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part5.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91517349/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part6.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91517349/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part6.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91516236/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part7.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91516236/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part7.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/91516203/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part8.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/91516203/Stardust__2007__Dvdrip__Eng_.part8.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;altyazısı&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.subtitlez.com/subtitlez.aspx?id=8487"&gt;http://www.subtitlez.com/subtitlez.aspx?id=8487&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Rar Şifresi : warez-bb.org &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-7720261447951844637?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/7720261447951844637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=7720261447951844637' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7720261447951844637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7720261447951844637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/stardust-yldz-tozu-2007.html' title='Stardust (Yıldız Tozu ) 2007'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WXepmBF5I/AAAAAAAAA2Y/vuvH04oj_mA/s72-c/2000617462236625964_rs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1445679675293640185</id><published>2008-04-03T19:42:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:18:41.995-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Kisses And Caroms</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WWK5mBF4I/AAAAAAAAA2Q/FM8pXthqAkc/s1600-h/3yphb0l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185215659990128514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="424" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WWK5mBF4I/AAAAAAAAA2Q/FM8pXthqAkc/s400/3yphb0l.jpg" width="429" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://imdb.com/title/tt0381341/"&gt;http://imdb.com/title/tt0381341/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/85962522/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part1.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/85962522/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part1.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/85962695/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part2.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/85962695/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part2.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/85962883/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part3.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/85962883/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part3.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/85963095/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part4.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/85963095/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part4.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/85963321/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part5.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/85963321/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part5.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/85963495/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part6.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/85963495/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part6.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/85962343/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part7.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/85962343/elia-kisses.and.caroms-dvdrip.part7.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1445679675293640185?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1445679675293640185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1445679675293640185' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1445679675293640185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1445679675293640185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/kisses-and-caroms.html' title='Kisses And Caroms'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WWK5mBF4I/AAAAAAAAA2Q/FM8pXthqAkc/s72-c/3yphb0l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8794077228644772280</id><published>2008-04-03T19:35:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:18:54.306-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Margot At The Wedding</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WUZZmBF3I/AAAAAAAAA2I/o1joU6hutW4/s1600-h/margot.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185213710074976114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="437" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WUZZmBF3I/AAAAAAAAA2I/o1joU6hutW4/s400/margot.jpg" width="329" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://d01.megashares.com/?d01=bedbba1"&gt;http://d01.megashares.com/?d01=bedbba1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ya da/or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/89202074/lcy-margot.part1.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/89202074/lcy-margot.part1.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/89202112/lcy-margot.part2.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/89202112/lcy-margot.part2.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/89202232/lcy-margot.part3.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/89202232/lcy-margot.part3.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/89202311/lcy-margot.part4.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/89202311/lcy-margot.part4.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/89202309/lcy-margot.part5.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/89202309/lcy-margot.part5.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/89202332/lcy-margot.part6.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/89202332/lcy-margot.part6.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/89202304/lcy-margot.part7.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/89202304/lcy-margot.part7.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;ya da/or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei6bf69f676b519eec89831104b5980e5f/lcy-margot.part7.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei6bf69f676b519eec89831104b5980e5f/lcy-margot.part7.rar.htm&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei04844a63c3d0d1802028fec27eaf35fa/lcy-margot.part6.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei04844a63c3d0d1802028fec27eaf35fa/lcy-margot.part6.rar.htm&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei9e19e5a25e9f261abf2d0f99526a31af/lcy-margot.part5.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei9e19e5a25e9f261abf2d0f99526a31af/lcy-margot.part5.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei4af27b325a3e2956f5dfdf23e2290491/lcy-margot.part4.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei4af27b325a3e2956f5dfdf23e2290491/lcy-margot.part4.rar.htm&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateia9431cd0a748886c885c8a573ef2b41d/lcy-margot.part3.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateia9431cd0a748886c885c8a573ef2b41d/lcy-margot.part3.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateib3b66bb4b19ad7beb677b5e793103702/lcy-margot.part2.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateib3b66bb4b19ad7beb677b5e793103702/lcy-margot.part2.rar.htm&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei6e1a7e74035c625da917e3d06fba4f7a/lcy-margot.part1.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei6e1a7e74035c625da917e3d06fba4f7a/lcy-margot.part1.rar.htm&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;ya da/or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/ce23d5"&gt;http://www.filefactory.com/file/ce23d5&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/b9bd71"&gt;http://www.filefactory.com/file/b9bd71&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/0271ad"&gt;http://www.filefactory.com/file/0271ad&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/f39ca5"&gt;http://www.filefactory.com/file/f39ca5&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/c33800"&gt;http://www.filefactory.com/file/c33800&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/d88273"&gt;http://www.filefactory.com/file/d88273&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/8dd410"&gt;http://www.filefactory.com/file/8dd410&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8794077228644772280?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8794077228644772280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8794077228644772280' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8794077228644772280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8794077228644772280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/margot-at-wedding.html' title='Margot At The Wedding'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_WUZZmBF3I/AAAAAAAAA2I/o1joU6hutW4/s72-c/margot.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5471939578942269796</id><published>2008-04-03T17:18:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:19:04.062-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>August Rush</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_V0iZmBF2I/AAAAAAAAA2A/uRPu8VzhC2M/s1600-h/2006339130241564389_rs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185178680321709922" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_V0iZmBF2I/AAAAAAAAA2A/uRPu8VzhC2M/s400/2006339130241564389_rs.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://imdb.com/title/tt0426931/"&gt;http://imdb.com/title/tt0426931/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netfolder.in/c81fc3a/August.Rush.DVDR-Replica"&gt;http://netfolder.in/c81fc3a/August.Rush.DVDR-Replica&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5471939578942269796?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5471939578942269796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5471939578942269796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5471939578942269796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5471939578942269796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/august-rush.html' title='August Rush'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_V0iZmBF2I/AAAAAAAAA2A/uRPu8VzhC2M/s72-c/2006339130241564389_rs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-5643646712639512708</id><published>2008-04-03T16:07:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:19:42.994-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Fool`s gold / Altın şans ( 2008 )</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VjhZmBF1I/AAAAAAAAA14/Tag5G-TuJFM/s1600-h/W0myY7ruti.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185159971444168530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 366px; CURSOR: hand; HEIGHT: 478px; TEXT-ALIGN: center" height="460" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VjhZmBF1I/AAAAAAAAA14/Tag5G-TuJFM/s400/W0myY7ruti.jpg" width="345" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Format: DVD Video&lt;br /&gt;Görüntü: CAMRip&lt;br /&gt;FPS: 1200Kbps, 352×288&lt;br /&gt;Ses: MP3, 128Kbps&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Download :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92947150/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part01.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92947150/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part01.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92948158/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part02.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92948158/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part02.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92948208/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part03.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92948208/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part03.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92948327/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part04.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92948327/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part04.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92948352/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part05.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92948352/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part05.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92948504/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part06.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92948504/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part06.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92948698/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part07.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92948698/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part07.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92948781/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part08.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92948781/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part08.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/92949350/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part09.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/92949350/Gold.Fuck.Styanulo.Ru.Epidem.Ru.part09.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-5643646712639512708?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/5643646712639512708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=5643646712639512708' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5643646712639512708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/5643646712639512708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/fools-gold-altn-ans-2008.html' title='Fool`s gold / Altın şans ( 2008 )'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VjhZmBF1I/AAAAAAAAA14/Tag5G-TuJFM/s72-c/W0myY7ruti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-7907676691383369342</id><published>2008-04-03T15:33:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:19:53.623-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>The Diving Bell and the Butterfly</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_Vet5mBF0I/AAAAAAAAA1w/MJ33OpBGBVE/s1600-h/snm6ww.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185154688634394434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 422px; CURSOR: hand; HEIGHT: 469px; TEXT-ALIGN: center" height="440" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_Vet5mBF0I/AAAAAAAAA1w/MJ33OpBGBVE/s400/snm6ww.jpg" width="352" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://imdb.com/title/tt0401383"&gt;http://imdb.com/title/tt0401383&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rs-layer.com/directory-8808-hzulzd4b.html"&gt;http://rs-layer.com/directory-8808-hzulzd4b.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;or / yada&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei53d0cb9bbe798030ac2cb8b621a6bbb9/dmt-bell.part8.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei53d0cb9bbe798030ac2cb8b621a6bbb9/dmt-bell.part8.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei4fe281f4d1ba6d8b2a9590575b664218/dmt-bell.part7.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei4fe281f4d1ba6d8b2a9590575b664218/dmt-bell.part7.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei63bde462ba6a147fb5b89fb0c831bbe6/dmt-bell.part6.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei63bde462ba6a147fb5b89fb0c831bbe6/dmt-bell.part6.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei8136d9480d8ed4439f1e01eed796bc80/dmt-bell.part5.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei8136d9480d8ed4439f1e01eed796bc80/dmt-bell.part5.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei12aec34444c255a671d27bd204dc7ad7/dmt-bell.part4.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei12aec34444c255a671d27bd204dc7ad7/dmt-bell.part4.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateibec6be14bd2d19c91b434e67a881b9fe/dmt-bell.part3.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateibec6be14bd2d19c91b434e67a881b9fe/dmt-bell.part3.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei9114475ce21776759d199a3240983c12/dmt-bell.part2.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei9114475ce21776759d199a3240983c12/dmt-bell.part2.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateicb1e7b50f724163e0a7d808d9ff6a999/dmt-bell.part1.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateicb1e7b50f724163e0a7d808d9ff6a999/dmt-bell.part1.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;or / yada&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=CIKKHQLL"&gt;http://www.megaupload.com/?d=CIKKHQLL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=FY14R3R2"&gt;http://www.megaupload.com/?d=FY14R3R2&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=OFVG78QZ"&gt;http://www.megaupload.com/?d=OFVG78QZ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=8G7K8BD9"&gt;http://www.megaupload.com/?d=8G7K8BD9&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=8RTKMFA0"&gt;http://www.megaupload.com/?d=8RTKMFA0&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=6KRXV29X"&gt;http://www.megaupload.com/?d=6KRXV29X&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=MDHV0KZQ"&gt;http://www.megaupload.com/?d=MDHV0KZQ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=ZUYSMQOK"&gt;http://www.megaupload.com/?d=ZUYSMQOK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;or / yada&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/7ed2c8"&gt;http://www.filefactory.com/file/7ed2c8&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/30a5df"&gt;http://www.filefactory.com/file/30a5df&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/be86d5"&gt;http://www.filefactory.com/file/be86d5&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/d5c6ce"&gt;http://www.filefactory.com/file/d5c6ce&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/c6e821"&gt;http://www.filefactory.com/file/c6e821&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/a59a75"&gt;http://www.filefactory.com/file/a59a75&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/3b23fb"&gt;http://www.filefactory.com/file/3b23fb&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/940f52"&gt;http://www.filefactory.com/file/940f52&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rar Pass: areg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei92f389b64ef088d092617f76a994533f/The.Diving.Bell.and.the.Butterfly.LIMITED.DVDRip.XviD-DMT.part2.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei92f389b64ef088d092617f76a994533f/The.Diving.Bell.and.the.Butterfly.LIMITED.DVDRip.XviD-DMT.part2.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei573293a2829f305103b72b89fd928c3a/The.Diving.Bell.and.the.Butterfly.LIMITED.DVDRip.XviD-DMT.part1.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei573293a2829f305103b72b89fd928c3a/The.Diving.Bell.and.the.Butterfly.LIMITED.DVDRip.XviD-DMT.part1.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-7907676691383369342?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/7907676691383369342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=7907676691383369342' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7907676691383369342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/7907676691383369342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/diving-bell-and-butterfly.html' title='The Diving Bell and the Butterfly'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_Vet5mBF0I/AAAAAAAAA1w/MJ33OpBGBVE/s72-c/snm6ww.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-1621762391131274641</id><published>2008-04-03T15:23:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:20:02.116-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>The Hottest State</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VZo5mBFzI/AAAAAAAAA1k/hQTM3ZvACwU/s1600-h/2003479541577749343_rs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185149105176909618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="423" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VZo5mBFzI/AAAAAAAAA1k/hQTM3ZvACwU/s400/2003479541577749343_rs.jpg" width="313" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://imdb.com/title/tt0496319/"&gt;http://imdb.com/title/tt0496319/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/74784963/sph-hotstate.part1.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/74784963/sph-hotstate.part1.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/74783753/sph-hotstate.part2.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/74783753/sph-hotstate.part2.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/74784300/sph-hotstate.part3.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/74784300/sph-hotstate.part3.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/74784387/sph-hotstate.part4.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/74784387/sph-hotstate.part4.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/73262901/sph-hotstate.part5.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/73262901/sph-hotstate.part5.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/73262930/sph-hotstate.part6.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/73262930/sph-hotstate.part6.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/73262968/sph-hotstate.part7.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/73262968/sph-hotstate.part7.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rar Pass : areg &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-1621762391131274641?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/1621762391131274641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=1621762391131274641' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1621762391131274641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/1621762391131274641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/hottest-state.html' title='The Hottest State'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VZo5mBFzI/AAAAAAAAA1k/hQTM3ZvACwU/s72-c/2003479541577749343_rs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8861989473971579362</id><published>2008-04-03T15:16:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:20:11.638-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Magic Boy</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VYO5mBFyI/AAAAAAAAA1c/g8VEuxHI9hE/s1600-h/1zvr3ap.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185147558988683042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="421" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VYO5mBFyI/AAAAAAAAA1c/g8VEuxHI9hE/s400/1zvr3ap.jpg" width="331" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://imdb.com/title/tt1098218/"&gt;http://imdb.com/title/tt1098218/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateic81d12fa8c271ec18726e8350242b249/Magic.Boy.2007.DVDRip.XviD-WZW.part2.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/dateic81d12fa8c271ec18726e8350242b249/Magic.Boy.2007.DVDRip.XviD-WZW.part2.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei9e1960c04a8bb0a26f803a65fcf09ce8/Magic.Boy.2007.DVDRip.XviD-WZW.part1.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei9e1960c04a8bb0a26f803a65fcf09ce8/Magic.Boy.2007.DVDRip.XviD-WZW.part1.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8861989473971579362?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8861989473971579362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8861989473971579362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8861989473971579362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8861989473971579362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/magic-boy.html' title='Magic Boy'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VYO5mBFyI/AAAAAAAAA1c/g8VEuxHI9hE/s72-c/1zvr3ap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4147169859805829132</id><published>2008-04-03T15:12:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:20:31.818-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>The.Orphanage.DVDRip.iKA</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VWtZmBFxI/AAAAAAAAA1U/gnRocqOLWeQ/s1600-h/2000882507498165086_rs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185145883951437586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="418" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VWtZmBFxI/AAAAAAAAA1U/gnRocqOLWeQ/s400/2000882507498165086_rs.jpg" width="330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Download :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421411/ika-orphanage.part01.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421411/ika-orphanage.part01.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421333/ika-orphanage.part02.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421333/ika-orphanage.part02.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421391/ika-orphanage.part03.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421391/ika-orphanage.part03.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421372/ika-orphanage.part04.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421372/ika-orphanage.part04.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421381/ika-orphanage.part05.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421381/ika-orphanage.part05.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421345/ika-orphanage.part06.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421345/ika-orphanage.part06.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421385/ika-orphanage.part07.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421385/ika-orphanage.part07.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421373/ika-orphanage.part08.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421373/ika-orphanage.part08.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421414/ika-orphanage.part09.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421414/ika-orphanage.part09.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421330/ika-orphanage.part10.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421330/ika-orphanage.part10.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421353/ika-orphanage.part11.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421353/ika-orphanage.part11.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421384/ika-orphanage.part12.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421384/ika-orphanage.part12.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421383/ika-orphanage.part13.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421383/ika-orphanage.part13.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421371/ika-orphanage.part14.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421371/ika-orphanage.part14.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/97421162/ika-orphanage.part15.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/97421162/ika-orphanage.part15.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4147169859805829132?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4147169859805829132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4147169859805829132' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4147169859805829132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4147169859805829132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/theorphanagedvdripika.html' title='The.Orphanage.DVDRip.iKA'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VWtZmBFxI/AAAAAAAAA1U/gnRocqOLWeQ/s72-c/2000882507498165086_rs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-935507021826140129</id><published>2008-04-03T15:04:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:20:58.602-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Crime Fiction</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VUwZmBFwI/AAAAAAAAA1M/MIgbL0fILIY/s1600-h/2zhmz4k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185143736467789570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="450" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VUwZmBFwI/AAAAAAAAA1M/MIgbL0fILIY/s400/2zhmz4k.jpg" width="448" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://imdb.com/title/tt0481497/"&gt;http://imdb.com/title/tt0481497/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rs-layer.com/directory-8369-bkf9zf2f.html"&gt;http://rs-layer.com/directory-8369-bkf9zf2f.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;or / yada&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/c0b4ec"&gt;http://www.filefactory.com/file/c0b4ec&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/8c09af"&gt;http://www.filefactory.com/file/8c09af&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/c16113"&gt;http://www.filefactory.com/file/c16113&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/d91419"&gt;http://www.filefactory.com/file/d91419&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/66e678"&gt;http://www.filefactory.com/file/66e678&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/f02efb"&gt;http://www.filefactory.com/file/f02efb&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/b52483"&gt;http://www.filefactory.com/file/b52483&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/4168b1"&gt;http://www.filefactory.com/file/4168b1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;or / yada&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei4afdd59f7548146ff7d58479e92a3168/vmt-cfiction.part1.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei4afdd59f7548146ff7d58479e92a3168/vmt-cfiction.part1.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei899bc62e1800a8c3c67ce9b8c93b545f/vmt-cfiction.part2.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei899bc62e1800a8c3c67ce9b8c93b545f/vmt-cfiction.part2.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateibeb2799f51fde693e859b5e56d6925a0/vmt-cfiction.part3.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateibeb2799f51fde693e859b5e56d6925a0/vmt-cfiction.part3.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateiff3dbdead8ca6cd8af581766fbfc7ec1/vmt-cfiction.part4.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateiff3dbdead8ca6cd8af581766fbfc7ec1/vmt-cfiction.part4.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei406f7171707ceb64859d5e041ce03a9a/vmt-cfiction.part5.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei406f7171707ceb64859d5e041ce03a9a/vmt-cfiction.part5.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateia5563c20af0efa3d2f2fb63b0989b961/vmt-cfiction.part6.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateia5563c20af0efa3d2f2fb63b0989b961/vmt-cfiction.part6.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei4edbc5fee653520edf497399e2bd446c/vmt-cfiction.part7.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei4edbc5fee653520edf497399e2bd446c/vmt-cfiction.part7.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei951e030f793f1c62a817ef1e7699665f/vmt-cfiction.part8.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei951e030f793f1c62a817ef1e7699665f/vmt-cfiction.part8.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rar Pass: areg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei1b13da41a83a1e8b36b4686b10f3cbc8/Crime.Fiction.2007.DVDRip.XviD-VoMiT.part1.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei1b13da41a83a1e8b36b4686b10f3cbc8/Crime.Fiction.2007.DVDRip.XviD-VoMiT.part1.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateie4170d5543a212b4bd6dc379aebced75/Crime.Fiction.2007.DVDRip.XviD-VoMiT.part2.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/dateie4170d5543a212b4bd6dc379aebced75/Crime.Fiction.2007.DVDRip.XviD-VoMiT.part2.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-935507021826140129?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/935507021826140129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=935507021826140129' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/935507021826140129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/935507021826140129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/crime-fiction.html' title='Crime Fiction'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VUwZmBFwI/AAAAAAAAA1M/MIgbL0fILIY/s72-c/2zhmz4k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4752763135120655836</id><published>2008-04-03T14:57:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:21:07.439-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>The Good Girl</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VTRZmBFvI/AAAAAAAAA1E/VVX9LlTL6bo/s1600-h/2ib2g4h.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185142104380217074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="426" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VTRZmBFvI/AAAAAAAAA1E/VVX9LlTL6bo/s400/2ib2g4h.jpg" width="301" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://us.imdb.com/title/tt0279113/"&gt;http://us.imdb.com/title/tt0279113/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Download :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rs-layer.com/directory-8816-khvtiimb.html"&gt;http://rs-layer.com/directory-8816-khvtiimb.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da / or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/283996"&gt;http://www.filefactory.com/file/283996&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/ba9e00"&gt;http://www.filefactory.com/file/ba9e00&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/16a94a"&gt;http://www.filefactory.com/file/16a94a&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/ece2f4"&gt;http://www.filefactory.com/file/ece2f4&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/c8c01d"&gt;http://www.filefactory.com/file/c8c01d&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/329d32"&gt;http://www.filefactory.com/file/329d32&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/56ff6b"&gt;http://www.filefactory.com/file/56ff6b&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/b61452"&gt;http://www.filefactory.com/file/b61452&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da / or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=9AW58PTU"&gt;http://www.megaupload.com/?d=9AW58PTU&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=CRFBLRMH"&gt;http://www.megaupload.com/?d=CRFBLRMH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=UMZJ9H3E"&gt;http://www.megaupload.com/?d=UMZJ9H3E&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=WLV9URQH"&gt;http://www.megaupload.com/?d=WLV9URQH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=4YGHVQK6"&gt;http://www.megaupload.com/?d=4YGHVQK6&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=YQU92PPH"&gt;http://www.megaupload.com/?d=YQU92PPH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=WZL5M8GQ"&gt;http://www.megaupload.com/?d=WZL5M8GQ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=911HARTW"&gt;http://www.megaupload.com/?d=911HARTW&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da / or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateie70ace329c618f2195fe78996b31c61f/dvl-ja.part8.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateie70ace329c618f2195fe78996b31c61f/dvl-ja.part8.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateia3e4e915934170b3bd7b0ac6a20394f8/dvl-ja.part7.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateia3e4e915934170b3bd7b0ac6a20394f8/dvl-ja.part7.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei6d16d1e0833cd745fe64b595ed16eb4c/dvl-ja.part6.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei6d16d1e0833cd745fe64b595ed16eb4c/dvl-ja.part6.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateieceb620b5b5fae6baf60ce97012323a7/dvl-ja.part5.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateieceb620b5b5fae6baf60ce97012323a7/dvl-ja.part5.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateibdf4fc9ad3f9fb0e122aa77071abaae6/dvl-ja.part4.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateibdf4fc9ad3f9fb0e122aa77071abaae6/dvl-ja.part4.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei6632a5158d56fe13454efdb3bea55187/dvl-ja.part3.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei6632a5158d56fe13454efdb3bea55187/dvl-ja.part3.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateicc05afdd8785a9f1e65c196de78aaabc/dvl-ja.part2.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateicc05afdd8785a9f1e65c196de78aaabc/dvl-ja.part2.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateib47f1e6d36dec0583d0e959fe1d6d512/dvl-ja.part1.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateib47f1e6d36dec0583d0e959fe1d6d512/dvl-ja.part1.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rar Pass : areg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateiaf034785e746866b168ca59c5f2936c6/The.Good.Girl.DVDRip.XviD-DVL.part2.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/dateiaf034785e746866b168ca59c5f2936c6/The.Good.Girl.DVDRip.XviD-DVL.part2.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateidfb273f192d95ac3fa3d05002c3a1505/The.Good.Girl.DVDRip.XviD-DVL.part1.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/dateidfb273f192d95ac3fa3d05002c3a1505/The.Good.Girl.DVDRip.XviD-DVL.part1.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4752763135120655836?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4752763135120655836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4752763135120655836' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4752763135120655836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4752763135120655836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/good-girl.html' title='The Good Girl'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VTRZmBFvI/AAAAAAAAA1E/VVX9LlTL6bo/s72-c/2ib2g4h.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-4909270831971174349</id><published>2008-04-03T14:51:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:21:19.158-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>The Cook UNRATED DVDRip ( 2008 )</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VRy5mBFuI/AAAAAAAAA08/9thgeHWRkI8/s1600-h/a40.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185140480882579170" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 360px; CURSOR: hand; HEIGHT: 444px; TEXT-ALIGN: center" height="438" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VRy5mBFuI/AAAAAAAAA08/9thgeHWRkI8/s400/a40.png" width="330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Download :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102899712/prv-thc.dvdrip.xvid.sample.avi"&gt;http://rapidshare.com/files/102899712/prv-thc.dvdrip.xvid.sample.avi&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102918407/prv-thc.dvdrip.xvid.part1.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/102918407/prv-thc.dvdrip.xvid.part1.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102918619/prv-thc.dvdrip.xvid.part2.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/102918619/prv-thc.dvdrip.xvid.part2.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102917517/prv-thc.dvdrip.xvid.part3.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/102917517/prv-thc.dvdrip.xvid.part3.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102917673/prv-thc.dvdrip.xvid.part4.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/102917673/prv-thc.dvdrip.xvid.part4.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102917848/prv-thc.dvdrip.xvid.part5.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/102917848/prv-thc.dvdrip.xvid.part5.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102918014/prv-thc.dvdrip.xvid.part6.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/102918014/prv-thc.dvdrip.xvid.part6.rar&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/102918201/prv-thc.dvdrip.xvid.part7.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/102918201/prv-thc.dvdrip.xvid.part7.rar&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-4909270831971174349?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/4909270831971174349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=4909270831971174349' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4909270831971174349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/4909270831971174349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/cook-unrated-dvdrip-2008.html' title='The Cook UNRATED DVDRip ( 2008 )'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VRy5mBFuI/AAAAAAAAA08/9thgeHWRkI8/s72-c/a40.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-232354317624579724.post-8693456628398584032</id><published>2008-04-03T14:40:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T12:21:29.223-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romantik Sinema'/><title type='text'>Love in the Time of Cholera</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VPnZmBFtI/AAAAAAAAA00/Hc1hnz3PsQs/s1600-h/2005949432556966886_rs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5185138084290827986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="432" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VPnZmBFtI/AAAAAAAAA00/Hc1hnz3PsQs/s400/2005949432556966886_rs.jpg" width="304" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://imdb.com/title/tt0484740/"&gt;http://imdb.com/title/tt0484740/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Download :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rs-layer.com/directory-9461-87nhxttf.html"&gt;http://rs-layer.com/directory-9461-87nhxttf.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Download :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015285/dmd-cholera.part01.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015285/dmd-cholera.part01.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015342/dmd-cholera.part02.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015342/dmd-cholera.part02.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015383/dmd-cholera.part03.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015383/dmd-cholera.part03.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015449/dmd-cholera.part04.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015449/dmd-cholera.part04.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015507/dmd-cholera.part05.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015507/dmd-cholera.part05.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015533/dmd-cholera.part06.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015533/dmd-cholera.part06.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015518/dmd-cholera.part07.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015518/dmd-cholera.part07.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015661/dmd-cholera.part08.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015661/dmd-cholera.part08.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015607/dmd-cholera.part09.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015607/dmd-cholera.part09.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015793/dmd-cholera.part10.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015793/dmd-cholera.part10.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015664/dmd-cholera.part11.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015664/dmd-cholera.part11.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015745/dmd-cholera.part12.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015745/dmd-cholera.part12.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015801/dmd-cholera.part13.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015801/dmd-cholera.part13.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/96015768/dmd-cholera.part14.rar"&gt;http://rapidshare.com/files/96015768/dmd-cholera.part14.rar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da / or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/7365da"&gt;http://www.filefactory.com/file/7365da&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/4aa6dd"&gt;http://www.filefactory.com/file/4aa6dd&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/a5b643"&gt;http://www.filefactory.com/file/a5b643&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/acc9a0"&gt;http://www.filefactory.com/file/acc9a0&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/dbc251"&gt;http://www.filefactory.com/file/dbc251&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/fc777c"&gt;http://www.filefactory.com/file/fc777c&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/6b05a0"&gt;http://www.filefactory.com/file/6b05a0&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/81f8ac"&gt;http://www.filefactory.com/file/81f8ac&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/395322"&gt;http://www.filefactory.com/file/395322&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/0fced3"&gt;http://www.filefactory.com/file/0fced3&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/a69a7c"&gt;http://www.filefactory.com/file/a69a7c&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/78a5b1"&gt;http://www.filefactory.com/file/78a5b1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/b3594c"&gt;http://www.filefactory.com/file/b3594c&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filefactory.com/file/e96586"&gt;http://www.filefactory.com/file/e96586&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da / or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=HEDZYEOC"&gt;http://www.megaupload.com/?d=HEDZYEOC&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=VBAKA3D9"&gt;http://www.megaupload.com/?d=VBAKA3D9&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=PYO2GEPU"&gt;http://www.megaupload.com/?d=PYO2GEPU&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=OHZQP5VX"&gt;http://www.megaupload.com/?d=OHZQP5VX&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=LUVDGQ7D"&gt;http://www.megaupload.com/?d=LUVDGQ7D&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=0V3DWLDH"&gt;http://www.megaupload.com/?d=0V3DWLDH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=LPHLII6Y"&gt;http://www.megaupload.com/?d=LPHLII6Y&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=OE2PYPOT"&gt;http://www.megaupload.com/?d=OE2PYPOT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=OJH7CX13"&gt;http://www.megaupload.com/?d=OJH7CX13&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=6EQ6HEW0"&gt;http://www.megaupload.com/?d=6EQ6HEW0&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=H0MDTZN3"&gt;http://www.megaupload.com/?d=H0MDTZN3&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=57K8SI2W"&gt;http://www.megaupload.com/?d=57K8SI2W&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=P15V8RZZ"&gt;http://www.megaupload.com/?d=P15V8RZZ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.megaupload.com/?d=BG3XRGE4"&gt;http://www.megaupload.com/?d=BG3XRGE4&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da / or&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei1a27270959f47ee61846721f69ec6855/dmd-cholera.part14.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei1a27270959f47ee61846721f69ec6855/dmd-cholera.part14.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei10633dd84177869e5cbe12ea51b94192/dmd-cholera.part13.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei10633dd84177869e5cbe12ea51b94192/dmd-cholera.part13.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei976dd7910b9f92ecabec7bba47fb9c37/dmd-cholera.part12.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei976dd7910b9f92ecabec7bba47fb9c37/dmd-cholera.part12.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateic96771d9856560b71e32eb3a9a78bc15/dmd-cholera.part11.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateic96771d9856560b71e32eb3a9a78bc15/dmd-cholera.part11.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateid0358092223c0d1307fbd0ee3ce60056/dmd-cholera.part10.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateid0358092223c0d1307fbd0ee3ce60056/dmd-cholera.part10.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei6c990160c284f082a8b94597288c0db6/dmd-cholera.part09.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei6c990160c284f082a8b94597288c0db6/dmd-cholera.part09.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei3a068f568dcfd7c0bfa8256a6ffb0b06/dmd-cholera.part08.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei3a068f568dcfd7c0bfa8256a6ffb0b06/dmd-cholera.part08.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei20658c08bba160437a462e759a4e7487/dmd-cholera.part07.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei20658c08bba160437a462e759a4e7487/dmd-cholera.part07.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/dateic96271571d44c96e3854f87a8a001138/dmd-cholera.part06.rar.htm"&gt;http://netload.in/dateic96271571d44c96e3854f87a8a001138/dmd-cholera.part06.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei23b09faa54a0b92614fe8ff855d95824/dmd-cholera.part05.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei23b09faa54a0b92614fe8ff855d95824/dmd-cholera.part05.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei08d4efd2818254708b7b74f69959127e/dmd-cholera.part04.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei08d4efd2818254708b7b74f69959127e/dmd-cholera.part04.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei43b276575084f26458274283ce2ca27a/dmd-cholera.part03.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei43b276575084f26458274283ce2ca27a/dmd-cholera.part03.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei4f8244dd65037df96815381c3fe938ae/dmd-cholera.part02.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei4f8244dd65037df96815381c3fe938ae/dmd-cholera.part02.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei6a5122a70fa0307c47102788f722651e/dmd-cholera.part01.rar.htm"&gt;http://netload.in/datei6a5122a70fa0307c47102788f722651e/dmd-cholera.part01.rar.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rar pass : areg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei081baac178d5cab4c61086994033b7db/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part4.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei081baac178d5cab4c61086994033b7db/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part4.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei7773b4e143ffb41a5bf5562ff4d7430d/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part3.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei7773b4e143ffb41a5bf5562ff4d7430d/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part3.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei2cbd68a21b95604e3836b41f9a2a680e/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part2.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei2cbd68a21b95604e3836b41f9a2a680e/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part2.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://netload.in/datei16af588597d49917795ebd19a23b27d9/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part1.rar.htm"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://netload.in/datei16af588597d49917795ebd19a23b27d9/Love.in.the.Time.of.Cholera.DVDRip.XviD-DiAMOND.part1.rar.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/232354317624579724-8693456628398584032?l=www.kadininsesi.net' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kadininsesi.net/feeds/8693456628398584032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=232354317624579724&amp;postID=8693456628398584032' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8693456628398584032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/232354317624579724/posts/default/8693456628398584032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kadininsesi.net/2008/04/love-in-time-of-cholera.html' title='Love in the Time of Cholera'/><author><name>video ,  resim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11106126345099506600</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/SLeSD3G2XQI/AAAAAAAABvA/dNbGSc8Rrhw/S220/!cid_008a01c8f866%248516dd80%244f140c0a%40t275tm5me.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_y7qLEV2STc0/R_VPnZmBFtI/AAAAAAAAA00/Hc1hnz3PsQs/s72-c/2005949432556966886_rs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
